Yazarlar Esma"nın Gözleri

Esma"nın Gözleri

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı

Uzun uzun bakıyorum o fotoğrafa.

Fotoğrafta 17 yaşında güzeller güzeli bir kız var. Allah bana bir oğul bahşetseydi, ona bu kızı gelin getirmeyi isterdim. O denli güzel. Bakmaya kıyamıyorsunuz.

Uzun uzun bakıyorum o fotoğrafa.

Fotoğraftaki kızın uzun süredir görmediğim kadar geniş ve gerçek bir gülümsemesi var. Sahiciliği, insanlığı, mutluluğu yansımış gülümsemesine. Bu gülümsemeye bakınca sizde de bir gülümseme ihtiyacı meydana geliyor ister istemez. Bu gerçek, bu sahici, bu samimi gülümsemeye ancak bir gülümsemeyle karşılık verilebilir çünkü.

Uzun uzun bakıyorum o fotoğrafa.

O 17 yaşındaki güzeller güzeli kızın adı Esma Baltacı. 17 yaşında bir şehit. Sırtına ve göğsüne gelen mermilerle vurulup düşmüş Adeviyye Meydanı''na. Hani şu liberal dangalaklarla, batıcı gerzeklerin ''müdahale'' olarak adlandırmaktan hiç utanmadıkları o katliam gününde ulaşmış Sevgili''ye. Cennete bileti çok erken almış.

Uzun uzun bakıyorum o fotoğrafa.

Fakat ne kadar uğraşırsam uğraşayım, Esma''nın gözlerine bakmayı beceremiyorum bir türlü. O gözler, bana kaybettiğim ne varsa onları hatırlatacakmış gibi bakıyor çünkü. Esma''nın gözleri bana insanlığımın kayıp halkasını, Allah''ın Kur''an''ından çeşitli ayetleri, dünyadaki adaleti tesis etmekle yükümlü olduğumu anımsatacak diye korkuyorum.

Esma''nın gözlerine bakamıyorum. Çünkü o güzel gözlerine uzun uzun bakarsam Esma o fotoğraftan sıyrılıp canlanacak, karşıma dikilecek, yakama yapışacak zannediyorum. Hesap soracak zannediyorum. Benden, dünyadaki tüm insanlar, tüm Müminler, tüm Sünniler, tüm Şiiler, tüm bilmem neler adına hesap soracak zannediyorum. Yakama yapışacak ve bana ''ben 17 yaşında bir kızdım. İzzetim ve şerefim için darbeci köpeklere karşı meydana indim. İzzetim ve şerefim için kefenimi giyip ölümü göze aldım. Sen. İsmail Kılıçarslan. Sen o esnada hangi Allah''ın belası işle meşguldün de, o yaptığın iş ne denli kıymetliydi de seni bana yardım etmekten alıkoydu?'' diye sorarsa ne cevap vereceğimi bilmiyorum çünkü. ''Aslında meydana inip sana destek verecektim; ancak çok meşguldüm. Borsa çok hareketli, kafelerde pineklemek pek keyifliydi. Aslında sana malımla destek olacaktım, ancak 7 yıldızlı otelden aldığım devre mülkün taksitini geciktirmeyi göze alamadım'' falan dersem yüzüme bir tokat atar zannediyorum. Güzeller güzeli Esma bir karıncayı bile incitemez, bunu adım gibi biliyorum. Lakin gene de o tokadı yemekten korkuyorum.

Esma''nın gözlerine bakamıyorum. Çünkü o güzel gözlerine uzun uzun bakarsam Esma o fotoğraftan sıyrılıp canlanacak, karşıma dikilecek, yakama yapışacak zannediyorum. Hesap soracak zannediyorum. ''Konuş'' diyecek bana. ''Biz burada vurulup düşerken… Sen. İsmail Kılıçarslan. Hangi telaşın yüzünden… Hangi dünyalık dert sayesinde… Hangi gerekçeyle…''

Saraçhane''de tanıştığım 8 yaşındaki Muhammed Hamza, Esma ablasının gözlerinin tam içine bakabilir. Onun Esma ablasına verecek bir cevabı var çünkü. Diyecek ki Muhammed Hamza: ''Esma abla, ben Mısır bayrağımı aldım, meydana geldim ve avazım çıktığı kadar ''defol Sisi, seninleyiz Mursi'', ''Mısır halkı yalnız değildir'' diye bağırdım. Ellerimi Allah''a açıp sana ve senin gibilere dualar ettim. Babamın bana öğrettiği İnşirah Suresi''ni okudum sana ve senin gibilere.''

Biz de Esma''nın gözlerine bakabilmek için cevaplar biriktirmeliyiz. Esma''ya bir bedel ödemeliyiz. Kardeşlik bedel ister çünkü. Gücümüz neye, nasıl yetiyorsa o şekliyle Esma''nın ve arkadaşlarının yanında durmalıyız. Duamız olmalı, okuduğumuz ayetler, inlettiğimiz meydanlar, Allah için saçıp savuracağımız paralar olmalı.

Korkum odur ki şimdi sesimizi yükseltmezsek Esma''nın gözlerinin ta içine hiçbir zaman bakamayacağız. Ne fotoğrafta, ne de öteki tarafta.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.