|
Yazarlar

Risale-i Nur'u kaset faaliyetlerine paravan yapanlara lanet olsun

17:07 . 16/05/2015 Cumartesi

Kevser Topkar

1966 yılında İstanbul’da doğdu. Kuzguncuk İlkokulu ve Üsküdar Kız Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümüne girdi. 1987’de mezun olacakken başörtüsü yasağından dolayı üniversiteye ara verdi. Fakülteyi iki sene sonra bitirebildi. 1998-2000 tarihleri arasında Sudan’da bulundu. Bu esnada Afrika Üniversitesinde Arap dili eğitimi aldı. Türkiye’ye döndüğünde özel sağlık alanında yöneticilik yaptı. Fide Yayınlarının kuruluşundan itibaren editörlüğünü üstlendi. Öykü, çocuk hikayeleri ve derlemelerden oluşan kitapları yayınlandı. TC. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde özel araştırmacı olarak Filistin’e Yahudi göçlerini araştırdı. Başörtüsü yasağı kaldırıldığında Marmara Üniversitesi Yakınçağ Tarihinde yüksek lisansını tamamladı. Aynı üniversite halen doktora yapmaktadır. Üsküdar Belediyesi’nde 6 senedir sosyal projelerden sorumlu Başkan Danışmanı olarak çalışmaktadır. Almanca, Arapça ve İngilizce bilmektedir. Evli ve dört çocuk annesidir.

Kevser Topkar
Meral Akşener… Tanıdığım en yiğit siyasetçilerden. Cesur yürek. 28 Şubat paşalarına kafa tutan istisnai şahsiyet. Toplumun maneviyatına sahip çıkan partiler üstü duruşuyla idolüm. Ona yapılan çirkin saldırıyı nefretle kınıyorum. Dürüst ve ilkeli duruşuyla siyaset yaparken birilerinin ayağına dolanan, iftira ve şantaj ile yola getirilmeye çalışılan her kim olursa ve her nerede durursa dursun -ki buna sayın Baykal da dahildir- onurunuza yapılan saldırıları lanetliyorum.

Risale-i Nur'u, üstad Said Nursi'yi yatak odası gözetleme ve montaj kasetler üretme faaliyetlerine paravan olarak kullananlara lanet olsun. Yürüdükleri şer yolda, ayaklarına dolananlara iftira atma aracı olarak insan haysiyet ve onurunu kullanan bu iki yüzlüler iki kere yargılansınlar. Birincisi işledikleri suçun karşılığı olarak, ikincisi karanlık emellerini gerçekleştirmek için kullandıkları dinin karşılığı olarak.

Bu güruh takiye yapacağız derken takiyeleri kendilerini kuşatan güruhtur. Bu güruh gerçek yüzleri ile bu toplumda asla yer bulamayacakları için kutsallarımızı alet ederek inançlı insanlardan taraftarlar bulan ve onları kendilerine perde olarak kullanan güruhtur. Asıl yapılması gereken dinimizi bu insanların vahşi, duygusuz, nerhametsiz, insafsız, imansız, hain... pençelerinden kurtarmaktır.

Paralel yapı, montaj kaset ve ses bandı üretmede yeni bir teknolojik çığır açmak üzere. Kim menfaatlerinin önünde duruyorsa, kimi her yolu deneyerek yıldıramamışlarsa, vaadettikleriyle etkilememişlerse aynı tuzağı kuruyorlar. Beş yıldızlı otel ve tatil köyleri oluşturarak sözümona turizm sektöründe hizmet veriyorlar.Gerçek var olma maksatları ise röntgencilik. Gülen grubunun otellerinde, tatil köylerinde kalanlar 'bizim yatağımız da gözlendi mi?' diye hak etmedikleri bir tedirginlik içindeler. Banyoları kameralı otel odaları var. Duş yaparken görüntülenen çıplak vücutlarla siyaseti şantaj yaptılar. İnsanların resmi nikahlı eşiyleriyle yaşadığı cinsel hayatlarını kameraya alarak aile mahremiyeti üzerinden şantaj yapacak kadar da alçaldılar.

Cemaatin iyi niyetli, Allah'a giden yolda kendilerine bu insanların rehber olacağına inanan güzel gönüllü mensupları; dinimizle bu yapılanların ne alakası olabilir. Allah bizim için neyi yasaklamışsa, iktidara gelmek adına onları meşru sayan ucube düşüncelere sahipler. Takiyeleri tahayyüle sığmıyor artık. Dinimiz birbirimizin kusurlarını örtmede gece gibi olmamızı önerirken bunlar ayıp arayışı içinde olmayı da aşıp iftira etme peşine düştüler. Bunu din adına yapıyor olmaları ne acı bir hadise. İslam dinine verdikleri zarar Türkiye Cumhuriyetine verdiklerinden daha vahim. Burada yapabilecekleri nihayetinde dünya hayatı ile sınırlı. Ama dinimizin adını kullanarak, Sait Nursi'yi, risaleleri kullanarak Allah'ın yasakladıklarını meşrulaştırdılar. Kendilerine inanaların ahiret hayatlarını da karartıyorlar. Başörtüsü açılabilir, namaz terk edilebilir, alkollu ortamlara girilebilir, mahremiyet gözler önüne serilebilir, iftira atılabilir, yalan söylenebilir... Bu nasıl bir din? İslam dini bütün bunlarla birarada nasıl barındırılabiliyor?

Çamur at izi kalır.

Artık sizin iftiralarınız ve yaptığınız çirkin işler bu millet tarafından ilgi görmüyor. Biz kimsenin mahrem hallerine meraklı değiliz. İstediğiniz kadar montaj film üretebilirsiniz. Alıcısı olmayacak. Attığınız çamurların da izi kalmayacak. Bunu niçin yaptığınızı biliyoruz. Her kim ABD ve İsrail eksenli politikalarınıza karşı koymuşsa, siyasetteki, yargıdaki, ticaretteki yollarınız üzerinde engel olarak durmuşsa, ona karşı son çare olarak başvurduğunuz bu çirkin yolda attığınız çamurlar sizin ellerinize bulaşır ancak. Başkasının üzerine bulaşmaz. Buna asla izin vermeyeceğiz. Kimseyi sizin hazırladığınız düzmece kasetlerle anmayacağız. Aksine bileceğiz ki vatan ve millet uğruna şerefli bir iş yapmış olmalı ki ayağınıza dolaşmış. Size engel olmuş. Uğraştığınız herkes nazarımızda saygıdeğer. Çamurun izi ise sizde. Hain ellerinizde.
#Gülen grubu
#Kaset
#Şantaj
8 yıl önce
default-profile-img
Risale-i Nur'u kaset faaliyetlerine paravan yapanlara lanet olsun
Bir özür borcu…
Derin uykuları bölen acının derinliği
Aynı safta
Charlie Hebdo’nun tankları Türkiye’ye gelir mi?
Ucuz fırsatçılıklar…