Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Rap müzikle alıp veremediğim
Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00

Rap müzikle alıp veremediğim

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı

Rhythmic African Poetry ile yani ritimli Afrika şiiri ile yani RAP ile aram hiç fena olmamıştır öteden beri. Bu ilgiyi aslında bir arkadaşıma borçluyum. 90’lı yılların ortalarında Kadıköy Moda Pasajı’nda Mucizeler Dükkanı’nı işletirken bana satmam için Türkiye’de kolayına bulunmayan doldurma RAP kasetleri getirirdi. Eh, ben de hem satar hem dinlerdim. Public Enemy, 2Pac ve Snoop Dog özel olarak sevdiğim adamlardı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
İsmail Kılıçarslan : Rap müzikle alıp veremediğim
Haber Merkezi 14 Ekim 2018, Pazar Yeni Şafak
Rap müzikle alıp veremediğim yazısının sesli anlatımı ve tüm İsmail Kılıçarslan yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Elbette blues, dünya müziği, prograsif rock, hele hele arabesk kadar ilgi duymadım RAP’e ama kulağımın bir yerinde hep durdu bu politik, asi, ezilenlerden yana ve bir yanıyla şiire benzeyen müzik türü.

Tabii ki Türkçe RAP konusunda Almanya menşeli Cartel’in öncülüğü inkâr edilemez ama beni heyecanlandırdığını söylemem zor. İlla Almanya’dan bir grup sevmem gerekirse İslamic Force daha dikkat çekiciydi benim açımdan.

2000’lerin başında bir RAP klanı olarak kurulan Kuvvetmira ise oldukça heyecan vericiydi diyebilirim. Sago ve Ceza’yı sevmeme, Fuat ve Sahtiyan’dan hazzetmememe rağmen gerçek bir RAP atağı olduğunu söylemezsem ayıp olur. Buradaki gerçeği “hakiki” anlamında ele alın lütfen. Kuvvetmira’nın FOK şarkısı mesela gelmiş geçmiş en iyi Türkçe RAP liriklerinden birine sahiptir.

Bu tarih bahsini çok uzatmayayım ama bir iki şey daha söyleyeyim. Hâlâ Türkçe RAP’in iki büyük yıldızı Sagopa ve Ceza’dır. Üstelik hem yaptıkları işlerle böyledir bu hem de küs kalmayı başararak piyasayı domine etme şekilleriyle. Ve elbette onların hemen yanına büyük bir müzisyenin, Yener Çevik’in ismini de yazmalıdır.

Şimdi Sagopa, Ceza, Fuat, Sahtiyan, Abluka Alarm falan “eski nesil” kabul ediliyor RAP’çiler tarafından. Şimdi yepyeni ve dinleyende sadece “bunlar ne plastik adamlar yahu böyle” hissi uyandıran bir “yeni nesil” RAP’i var.

Ben de bu yazıyı tam bunun için yazıyorum zaten.

Eski nesil RAP, Ceza’dan ödünç alırsak “RAP harekettir ve de politiktir” denilebilecek bir yere konumlanmıştı. Memlekette ve dünyada olup bitenlere karşı aldıkları bir sözleri vardı o adamların. Bu söz alma biçimlerini beğenir ya da beğenmezsiniz orası ayrı bir şey tabii ama bu çabanın kendisi çok değerliydi. Tabii bir yandan da sosyolojinin, sokağın, alt kültürün capcanlı şekilde yaşadığı bir sözlüğü de vardı RAP’in. En basitinden, bence çok ortalama bir grup olan Saian’ın Kanunsuzlar şarkısında bile sözlük derinliğine hayran kalırdınız. Tabii anlamsal bütünlük ve dikey derinlik de cabası.

Şu değil tabii. Eski nesil RAP’çilerin de sık sık düştüğü bir “en iyi RAP’çi benim, benim dışımdakiler çöp” olayı vardı hep. “Ben geldim lan, dağılın” ergenliğiyle izah edilebilecek bir yan eski nesilde de vardı. Sansar Salvo mesela “ben aslında alayından iyiyim” demediği herhangi bir şarkı yaptı mı emin değilim. Ama bu defo bile, hakiki bir çaba ortaya koyan eski nesil RAP’çilerde, nasıl derler, güzel duruyordu.

Son iki yılda adeta “bütün RAP zevkinizi elinizden almaya geldik” cümlesinde birleşmiş bir yeni nesil RAP dalgası var. Ne dediklerini bir türlü anlayamadığımız lirikleri, taklidin taklidi klipleri, suyunun suyu müzikal yapılarıyla “parayı vurmak” dışında hiçbir derde sahiplermiş gibi görünmüyorlar.

Dahası oldukça “kofti” adamlar neredeyse tamamı. “Çok bunalımdayım tamam mı, acayip iyi uyuşturucu kullanırım tamam mı, dünya çok anlamsız tamam mı, zaten polislerden de tiksinirim tamam mı, en iyi RAP’i sadece ben yaparım tamam mı, kafam da acayip güzel tamam mı” şeklinde uzayıp giden anlam yoksunu şarkılarıyla kulaklarımızı iğdiş etmeye karar vermişler sanki.

Bir de tabii, duydukça, gördükçe güldüğüm çeşitli meseleler var. Şarkılarında “polise de posta koyarım, adamın kafasına da sıkarım” diye bol keseden atıp tutan bu plastikler, polis bunları uyuşturucudan gözaltına aldığında “ama ben uyuşturucu propagandası yaptığımı bilmiyordum ki polis abiii” diyerek uysal koyuna dönüşüyorlar birdenbire. Ya da “hayatın heyecanı meyecanı yok” liriği döktüren, aşırı karanlık adam spor ayakkabı markasına parasıyla RAP yapıyor.

Görünen o ki Türkiye’deki pop müziğin düştüğü çukurun çok daha kötüsüne düşmüş durumda Türkçe RAP. Söz arıyorsunuz, söz yok. “Dert etme o kadar kalmıycaz / bütün işler geçince anlayacakla / rahat ol bizi kim susturacak / kin besledik ama kan kusturucaz” nedir mesela yahu? İlkokul ikideki çocuk yazıp getirse öğretmeni zayıf verir bu liriğe. Bakın bunun Türk popunun geldiği “diline dolanmış bahaneler / bahane değil onlar harabeler” düzeyinden zerre farkı yoktur.

Aslında sorun sadece RAP ya da popta da değil. Türkiye’de her şey hızla plastik ve kofti hale geliyor. Asıl sorun galiba orada. “Hakiki” bir şey bekleyerek tüketiyoruz ömrümüzü, hakiki sandığımız ne varsa hepsinin plastik olduğunu itiraf etmek zorunda kalarak tüketiyoruz hayatımızı. Hepsi bu.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.