Yazarlar Macronun Türkiye ile derdi, Sirteden yapılan petrol kaçakçılığı ve ABnin ikiyüzlülüğü

Macron’un Türkiye ile derdi, Sirte’den yapılan petrol kaçakçılığı ve AB’nin ikiyüzlülüğü

Levent Yılmaz
Levent Yılmaz İnternet Yazarı

Hafter’in 18 Ocak tarihinde ülkenin doğusundaki günde yaklaşık 800 bin varil toplam kapasiteye sahip beş terminali ablukaya almasıyla ülkenin petrol ihracatı bir anda günde 80 bin varile düştü. Bu durum kabaca Libya halkına 6 milyar dolara mal oldu. Ancak dahası var.

SİRTE, PETROL VE TANIDIK SENARYO

Önceki yazımda Sirte’nin öneminden bahsetmiştim. Sirte Havzası ülkenin petrol üretimi ve ihracatının can damarı. Normalde petrol ticareti için izlenen yol şu şekilde: Petrol ihracatından elde edilen gelir BM nezdinde tanınan, Türkiye’nin de desteklediği meşru Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) kontrolündeki, Trablus’ta yerleşik Libya Merkez Bankası’na yatırılıyor. Ancak Sirte halen darbeci Hafter’in kontrolünde. Hafter, Trablus’u ele geçiremeyince işi giderek zorlaştığı için önümüzdeki dönemde “Doğu Libya - Batı Libya” gibi bir bölünme önerisiyle karşımıza çıkarsa şaşırmamak gerekiyor. Biz bu senaryoyu Irak ve Sudan’da görmüştük.

Uluslararası hukuka göre petrol ticaretini yapma yetkisi Serrac’ın başkanlığını yaptığı UMH’nin elinde. Sahadan gelen bilgilerse başta Fransa olmak üzere Hafter destekçisi AB ülkelerinin Libya’dan yasadışı petrol aldığı yönünde. Bunun önemli bir nedeni var.

Libya petrolünün kükürt oranı çok düşük. Bu durum petrolün işlenmesini kolaylaştırıyor ve maliyetleri düşürüyor. Avrupa’daki rafinelerin büyük bölümünün tasarımı düşük kükürtlü petrole göre yapılmış. Yani Libya AB ülkeleri için kritik öneme sahip. Ülkedeki iç karışıklıktan önce, 2010 yılındaki toplam petrol ihracatının yaklaşık %85’inin Avrupa’ya gerçekleştirildiğini not edelim. Fransa’nın Libya’dan ithal ettiği petrol miktarı 2017 ve 2018 yıllarında artarak, ortalama 30 milyon varile ulaştı. Fransa’nın 2018 yılında ithal ettiği toplam 397 milyon varil ham petrolün yaklaşık %9’u Libya’dan geldi. Şunu söylemek mümkün, başta Macron olmak üzere pek çok AB ülkesinin lideri bilerek ya da bilmeyerek uluslararası hukuk çiğnenerek Libya’dan yapılan petrol kaçakçılığına göz yumuyor.

TÜRKİYE KARŞITLIĞININ SEBEBİ

İngiltere Avam Kamarası Dış İlişkiler Komitesi’nin 2016 yılında Libya ile ilgili hazırladığı rapora bakalım. Fransız istihbaratının ABD eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın danışmanı Sidney Blumenthal’a aktardıkları raporda yer bulmuş. Buna göre, Fransa’nın Libya’ya 2011 yılında askeri müdahalede bulunulmasını istemesinin nedeni, Libya’nın petrol üretiminden aslan payı alabilmek, Fransa’nın Kuzey Afrika’daki nüfuzunu arttırabilmek, Fransız iç siyasetinde Libya’yı kullanabilmek ve Kaddafi’nin Fransızca konuşan Afrika ülkelerindeki etkinliğini sona erdirebilmek. Yani Fransa’nın darbeci Hafter’e desteğinin arkasında işleyen bir strateji var. Libya halkı Macron’un umurunda olmadığı gibi Libya halkının refahı için kullanılacak petrole de göz dikilmiş durumda. Hatta bu petrole yasadığı yollarla ulaşmayı bile göze alarak.

2018 yılında Tunus’u ziyaretinde, Tunus Meclisinde yaptığı konuşmada, Libya’ya 2011 yılında yapılan askeri müdahaleyi şiddetle eleştiren ve “Libya’daki krizin askeri müdahaleyle çözüme kavuşturulacağını düşünmemiz hataydı, Libya bu haldeyse kabahat ABD ve bazı AB ülkelerinde, Libya’daki ahlaksızlığın sorumlusu hepimiziz” demesine rağmen, Türkiye’nin desteğiyle sahadaki dengelerin değişmesi Macron’a bir dönüş daha yaptırdı. Bu salvolarda daha önce Sarkozy’nin Savunma Bakanlığını ve şimdiyse Macron’un Dışişleri Bakanlığını yapan Jean Yves le Drian’ın büyük payının olduğunu ve Macron’un le Drian’ın yörüngesine girdiğini ifade edebiliriz.

Fransa bu kez, bir başka darbeci Sisi’yi de yanına alarak, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin attığı adımlara karşılık veremeyen Yunanistan ve GKRY’nin imdadına yetişmeye çalışıyor. Bu ülkeler 11 Mayıs 2020’de Libya ve Doğu Akdeniz konusundaki yayınladıkları ortak bildiride Türkiye’ye mesnetsiz ve yersiz suçlamalar yöneltti. Bildiriye Doğu Akdeniz’le hiçbir alakası olmayan Birleşik Arap Emirlikleri de iştirak etti. Zira tüm bu ülkelerin Libya ile ilgilenmesinin nedeni sadece petrol ve doğal gaz iken Türkiye’nin Libya’yla ilişkileri, Libya’da kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin sağlanmasına katkı sağlanması ve karşılıklı yarar temelinde. Türkiye’nin Trablus’a geniş bir heyetle yaptığı ziyaret sahada yaşanan sevindirici gelişmelerin sürme beklentisini ve barış isteyen Libya halkının umudunu arttırdı.

AB’NİN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hakları doğrultusundaki uluslararası hukuka uygun adımları AB tarafından her defasında “birlik dayanışması” söylemi öne sürülerek hukuksuz bulunuyor. Ancak, başını Fransa’nın çektiği bazı AB üyesi ülkelerin, Mısır’da darbeyle göreve gelmiş bir diktatörle aynı masada oturarak ve yine Libya halkını temsil eden meşru Libya Hükümetini darbeyle devirmeye çalışan Hafter’le işbirliği yaparak hareket ettiğini görüyoruz. AB’nin hukuk anlayışı söz konusu petrol olunca bu ikiyüzlülük üzerine inşa ediliyor.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.