Yazarlar Banka ve ceza

Banka ve ceza

Levent Yılmaz
Levent Yılmaz İnternet Yazarı

Okuyucularımın bildiği üzere bu köşede bankacılık, bankalar ve bankaların uygulamalarına ilişkin çok sayıda eleştiri yazısı yazdım. Hatta dönem dönem kamu bankalarının bazı uygulamalarını da eleştirdim. Yapılan her düzenleme, BDDK’nın her uyarısı ve nihayet BDDK’dan gelen her cezadan sonra bir daha bankalarla ilgili eleştiri yazısı yazmak zorunda kalmayacağımı düşündüm. Ancak son dönemde özel bankalar maalesef her seferinde bizi daha fazla şaşırtacak işlere imza atmayı başarıyor.

BDDK’NIN UYARISI VE CEZASI

BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben 13 Nisan’da özel bankaların bazı uygulamalarına ilişkin çok sayıda şikayet aldıklarını ve bankalara ilettikleri talimatların uygulamasını yakından izlediklerini belirterek, “Tüm bankalarımızı müşteri odaklı davranmaya, kredi kanallarını açık tutmaya, kurumumuz ve sektör birlikleri tarafından alınan kararlara uymaya davet ediyorum” demişti. Hatta rakamlar vererek özel bankaların zorlu süreçte ekonomiyi nasıl yalnız bıraktığını ispat etmişti. Mesela 10 günde kamu bankalarının ilave 27,5 milyar TL kredi hacmi yaratırken, özel bankaların hacminin 5 milyar TL daraldığını belirtmişti. Ve nihayet bu uyarıdan bir ay sonra 15 Mayıs’ta BDDK, 15 bankaya toplam 19 Milyon 650 bin TL ceza kesmek zorunda kaldı.

EN ÇOK ŞİKAYET HANGİ KONUDA?

Müşterilerin bankalar ile ilgili en çok şikayetçi oldukları konuların başında bankaların yapılandırma ve kredi öteleme konularında izlediği strateji geliyor. COVID-19’un piyasalarda yarattığı şok ve ani talep durmasına bağlı olarak nakit akışlarında aksamalar olan işletmeler doğal olarak mevcut kredi taksitlerini ötelemek ya da kredi borçlarını yapılandırmak istiyor. Ancak bankalar ötelemeyi neredeyse hiç tercih etmiyor. Hatta ötelenme imkanı olan kredileri bile üzerine ilave maliyet koyarak yapılandırmaya yönlendiriyor. Yapılandırmaya da kesin gözüyle bakmayın zira müşterilerin yasal hakkı olan yapılandırmalarda bile zorluklar çıkarılıyor.

Bir örnek verelim. Bir müşteri uzun yıllar çalıştığı özel bankaya COVID-19’un piyasalarda oluşturduğu sıkıntıdan dolayı mevcut kredi taksitlerini öteleme talebiyle gidiyor. Banka gecikmenin 30 günü geçtiği gerekçesi ile öteleme değil yapılandırma yapılabileceğini söylüyor. Elbette ilave maliyetle. Tabi hikaye burada bitmiyor, dahası da var.

Diyelim ki işletme bir yıl önce yüzde 24’le kredi kullanmış olsun. Bugün bu rakamı ortalama yüzde 17 olarak olarak ele alırsak kredinin kullanıldığı faiz oranının 7 puan altına denk geliyor. Ancak banka öteleme yerine kendisinin yönlendirdiği yapılandırmayı yaparken güncel faiz oranını değil kredi kullandırım anındaki faizi masaya koyuyor.

ALBAYRAK’IN TEPKİSİNİN ARKA PLANI

4 Mayıs’taki özel bir röportajında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak; “şu kadar teminatım var, müşterim batarsa batsın, teminatımı alırım zarar etmem” düşüncesiyle hareket ediyor ve bir nevi tefecilik türünde bir faaliyet yürütüyorsanız, bizim de devlet olarak buna müsaade etmemiz, kimse kusura bakmasın, mümkün olmaz” diyerek bankalara ciddi bir uyarıda bulunmuştu. Bu uyarı ile beraber bazı kesimler; ekonomi yönetiminin ve BDDK’nın özel bankalara ilişkin uyarılarını ve bu alanda yapılan düzenlemeleri “Ekonomi yönetimi bankaların üzerine çok gidiyor” diyerek eleştirmişti. Oysa objektif olarak baktığınızda; üreten, yüzlerce istihdam sağlayan ve milyonlarca TL vergi ödeyen iş adamlarının banka şubelerinde gördüğü muameleden haberi olan Albayrak’ın böyle bir uygulamaya tepkisiz kalması beklenemez ve gereğini yapması da eleştirilemez.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.