Yazarlar Alternatif finans arayışları üzerinden ekonomi güvenliği

Alternatif finans arayışları üzerinden ekonomi güvenliği

Levent Yılmaz
Levent Yılmaz İnternet Yazarı

Hafta başında Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Alternatif Finansta Yeni Ufuklar: Likidite, Yeşil Finans ve Politik Ekonomi” konferansının açılışında bir konuşma yaptı. Erdoğan’ın konuşmasının önemli bir bölümünü bugün Türkiye’deki bankacılık anlayışının eleştirisi üzerine kurgulaması önemliydi.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Levent Yılmaz : Alternatif finans arayışları üzerinden ekonomi güvenliği
Haber Merkezi 08 Eylül 2019, Pazar Yeni Şafak
Alternatif finans arayışları üzerinden ekonomi güvenliği yazısının sesli anlatımı ve tüm Levent Yılmaz yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Zira benim de bu köşede uzunca bir süreden bu yana izah etmeye çalıştığım üzere mevcut sistem bankaların hem kendilerine yasalar ile tanınan imtiyazların karşılığını vermekten hem de Türkiye’nin reel sektör ihtiyaçlarını karşılamaktan oldukça uzak durumda.

BİR SİSTEM ELEŞTİRİSİ OLARAK 2008 KRİZİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında oldukça ciddi bir sistem eleştirisi yaptı. 2008 Küresel Finansal Krizi üzerinden yerleşik finansal sistemin eksikliklerini ele aldı. Üretime ve refah artışına katkı sağlaması gereken sistemin tersine bir şekilde üretimi ve refah artışını nasıl tehdit eder hale geldiğini ifade etti. Gelir dağılımı adaletine vurgu yaparak artan eşitsizliklerin mevcut sistemin bir çıktısını olduğunu vurguladı. Faizin etkisiyle sürdürülemez hale gelen bu sisteme karşı getirdiği eleştirilerin sadece inanç meselesi değil aynı zamanda reel durumun gerekliliği olduğunun altını çizdi.

Gerçekten de Erdoğan’ın altını çizdiği konular hali hazırda küresel ortamda çok ciddi düşünce kuruluşları ve üniversiteler tarafından tartışılıyor. Bu alandaki tartışmalar ve arayışların artışında hem 2008 Krizi’nin hem de 2008 Krizi’nin oluşturduğu ortamın etkilerinin 11 yıl sonra hissedilmeye devam etmesi de büyük önem taşıyor.

TÜRKİYE İÇİN BANKACILIK ELEŞTİRİSİ

Erdoğan konuşmasında “Üzülerek belirtmeliyim ki bu dönemde kamu dışındaki bankacılık sistemimiz, reel sektöre yeteri kadar destek sağlamadı. Tam tersine en ihtiyaç duydukları dönemde kredi muslukları kapatılan reel sektörümüzün adeta altı boşaltıldı. Bilançolarında herhangi bir sorun olmadığı halde sırf yaşadıkları mali sıkıntı sebebiyle pek çok firma üretimden çekilme noktasında kaldı.” Diyerek Türkiye’deki bankacılık sektörüne de dikkat çekti. Erdoğan’ın konuşmasının ardından bazı platformlarda bu yaklaşıma eleştiriler geldiğini gördüm. Eleştirilerin ortak noktası ise bankaların kar amacı güden işletmeler olduğuydu. Burada gözden kaçan bir noktayı yeniden hatırlatalım. Evet bankalar kar amacı güderler ve o kapsamda piyasadaki işlemlere aracılık ederler. Unutulmamalıdır ki bu işlemleri yapma imtiyazını bankalara veren ise yasalardır. Bu imtiyazın nedeni ise bankaların kamusal bir hizmeti yerine getiriyor olmasıdır ki anonim şirket tüzel kişiliğine sahip bankaları diğer anonim şirketlerden ayıran da budur. Hiç kimse bankalar zarar etsin demiyor. Ancak bankaların bu ekonomik konjonktürdeki astronomik karları da reel sektörün gerçekleri ile örtüşmüyor.

Öte yandan sektörün kredi büyüme rakamları yerlerde sürünürken bankaların faiz dışı gelirlerindeki artışlar ise dikkat çekici bir diğer konudur. Özetle reel sektörün ihtiyaç duyduğu finansmanın maliyetinin azaltılması bir yana finansmana erişiminde de oldukça ciddi engeller çıktığı görülüyor. Hatta yakın geçmişte bankaların karlılığı artırmak adına yurtiçinde ve yurtdışında tercih ettikleri bazı uygulamaların ekonomi güvenliğini tehdit eder hale geldiğine de şahit olduğumuzu unutmayalım.

PEKİ ÇÖZÜM NE?

Türkiye büyümek zorunda olan bir gelişmekte olan ekonomi. Ancak bu büyümeyi reel sektörün öz kaynakları ile finanse etme imkanı yok. Hal böyle olunca da finansmana erişim ve finansman maliyetleri konusu daha fazla önemli hale geliyor. Maalesef mevcut bankacılık anlayışı ile bu ihtiyaçları karşılamak pek mümkün görünmüyor. Elbette faizsiz finans ürünleri bu konuda önemli avantajlar sağlayacaktır. Buna ilave olarak Türkiye’nin yatırım bankacılığına olan ihtiyacı da her geçen gün artmaktadır. Projeleri düşük ipotek değerleri üzerinden yüksek faizle finanse etmek yerine projenin fizibilitesine katılarak riskini paylaşan bir anlayışa olan ihtiyacın her geçen gün arttığını görüyoruz. Bu kapsamda, mevcut konvansiyonel bankacılık anlayışının oluşturduğu risklerin ortadan kaldırılması için oluşturulması gereken alternatiflerin sadece finansal bir arayış değil aynı zaman da ekonomi güvenliği açısından da önemli bir gereklilik olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.