Yazarlar En olgun anayasa dili BDP"de mi?

En olgun anayasa dili BDP"de mi?

Kürşat Bumin
Kürşat Bumin Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Siz düşüne durun (!) ben cevabımı geciktirmeden söyleyeyim: Karşılaştırmalı olarak (tabii ki)

BDP"nin medyaya düşen önerileri "en olgun" sıfatını hak ediyor.

Ak Parti başta olmak üzere diğer üç partinin anayasanın "Başlangıç" ve "Cumhuriyetin nitelikleri" fasıllarına ilişkin önerilerini hafta başında yayımladığım yazıda incelemeye çalışmıştım. Ak Parti"nin önerileri içinde birçok yerinde değişiklik öngörülse de "Türk Milleti" ifadesinden vazgeçememe gibi moral bozucu bir ısrar da yer alıyordu. CHP önerisi işi "Çatalhöyük"e kadar gerilerden başlattığı, MHP"nin ise "hep aynı şarkı"da ısrarlı olduğu gözleniyordu.

Peki BDP ne diyordu?

BDP"nin "Başlangıç" için geliştirdiği öneri -lafı dolaştırmadan- günümüz demokrasilerinin anayasa yazımı "konsepti"ne en yaklaşanıydı. "Biz Türkiye Halkı" gibi toplum olarak yıllardır konuşup-tartışıp sonunda ikna olma noktasına geldiğimiz bir formülle başlayan bu bölüm, "bütün bireylerin ve halkların, evrensel insan hak ve özgürlüklerine sahip olduğu inancını taşıyoruz" şeklinde liberalizmin "negatif özgürlük" alanı ile yetinmeyip "kolektif haklar"a da atıfta bulunan bir tespitle başlıyordu. "Başlangıç" bölümü "ebedi barış" gibi Kant"ı hatırlatan bir formül bile içeriyordu. Evet dediğim gibi, "bireyler ve topluluklar olarak" ifadesi "Başlangıç" kaleme alınmaya başlanırken tutulan yolu iyi özetliyordu.

Anayasanın "Devletin şekli" faslına gelecek olursak: Bu faslın 1. Maddesi gerçekten (ama gerçekten) bu ülke için yeni/yepyeni bir ifade ile açılıyordu. Şöyle yani: "Madde 1- (1): Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir."

Peki bu ifadenin neresi yeni/yepyeni? Şundan:

Çünkü bu ifade/formülasyon diğer üç partinin söz konusu maddeye yönelik önerilerinden çok farklıydı. Diğer üç partinin üçü de bu maddeyi "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir" şeklinde kaleme almıştı. Ancak bu üç partinin seçtiği ifade "medeni dünya"daki anayasalarda karşılaşmadığımız bir şeydi. Dolayısıyla BDP"nin söze "Türkiye Devleti" diyerek değil "Türkiye Cumhuriyeti" diyerek başlaması -doğrusu- bu ülkede anayasa yazımında bir milattı. Benim yıllardır dikkat çekmeye çalıştığım -ama iltifat edilmeyen (!)- bir husus nihayet bir siyasi partinin anayasa önerisinde karşımızdaydı…

"Medeni dünya"nın anayasaları gerçekten de BDP"nin diliyle yazılmıştır. Başka türlüsü zaten düşünülemez çünkü bu dünyada "Cumhuriyet" dedikten sonra onun yanına "Devlet"i iliştirmek kimsenin aklına gelmez.

Örnek mi?

Açık bakın Fransız Anayasası"na: "Fransa bölünemez, laik, demokratik, sosyal bir Cumhuriyettir" diye başlıyor.

Açın bakın İtalya Anayasası"na: "İtalya bir demokratik Cumhuriyettir" diye başlıyor.

Benzer şekilde Portekiz Anayasası "Portekiz insan haysiyeti ve halk iradesi üzerine kurulu egemen bir cumhuriyettir" diye başlıyor. En yenilerden Polonya Anayasası "Polonya Cumhuriyeti" diye başlıyor. İrlanda Anayasası "Devletin adı İrlanda Cumhuriyetidir" diyor.

Niçin? Cevabı çok basit; çünkü "Cumhuriyet" sözcüğü tek başına yeterlidir de ondan.

Zaten dikkat ederseniz, "Cumhuriyet" sözcüğüne tarihi içinde gözatacak olursanız, bu sözcüğün bir zamanlar "Devlet" anlamında kullanıldığını da hatırlarsınız.

Demek ki (bakın kulağa da çok hoş geliyor!) "Türkiye Cumhuriyeti"nin yanına "Türkiye devleti"ni takmakla hata ediyoruz. Bu yüzden olacak bir "Cumhuriyet"te yaşadığımızı unutarak sürekli "Devlet"ten söz ediyoruz.

BDP"nin "Devletin şekli" faslının 3. maddesini kaleme alış biçimi de çok farklı ve yerinde. Şu biçim yani: "Devletin idari yapısı ademi merkezi sistem esasına göre düzenlenir. Devletin toprak bütünlüğüne dokunulamaz."

Bu da zengin içerikli bir öneri, çünkü etrafında dolanıp dursak da "ademi merkezi" idari yapıya geçişten kaçış mümkün değil. BDP"nin bu önerisi Fransız Anayasası"nın Egemenlik"e ilişkin 1. maddesinden ilham almış. Bu madde -uzun uğraşlardan sonra 2008"de- Cumhuriyet"in niteliklerini sıraladıktan sonra "organizasyonu ademi merkezidir" hükmünü getirmiş. Bunun hemen arkasından da Anayasa"nın 72. maddesiyle bu ademi merkezi yapı tarif edilmiş.

Fransa deneyi aslında bize örnek olması gereken nitelikte bir deney. Fransız Cumhuriyeti"nin ezelden beri kıskançlıkla koruduğu merkeziyetçi ilkeleri bile Mitterrand"ın cumhurbaşkanı olmasından sonra başlatılan idari reformlar sayesinde epeyce yıprandı. Bugün ulaşılan yapıyı yeterli bulmayan, ademi merkeziyetçiliğin daha ileriye götürülmesini isteyenleri de unutmayalım. Ama bakın, BDP dışında hiçbir siyasi oluşum benzer reformların bu ülkenin de acil ihtiyacı olduğunu benimsemiyor ve söylemiyor. Görünen o ki Türkiye, dünyada "merkez"in iradesi olmadan bir yaprak bile kımıldamasını istemeyen "müzelik" bir ülke olacak.

BDP"nin Anayasa"nın diğer fasıllarına ilişkin önerilerini merakla bekleyeceğiz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.