Yazarlar Cephe gerisinde neler oluyor?

Cephe gerisinde neler oluyor?

Kemal Öztürk
Kemal Öztürk Gazete Yazarı

PKK'nın işgali sonrasında yıkılan ve perişan olan sokaklarda yürüyorduk. Yüreğimiz daralmış, gözlerimiz buğulanmış, öfkemiz artmıştı. Sur, Nusaybin, Cizre'yi perişan etmişlerdi.
En ön cephede günlerdir çarpışan, arkadaşlarını şehit veren askerler ve polisleri gördük. Yüzleri buz gibiydi. Ölümün yakınından geliyorlardı.
İçlerinden biri şöyle dedi: “Biz burada ölümle uğraşıyoruz. Vatana feda olsun canımız. Ama şu arkada yazılanlara, söylenenlere bir bakın. Bizi ne halde gösteriyorlar. Şu bürokrasiye bir bakın, bir tane zırhlı araç istedik, savaş bitti hala gelmedi”.
ADINI DOĞRU KOYALIM, SAVAŞTAYIZ
Savaştayız. İşin adını doğru koymak lazım. Hem de fiili olarak savaştayız. Suriye'de, Irak'ta en ön cephede savaşıyor güvenlik kuvvetlerimiz. İçeride de savaştayız. Hakkari'nin, Tuceli'nin, Lice'nin, Van'ın kırsalında elde silah cephede savaşıyoruz. Şakası yok, uçaklar, helikopterler, toplar, füzeler tabur tabur askerler... ciddi bir savaşın içindeyiz.
Başka türlü savaş nasıl oluyor ki?
Cephedeki savaşa ek olarak, şehirlerde, devletin içinde de silahsız bir savaş veriyoruz. FETÖ ile amansız bir kavgamız var. 241 insanımızı öldürenlerle savaşımız var. Damarlarımıza kadar girmiş, ölümcül bir virüsü temizlemeye çalışıyoruz bünyeden. Savcılar, hakimler, kolluk kuvvetleri en ön safta, çarpışıyorlar. Şakası yok, milleti uçaklarla, tanklarla, toplarla öldürecek kadar gözü dönmüş canilerden bahsediyoruz. Ciddi bir savaştayız.
Bitmedi.
Bölgenin haritasını değiştirmeye çalışan dünyanın en güçlü devletleriyle kavgalıyız. Birileri Suriye'yi, diğeri Irak'ı, Yemen'i, Suudi Arabistan'ı bölmek, parçalamak, bölgenin haritasını değiştirmek istiyor. Onlarla gücümüzün yettiğince mücadele ediyoruz.
Sahada hasımız, masada müttefik gibi davranıyoruz. Şakası yok, uçak gemileri, uçakları ve en güçlü ordularıyla gelmişler Akdeniz'e. Kavga veriyoruz ciddi ciddi. Diplomatlar, siyasetçiler, ateşeler bu kavganın en ön safındalar.
Bitmedi.
EKONOMİDE SAVAŞ DA BAŞLADI
Ekonomik bir savaşa başladık şimdi. Uluslararası piyasada bizi batırmak isteyenlerle, ekonomimizi bozmak isteyenlerle ciddi bir kavga veriyoruz. Ekonomide tehlike çanları çalıyor, piyasa tedirgin, Dolar deli gibi fırlayıp duruyor.
Esnaf kızılcık şerbeti içiyor, ses etmiyor. Ancak bir savaştayız resmen, ekonomiyi koruma savaşı. Ekonomistler, iş dünyası, odalar, borsalar, bürokratlar, siyasetçiler... ekonomi için kavga verenlerin en önünde.
Bazen unutuyoruz, fark etmiyoruz, anlamıyoruz sanırım: Ciddi manada bir çok cephede savaşıyoruz. Şimdi HDP'li belediyeler halkı meydanlara döküp, bir de sokağı ateşe vermek istiyor.
CEPHE GERİSİ SAVAŞTA ÇOK ÖNEMLİDİR
Ben Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, yeni güvenlik ve dış politika paradigmasını destekleyenlerdenim. Bu paradigma nedeniyle Suriye ve Irak'a girdik zaten.
İki gündür, bu paradigma değişimini, nedenlerini, sonuçlarını ve eksikliklerini yazıyorum. Bugün savaştaki cepheyi değil de, cephe gerisini yazacağım. Zira savaşlarda cephe kadar, cephe gerisi, yani lojistik de çok önemlidir.
Ön cephede savaşanlara destek olmak için cephe gerisindekiler ne yapıyor? Cizre'de en ön safta çarpışırken, gözü cephe gerisine döndüğünde, medyada yazılıp çizilenleri, bir zırhlı araç gönderemeyen bürokrasiyi görüp de üzülen polis kardeşimizi düşünün.
Şimdi Başika'da, Cerablus'ta, Hakkari'de, Tunceli'de nöbette olan, çarpışmaya giren güvenlik kuvvetlerimiz, oradan geriye doğru dönüp baktığında, bizi nasıl görüyordur?
CEPHE GERİSİNDEKİLER NE YAPIYOR?
Onlara moral verenler, onlara minik hediyeler gönderenler, onlara dua edenler, onlara destek için organizasyonlar yapanlar, birlik ve beraberlik içinde fotoğraf çektirenler, kol kola, omuz omuza girip, 'cephe gerisi sağlam' diyenler, 'sırtını bize daya kardeşim' diyenler... böyle bir tablo mu var sizce?
Birbiriyle uğraşmak yerine, bu cephelerdeki düşmanla uğraşan, 'bin dost az, bir düşman çok' diyerek, cephe gerisinde herkesi saflarına çeken, dostuna, yol arkadaşına daha çok sarılan, güvenen, 'söz konusu vatansa, gerisini konuşmayız' diyen, cephedekilerin morali bozulmasın diye gereksiz tartışmalara girmeyenler mi var geride?
Şunu gerçekten anlamıyorum, bir savaşta olmamıza rağmen, neden cephe gerisinde yeni kavgalar, çekişmeler, kişisel mücadeleler olur? Hadi diyelim oldu, bunu neden durdurmaz büyüklerimiz, devleti yönetenler? Cepheye su taşıyacak bir tek kişiye bile ihtiyacımız varken, neden insanlarımızı küstürüyoruz, dışlıyoruz ve en sağlam saflarımızı bozuyoruz? Gerçekten anlamıyorum.
Milli birlik oluşturmak bir yana, oluşmuş birliği ve dirliği bozmak isteyenler, bir tek benim mi gözüme batıyor acaba?
Şunu unutmayalım: Bazı savaşlar, cephe gerisi sağlam tutulmadığı için kaybedilmiştir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.