Yazarlar Ölüm gelicek cihane

Ölüm gelicek cihane

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı

Bekir Coşkun’la aramda devasa bir anlayış farkı vardı. Hayatı boyunca beni ve bana benzeyen kim varsa onu aşağılamış, arkaik bir Kamalizm anlayışını toplumun kurtuluşu olarak görmüş, üstelik fikrini hepimize hakaret etmeden savunamayan biriydi o. Neler neler dedi Türkiye’deki ortalama dindar insana. “Bidon kafa”dan tutun da şimdi buraya yazamayacağım kadar kaba pek çok hakarete başvurdu hayatı boyunca.

Bekir Coşkun’la da, Bekir Coşkun’a benzeyen kim varsa onunla da gücümün yettiğince, dilimin döndüğünce mücadele etmeyi kendime bir vazife bildim. Taa Meksika Sınırı yıllarında hem onun hem de Yılmaz Özdil ve Emin Çölaşan gibi arkaik Kamalistlerin yazılarıyla dalga geçmek, onların o “durmuş” mantıklarının ipliğini pazara çıkarmak en sevdiğim işlerden biriydi.

Arkaik Kamalizm, kendine benzemeyen kim varsa onlara “insan muamelesi yapmayı” çok gören bir şapşallık biçimidir. Akıl sağlığı yerinde her insanın (sair Kamalistler de dâhil) bu mantıksız adamlarla mücadele etmeleri lazım gelir.

Bu, burada bir dursun.

Bekir Coşkun öldüğünde sosyal medyadan hiçbir şey yazmamayı tercih ettim. Ahmet Tezcan ağabey gibi Bekir Coşkun’la doğrudan fiziki arkadaşlıkları bulunan isimlerin saygı dolu mesajlarını da okudum, Bekir Coşkun ve benzerleri yüzünden canı epeyce yanmış benim gibi insanların “hakkımız helâl değil, iyi bilmezdik” minvalindeki mesajlarını da… İki tip mesajı da oldukça makul buldum.

Bekir Coşkun’un vefatı üzerinden bir sosyal medya mesajı yazmayı düşünseydim muhtemelen ben de “iyi bilmezdim, hakkım da helâl değildir” gibi bir şeyler yazacaktım. Zira bir insanın, hayatını kaybetmiş bir komşusu için söyleyebileceği en sert şeyin bu olduğunu düşünüyorum.

“Komşusu için” dedim evet. Zira beğenelim beğenmeyelim, kavga edelim etmeyelim, didişelim didişmeyelim Bekir Coşkun bizim komşumuzdu. Aynı ülkede yaşadığımız ama ülkenin geleceği için aynı şeyleri asla düşünmediğimiz, hayata çok başka yerlerden baktığımız, bizi aşağılamak için elinden geleni ardına koymayan komşumuz. Yine de “komşumuz” fakat. Burada yapabileceğimiz yegâne tavır bildiriminin “hakkımız helâl değildir” ve “iyi bilmezdik” cümleleri olduğunu düşünüyorum. Daha fazlası değil.

“Komşusu için” derken de bir meseleye dikkat çekmek isterim. Kasım Süleymani denen eli kanlı pislik katil de, Şaron denen zalim pislik de geberip gittiğinde “inşallah yerleri cehennem olur” yazdım arkalarından. Zira ikisi de komşumuz değildi. İkisi de fiziki olarak insan öldüren katillerdi. İnsanlığın fiziki düşmanıydı ikisi de.

Bu da burada bir dursun.

“Bekir Coşkun’la hayatını kaybettikten sonra kavga etmeye devam etmeyelim” demiyorum; yanlış anlaşılmasın. “Kör ölür, badem gözlü olur” sözüne itimat etmem. Bekir Coşkun’un o saçma sapan mantığıyla kavga etmeye devam etmemiz gerekirse bu kavgayı sürdürürüz elbet. Zira Bekir Coşkun ve benzerleri ile verilecek mücadele bizim açımızdan bir var oluş ve var kalış mücadelesidir. “Eh, madem adam öldü, artık fikirleriyle de kavga etmeyelim” önermesi dünyanın en saf önermesi olur böylece. Tabii ki onun o aşağılayıcı, tahakküm edici, ortalama Türk insanına nefret saçan fikirleriyle kavgaya devam edeceğiz gerektiği sürece.

Ancak… İşte bu “ancak” çok önemli. Bunu asla ama asla Akit Gazetesi’nin yaptığı gibi yapmayacağız. Bunu terbiyemize sığdırmayı öğrenmeyeceğiz. “Pamuğu tıkadılar…” vb. terbiyesizliklerle haklıyken haksız duruma düşmeyeceğiz. Kavgada da bir “vasat” bulacağız. Başka türlüsü bize yakışmaz. Yazarsın yazını, çıkarırsın kitabını, arkaik Kamalizm’i paramparça ederken Bekir Coşkun’u da arada harcarsın, biz de sana teşekkür ederiz. Ancak ölüp gitmiş birine terbiyesizlik etmek bizi “ahlaki vasatımız”dan uzaklaştırır.

Akit Gazetesi’ndeki dostlar bana yine kızacak biliyorum ama yaptıkları haberin ahlaksız, terbiyesiz bir haber olduğunu söylemeyi kendime bir vazife biliyorum. Bunu da tepkileri göze alarak yapıyorum. Bunu bir çeşit “hayra davet etme” vazifesi gibi algılamalarını da can-ı gönülden niyaz ediyorum.

Tekrar Bekir Coşkun’a gelirsek… Öldü artık. Hesabını kendisi verecek. Lakin benim şahitliğime ihtiyaç duyulursa derim ki “hakkım kendisine helâl değildir. İyi de bilmezdim.”

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.