Yazarlar Bosnom

Bosnom

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı

Dino Merlin, 1989 yılında çıkan albümünde yer alan o meşhur şarkısı ''Bosnom behar probeharao''da şöyle diyordu: ''Bosna''mda çiçekler açtı / hayat beni düş kırıklığına uğrattı / her yerdeki çiçekler onun gibi kokuyor / ve onu içime çekiyorum''

Bu, burada bir dursun.

Bosna''daki eylemlerden haberdar olmuşsunuzdur. İşi vandalizme vardıran sokak eylemlerinde binalar yandı, arabalar parçalandı, yüzlerce insan yaralandı. Bu ahval içerisinde yanlış soru, ''Bosna''da neler oluyor?'' sorusu bana kalırsa. Sorunun doğrusu ''Bosna''da neler olmuyor'' olacak.

Bosna''da ''barış'', pamuk ipliğine bağlıdır. Bu böyledir. Zira insanlar neler yaşadıklarını unutmaya, ancak affetmemeye oldukça meyyaldir. Misal, dost olan, dost gözüken Sırp ve Boşnaklar, bir çatapat patlasa birbirlerini öldürmeye hazırdırlar. Zaten ''Balkanizasyon'' dediğin herze, en çok bu işe yarar.

Bosna''da 5 Cumhurbaşkanı, 200''e yakın bakan, 1.000''i aşkın yüksek savcı ve hakim olduğunu biliyor musunuz bilmem? Dayton Anlaşmasının getirdiği tuhaf yönetim mekanizması, o kadar çok sorun biriktirmiş ki. Bu rezil anlaşmayı Bosna''ya dikte eden ''ağababalar'' bu işi çok ince hesaplamış doğrusu. Karar alamıyor, hükümet kuramıyor, faaliyet yapamıyor, hükmedemiyorsunuz Bosna''da. Üstüne üstlük, sosyalist rejim bakiyesi bürokrasi eksilmek yerine artmış yıllar içerisinde. Hemen her meselede kilitlenip kalıyorsunuz.

Son Bosna ziyaretinde konuştuğumuz Türk yatırımcıların ortak cümlesi, meseleyi özetliyor: ''Devletle işin yoksa Bosna yatırım için eşsiz bir alan.''

Konuştuğum Boşnakların üç temel vurgusu var. Bunlardan ilki işsizlik... Sokaktaki 10 insandan 5''i işsiz. İkincisi hantal devlet mekanizması... Boşnak, Sırp ve Hırvatlardan oluşan üçlü yönetim yapısının Bosna''yı kilitleyen asıl unsur olduğunun hemen herkes farkında. Ve üçüncüsü de, Bosna''nın eşsiz potansiyeli. Eğitimli genç nüfus, maden bakımından zenginlik, ormanların bolluğu, turizm konusunda yapılabilecekler vesaire.

Yani, hantal devlet yapısı yüzünden potansiyelini kullanamayan, bu yüzden de ekonomik olarak köşeye sıkışmış bir ülke fotoğrafı var elimizde.

İşte tam bu noktada, devreye -güya- AB ülkeleri giriyor. Dayton anlaşmasının saçma sapan maddelerini kaldırıp Bosna''daki devlet krizini çözmek yerine yaptıkları 10.000 Euro yardımın 40.000 Euroluk reklamını yapan AB ülkeleri. Mevcut yapıyı değiştirecek inisiyatifi göstermek şöyle dursun, bu düzenin daha da karmaşık hale gelmesini sağlayacak her türlü numarayı da çekiyorlar.

Bu durumda, Bosna''nın elinde ''imdada gelir mi ki'' diye beklediği tek bir ülke kalıyor: ''Türkiye.''

Saraybosna''nın meşhur Başçarşı semtinin de içinde olduğu Starigrad''ın Belediye Başkanı İbrahim Hacıbayriç, 2002 sonrası Türkiye-Bosna ilişkilerinin muazzam şekilde geliştiğini anlattıktan sonra, ''siz bizim hem kardeşimiz, hem de umudumuzsunuz'' demişti.

Şunun altını şiddetle çizelim. Bosna''da Türkiye devleti, hem Bosna barışının korunması, hem de Bosna''nın imarı konusunda olağanüstü önemli sorumluluklar almakta, üzerine düşeni yapmaya gayret etmektedir. Lakin Türk iş dünyası ile STK''lar için aynısını söylemek oldukça zordur.

Tabii, şurası da önemli... Rahmetli Aliya İzzetbegoviç sonrası Boşnaklar bir türlü ''kendilerini hakkıyla temsil edecek'' bir lider bulabilmiş değiller.

Haris Sladziç ve Bakir İzzetbegoviç, hem devlet adamlıkları hem de dünyaya bakışları noktasında ''çıkışı bulmak''tan uzak figürlerdir.

Radonçiç gibi ''çakma Cem Uzan''ları ise bir kalem geçelim. Değil Bosna''ya liderlik etmek, ''son sokak olaylarında parmağı var'' deseler şaşırmayacağım, hırslı ve kifayetsiz bir tipolojidir Radonçiç. Üstelik, Radonçiç''in hangi Türklerle hangi ilişkileri kurduğu da malumumuzdur.

Bosna''da şu aşamada Türkiye tarafından yapılması gereken çok önemli üç şey var bana kalırsa. Bunlardan ilki, mevcut ekonomik daralmışlığı nispeten ortadan kaldıracak bir sıcak para girişi. İkincisi, orta ve uzun vadeli bir ''kalkınma planı'' hazırlayarak Bosna''daki tüm tarafları bu plana ikna etmek. Üçüncüsü ise, Bosna''da Türkiye ile çalışabilecek genç bir siyasi kadronun peşine düşmek. Bu kadro nerde mi? Eğitimini Türkiye''de almış Bosna Hersek Kültür Bakanı Salmir Kaplan başta olmak üzere, Ömer Çetres, Zülküf Oruç, Metin Boşnak, Ayhan Demir gibi bir sürü güzel adam var Bosna''da. Onlara sorun. Anlatacaklardır.

Şuna bütün kalbimle inanıyorum: Bosna''da çiçeklerin açması Allah''ın izniyle Türkiye''ye bağlıdır. Boşnak kardeşlerimizi hayal kırıklığına uğratmayacağımıza olan inancım ise tamdır.

Ha bir de yazıyı okuyup ''Bosna''da ne işimiz var'' diye soran olursa çok pis üzerim. Bursa''da ne işimiz varsa Bosna''da da o işimiz vardır.

Ne diyordu Cemalettin Latiç: ''Osmanlı''nın gelişi ile ilkini, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun gelişi ile ikincisini yaşayan biz Boşnaklar, şimdi üçüncü rönesansımızın eşiğindeyiz. Bu rönesansın ne yönde gelişeceğini tahmin etmek zor. Zira ilişkide olduğumuz ülkelerin bu rönesansta büyük payı olacak.''

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.