Yazarlar Yaptırım, tehdit, müttefik

Yaptırım, tehdit, müttefik…

Levent Yılmaz
Levent Yılmaz İnternet Yazarı

Oldukça ilginç bir sürecin içinden geçiyoruz. Uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı ve çok taraflı anlaşmaların bu kadar göz ardı edildiği böyle bir döneme bir daha şahit olur muyuz bilmiyorum. Kağıt üzerindeki müttefiklerimizin süreci getirdiği noktanın ilişkilerde telafisi olmayan yaralar açma eşiğinde olduğunu hatırlatmakta fayda var.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Levent Yılmaz : Yaptırım, tehdit, müttefik…
Haber Merkezi 03 Ekim 2019, Perşembe Yeni Şafak
Yaptırım, tehdit, müttefik… yazısının sesli anlatımı ve tüm Levent Yılmaz yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


TEHDİTLER VE GERÇEKLER

Türkiye’nin güvenli bölge oluşturmak amacıyla yapmak üzere olduğu sınır ötesi operasyon ABD’nin gündemine oturdu. ABD Başkanı Trump önce Türkiye’yi destekleyen tweetler attı sonra üzerindeki baskılar artınca “daha önce de yaptığını” belirterek Türkiye’yi ekonomik olarak yerle bir edeceğine dair bir açıklama yaptı. Sonrasında ise Kongre üyesi Lindslay Graham’ın Türkiye’ye karşı “cehennemden gelen yaptırımlar” uygulanacağına yönelik tweeti geldi. Süreç bu şekilde işlerken içeride de “savaşa hayır” gibi bazı sesler yükselmeye başladı. Bu durum bazı konuların ve kavramların hatırlatılması gereğini doğurdu. Öncelikle;

1- Bu bir savaş veya işgal girişimi değil, Türkiye’nin müttefiklerinin(!) bölgesel politikaları yüzünden yapmak zorunda kaldığı bir sınır ötesi operasyondur.

2- Bu operasyonun amacı bölgede yaşayan Kürtler değil, Kürtlere de en çok zararı veren teröristlerdir.

3- Terörist teröristtir. PKK’nın adını YPG veya SDG diye değiştirmek bu gerçeği değiştirmez.

4- Türkiye bir NATO üyesidir ve tehdit altında olan bir NATO toprağıdır.

5- Bu bakımdan NATO müttefiklerinin PKK/SDG/YPG’nin yanında değil Türkiye’nin yanında olması bir tercih değil hukuki bir sorumluluktur.

6- NATO Antlaşması’na göre ABD veya diğer bir üye başka bir ülkeye bırakın yaptırım uygulamayı, yaptırım tehdidinde bile bulunamaz. Bu uluslararası hukuka aykırıdır.

PENTAGON, CENTCOM VE OLIVER NORTH VAKASI

PKK, ABD’nin de terör örgütü listesinde olan bir terör örgütüdür. Bu teröristlerin adının değişmesi, mekap ve şalvar yerine ABD’den gelen postalları ve kamuflajları giymesi bu gerçeği değiştirmez. ABD Anayasası dahil tüm hukuki düzenlemeler ABD’nin terör örgütlerine karşı tutumunun ne olacağına dair hükümler içerir. Bu hükümlere göre ABD’nin hiçbir kurumu PKK’ya silah yardımı yapamaz, eğitim veremez ve istihbarat sağlayamaz. Pentagon ve Centcom’un PKK’nin ismini değiştirerek şimdilik bunları yapıyor olması bu gerçeğin eninde sonunda ortaya çıkacağı ve ilgililerin konusu suç olan bu faaliyetlerden dolayı hukuk karşısına çıkacağı gerçeğini değiştirmez, sadece erteler. Bu işlemleri yapan ABD’li yetkililere yarbay Oliver North’un başına gelenleri hatırlatırım. Lindslay Graham gibi kongre üyelerinin gerçek görevi, yaşananları iç siyaset malzemesine haline getirmek yerine ABD Kongresi’ne bilerek ve isteyerek yanlış bilgi veren Pentagon ve Centcom’a ilişkin soruşturma başlatmak ve Oliver North olayında olduğu gibi hukuka karşı hileli işlem yapma mantığını ortadan kaldırmaktır.

HILLARY CLINTON’A NEDEN TEPKİ GÖSTERİLMİYOR?

Türkiye’nin sınır ötesi operasyonu gündeme gelince Trump’ın ilk olarak attığı Türkiye yanlısı tweetlerine Hillary Clinton bir tweet ile cevap verdi. Clinton tweetinde Trump’ı ABD çıkarları yerine Erdoğan ve Putin gibi iki “otoriter” liderin yanında yer almakla, Kürtlere ve başkanlık görevine gelirken ettiği yeminine ihanet etmekle suçladı. Ardından Trump’ın Türkiye’yi daha önce yaptığı gibi ekonomik olarak yerle bir edeceğine dair tweeti geldi. Türkiye’deki bazı siyasi aktörler de haklı olarak Trump’a tepki gösteren açıklamalarda bulundu. Peki aynı isimler neden tüm dünyanın gözü önünde yüzde 52 gibi bir oyla seçilen Erdoğan’a “otoriter” diyen Hillary Clinton’a tepki göstermedi? Neden konunun Kürtler değil de terör örgütleri konusu olduğuna dair Clinton’a itirazda bulunmadı?

Türkiye, ABD’nin iç siyaset malzemesi olmayacak kadar büyük ve güçlü bir ülkedir. Türk halkı Türkiye’nin ABD’nin iç siyaset malzemesi yapılmaya çalışılmasına karşı çıkarken içeride birilerinin kendi siyasi istikballeri için aldığı pozisyonları da gözden kaçırmayacak kadar dikkatlidir.

DENGESİZ MÜTTEFİK, GÜVENSİZ ORTAK

Gelelim konunun ekonomik yönüne. Geçtiğimiz yıl bu köşede, Türkiye’nin ekonomide yaşadıklarının makro ekonomik gerçekler ile izahı edilemeyeceğini ve bunun başta kurda olmak üzere spekülatif bir saldırı olduğunu ifade ettiğimizde ilginç(!) eleştirilerle karşılaşmıştık. Oysa bugün geldiğimiz noktada; Trump’ın “daha önce de yaptığım gibi” diyerek Türkiye ekonomisine yeniden saldırabileceğini söylemesi her fırsatta ideolojilerini teknik bilgilerin önüne geçirenler için sanırım en güzel cevap olmuştur. Aynı şekilde geçtiğimiz hafta ABD ile ticaret hacminin 100 milyar Dolar’a çıkarılması konuşulurken “çok dikkatli olunması gerektiğini” belirttiğimizde aldığımız eleştirilere de sanırım bu ekonomik yaptırım tehditleri bir cevap olmuştur.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.