Yazarlar Taraflar açıklamanın "siyasal tasarım" faslında da mutabık mı?

Taraflar açıklamanın "siyasal tasarım" faslında da mutabık mı?

Kürşat Bumin
Kürşat Bumin Gazete Yazarı

Akif Emre, Öcalan"ın Newroz açıklaması hakkında yayımladığı gerçekten farklı analizinde ("Muhafazakar Gökalpçilik ve Kürtçülük") açıklama ile başlayan yeni dönemin iki temel boyutundan birisi olan "insani boyut"u şöyle özetlemiş: "Sürecin bence en önemli ve anlamlı yanı kan akmasını durduracak bir dönemin kapısını aralayacak olmasıdır. Hem insani hem İslami anlamda kanın durması her türlü siyasal kaygı ve stratejik hesaptan önemlidir. Cahili bir dava uğruna binlerce insanın can vermesi, toplumu da cahili kinler etrafında kamplaştırıyor. Bu nedenledir ki toplumun her kesimi, çatışmadan nemalanan küçük azınlık hariç, bu gelişmeyi sevinçle karşıladı."

Gerçekten de, açıklamanın bu boyut çerçevesinde sevinçle karşılanmaması apaçık biçimde bir "kötü niyet" işaretidir. Ancak açıklamanın bu "birinci boyut"tan yakın ve uzak vadede ayrılamayacak nitelikte ikinci bir boyutunun daha olduğunu da hatırlatıyor Emre: "Siyasal boyut" yani... Yazarımızın bu konudaki ilk tespiti de şöyle:

"...analiz edildiğinde politik mesajı bakımından yeni dönemin şifrelerini ele veren bu mektup sadece Öcalan"ın politik duruşunu, gelecek projeksiyonunu değil, ona süreci açan siyasal iradenin gelecek tasavvurunu, Türkiye algısının kodlarını da deşifre ediyor."

Önümüzdeki yazı açıklamanın "siyasal boyutu"nu ciddiyetle ele almadan yapılmış bazı yorumlardan/ sonuç çıkarmalardan da söz ediyor. Mesela muhafazakar kalemlerden çıkan "...bölgeye ülkeye dair gelecek temennilerini dışa vuran bir dil"in hakim olduğu değerlendirmeler; "Osmanlı barışı"ndan, Nevruz"da "Lozan"ın parçalandığından", açıklamanın "milli"liğinden, "Çanakkale"nin, "misak-ı milli"nin hatırlanmasının öneminden söz etmeler... Akif Emre"nin ülke medyasının çok böyük bölümünü işgal etmiş olan bu fazlasıyla iyimser ruh haline katılmayan şu sözleri de çok yerinde: "Aslında aynı tarihsel referansta birleşiyor görünen bu ortak söylemin, siyasal tasarımının da benzer olup olmadığını söylemek için erken."

Önünüzdeki yazı giderek Emre"nin yazısının şerhine dönüştüğü için, yazarın yazısının başlığına taşıdığı şu tespiti de aktarmadan geçmeyeyim: "Diyarbakırlı bir Türkçünün, yani Ziya Gökalp"in sosyolojisinin muhafazakar versiyonunda iki taraf da birleşmiş oldu. İktidarın öne çıkarttığı aydın kesimlerinin yeni toplum ve siyaset yorumları açık biçimde muhafazakar Gökalpçilik olarak kendini göstermeye başladı ve bu aydınlar bu düşünceyi formüle etmeye çalışıyorlar. Öcalan"ın mektubunda -siyasal görüş, niyet ne olursa olsun- adeta "Kürtçülüğün esaslarına" dönüş anlamında bir muhafazakar Gökalpçi söylem mündemiç görünüyor."

"Gökalpçilik"e yapılan bu atıfı ben şöyle anlıyorum: Gökalp denilince önce "hars"ı hatırlamamız gerektiğinden, Newroz açıklamasının kendisini ve sevinçle kabulunü de bu kavramı merkeze alarak irdelememiz gerekiyor. Gerçekten de, Newroz açıklaması çok büyük bölümünde işin "siyasal boyut"unu –yani "politik"i- değil "hars"ı konu edinen bir metindir diyebiliriz. Metnin içinde birkaç kere adı geçen "modernite"nin birkaç hali açıklamaya "politik" bir renk verir gibi gözükse de, belirleyici boyutun "hars" olduğu muhakkaktır. Öcalan"ın -"politik"i esas alan bir açıklamayı pekala yapabilecek bir siyasi kişilik olmasına rağmen- açıklamasını niçin bu temel üzerine inşa ettiğini bilmiyorum tabii ki... Açıklama tabii ki "hars" yönünden de umut verici, sevinç verici nitelikte. Ama açıklamanın çizdiği "yol haritası"nın "politik" olmamasından dolayı işlevsel olabilmesi de çok zor. "Çok zor", çünkü öncesini karıştırmadan söyleyecek olursak, 30 yıldır onbinlerce insanın canına mal olan bu iç savaş "hars" alanında başgösteren anlaşmazlıklardan/çatışmalardan mı kaynaklanıyordu ki, "çözüm" de bu alanda yeşersin.

Üstelik, açıklamada geleceğe/çözüme yönelik -"laf olsun" diye hatırlatılmıyor herhalde- öyle hususlar var ki, insanın tarafların bu hususlar üzerinde de mutabık kaldığına inanabilmesi mümkün değil. Mesela "ulus devletler" meselesini taraflar benzer olgunlukta mı değerlendiriyorlar? "Misak-ı Milli" meselesinı -bugün de- Türkler ve Kürtler aynı açıdan mı değerlendiriyor? "Demokratik siyaset" kavramı taraflarca aynı anlamda mı kullanılıyor? Ve de tabii ki –işte geldik meselenin özüne!- "kapitalist modernite" karşısındaki nefret taraflarca paylaşılmakta mıdır? (Bu konuda Pınar Öğünç"ün (Radikal) önceki günkü yazısında karşımıza çıkan şu soru meseleye fazlasıyla nüfuz edici nitelikte doğrusu: "Ak parti bu kapitalist modernite eleştirisine nasıl bakıyor acaba?"

Yarınki yazıda Newroz açıklamasına biraz daha yakından bakalım.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.