Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar İhracatın ithal girdi yoğunluğu
Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00

İhracatın ithal girdi yoğunluğu

Levent Yılmaz
Levent Yılmaz İnternet Yazarı

Türkiye’nin ihracatı ile ilgili “Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerin hammaddesinin yüzde 65-70’i ithal ürünlerdir” şeklinde bir şehir efsanesi vardır. Bu veri(!) çoğu zaman özellikle kur seviyesi üzerinden yapılan yorumlarda en sık kullanılan enstrümanlardan birisi olarak karşımıza çıkar. Zira ihracat yapılan ürünler bir tarafa, üretimdeki ithal girdi miktarının yüksek olması cari açık ve enflasyon rakamlarına doğrudan etki eder ve özellikle kur seviyesi Yurtiçi üretici fiyatlarında (Yİ-ÜFE) belirleyici olmaya başlar. Üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçişkenliğe ilişkin geçen hafta kapsamlı bir yazı kaleme almıştım.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Levent Yılmaz : İhracatın ithal girdi yoğunluğu
Haber Merkezi 09 Mayıs 2019, Perşembe Yeni Şafak
İhracatın ithal girdi yoğunluğu yazısının sesli anlatımı ve tüm Levent Yılmaz yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Ancak kısaca yazımdan alıntı yaprak yeniden hatırlatayım; “Yİ-ÜFE’nin seviyesi TÜFE’ye oluşturduğu geçişkenlik için de çok önemli. Kur ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların geçişkinliği ÜFE’de daha hızlı hissediliyor. Bunun sebebi üretici fiyatlarının kapsamları gereği maliyet şoklarına daha duyarlı olması. Şokların geçişkenliği üretici fiyatlarında daha yüksek olduğu için üretici fiyatlarındaki oynaklık daha yüksek oluyor. Öte yandan Yİ-ÜFE’de yaşanan bir artış uzun vadede TÜFE’de artışa neden oluyor. Bu durum enflasyonun ana eğilimi açısından da bir öngörü sağlayacaktır.”

EFSANENİN KAYNAĞI NE?

Peki bu yüzde 65-70 rakamı nereden kaynaklanıyor? Aslına bakarsanız bu rakam gerçeği yansıtmıyor ve bir iktisatçının bir ilimizdeki sanayi odası için hazırladığı ve dahilde işleme rejimini ele aldığı raporda yer alıyor. Yani tek bir örneklemden bütüne ilişkin bir algı oluşmuş ve her 100 dolarlık ihracatın 70 doları ithal girdilerden oluşuyor gibi gerçek dışı bir durum yöneticilerin bir kısmı dahil herkesin diline yerleşmiş.

GERÇEKLERE BAKALIM

TCMB, geçtiğimiz haftalarda Elif Özcan Tok ve Orhun Sevinç’in kaleme aldığı “Üretimin İthal Girdi Yoğunluğu: Girdi-Çıktı Analizi” başlıklı bir ekonomi notu yayınladı. Konuya ilişkin kapsamlı verileri bu nottan elde edeceğiz. Çalışmada Türkiye’nin üretim yapısının dönüşümü ve buna bağlı olarak üretimdeki ara malların ithalat miktarının artışına ilişkin detayları görmek mümkün.

Çalışmada öncelikle üretimdeki ithal girdi yoğunluğuna bakılmış. Üretim sürecinde kullanılan girdilerin yerli ve ithal olarak ayrıştırılmasına imkan tanıyan girdi-çıktı tablolarında en son kullanılan veriler 2012 yılına ait. 2002 ve 2012 yıllarına ait girdi-çıktı tabloları üzerinden yapılan hesaplamalara göre; toplam üretimin ithalat gereği katsayısı 2012’de yüzde 19,3 olmuş. Katsayısı en yüksek sektörler ise; kok ve rafine petrol ürünleri, elektrik gaz, buhar ve iklimlendirme, ana metaller, motorlu kara taşıtları ve kauçuk ve plastik ürünler.

İkinci olarak esas merak ettiğimiz konuyla ilgili verilere bakalım. OECD 49 ülke için ihracatın ithalat girdi yoğunluğu verisini yayınlıyor. Verilere göre Türkiye’nin 1995 yılında yüzde 13,9 olan ihracat içindeki ithal girdi yoğunluğu, 1998 yılında yüzde 15,4, 2002 yılında ise yüzde 22,3 olarak gerçekleşmiş. 2012 yılında ise bu oran yüzde 30,2.

Özetle hem toplam üretimdeki ithal girdi oranı hem de ihracatın ithalat girdi yoğunluğu bir şehir efsanesi haline gelen yüzde 65-70 rakamının çok çok altında. Ancak ithal girdi miktarındaki artışı da göz ardı etmemiz gerekiyor. Zira yıllar itibariyle önemli bir artış rakamlara yansımış durumda.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.