Yazarlar Akar Devamlı kuyudayız, devamlı taş çıkarıyoruz derken neyi kastediyor?

Akar “Devamlı kuyudayız, devamlı taş çıkarıyoruz” derken neyi kastediyor?

Mehmet Acet
Mehmet Acet Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Cuma günü Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la İstanbul TÜYAP’taki Savunma Fuarı’nı gezdikten sonra sohbet etmek üzere bir odada oturduk.

Konuşmasının hemen başında söylediklerinden, kendisinin bazı şeylerden rahatsız olduğu hemen anlaşılabiliyordu.

“Devlet politikası olduğunda hepimizin birleşmesi lazım” dedi,

“Bir yerde buluşmamız lazım” dedi,

“Her seferinde rekabet içinde olursak bunun sonunda bir yere varamayız” dedi.

Bakan Akar’ı epeyce bir süredir izliyorum.

Daha önce de uzun soluklu sohbetlerimiz oldu.

Bu tecrübeden yola çıkarak diyebilirim ki, kendisinin en fazla titizlendiği mesele, askerin moral ve motivasyonunun korunması meselesi.

O hassas alana halel getirecek en ufak bir şey oldu mu, hemen reaksiyon gösteriyor, bazen sert, bazen mutedil bir dille “Bunu yapmayın” diyor.

Sorduğumuz sorulara cevap verirken, bir yerde, şöyle bir şey söyledi:

“Biz devamlı kuyudayız, devamlı taş çıkarıyoruz. Atılan taşları çıkarıyoruz. İşimiz gücümüz taşları çıkarmak”

Sözlerinin devamından, rahatsız olduğu konunun, İran sınırının yolu geçen hanına dönüştüğü, Afgan mültecilerin ellerini kollarını sallaya sallaya ülkeye giriş yaptığı yönünde yapılan tezviratla ilgili olduğunu anladık.

ANKARA’DA PARTİ BİNASINA “SINIR NAMUSTUR” DİYE AFİŞ ASARSANIZ, SINIRDA NÖBET TUTAN ASKERİN MORALİ BOZULMAZ MI?

Kuyuya taş atması kolay tabii.

İlk taşı atanlardan biri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu.

Aslı astarı olmadığı halde, on binlerce kişinin akın akın ülkeye giriş yaptığından söz etti.

Yetmedi, CHP’nin Ankara’daki Genel Merkez binasına kendisinin fotoğrafının da bulunduğu “Sınır namustur” yazılı bir afiş asıldı.

Arkasını İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener getirdi:

“Askerimizin can güvenliği yok, orada olması doğru değil, Afganistan’dan derhal geri çekilmeleri lazım” dedi.

Böyle laflar edilirse, İran sınırında 24 saat nöbet tutan, Afganistan’da barışçıl ve insani misyonuyla bütün dünyaya parmak ısırtan Mehmetçiğin moral ve motivasyonunu bundan etkilenmez mi?

Milli Savunma Bakanı Akar, geçen hafta komuta heyetiyle birlikte İran sınırına gitti, incelemelerde bulundu.

Cuma günkü sohbetimizde o gezisiyle ilgili verdiği bilgilerden bir alıntı yapalım:

“Oradaki görevli personelimizden en genç olanlarını ayrıca kenara çekip ‘Geçiş oluyor mu diye’ sorduk ‘Mümkün değil. Yok öyle bir şey’ dediler. Ortaya atılan ‘O kadar kaçak girdi’ şeklindeki ifadelerin bir aslı yok. Bakanlık olarak oradaki hudut komutanı yanlış yapıyorsa onu da dava etmek bizim görevimiz ama öyle bir şey söz konusu değil. Hudutlardaki çalışmalar bu kadar açık.”

Gerçi Kılıçdaroğlu bilinen ‘U dönüşlerinden’ birini de bu konuda yaptı.

Geçtiğimiz günlerde, Van’da katıldığı bir toplantıda, sürüler halinde binlerce kişinin geldiğini söyledikten hemen sonra İran sınırına gidip, kendi açıklamasını “Sizler de tanık oldunuz. Herhangi bir hareketlilik yok” sözleriyle düzeltti.

Kuyuya taş atmak bu kadar kolay oluyor işte!

“BAZI ŞEYLERİN KONUŞULMADAN ANLAŞILMASI LAZIM”

“Sınır namustur” diye askere laf sokan anlayış, Afganistan meselesinde başka boyutlarıyla da karşımızda.

Kritik gelişmelerin olduğu, hassas görüşmelerin yapıldığı bir ortamda, bu konuda da muhalefet çevrelerinde olup da sorumluluk makamında bulunanlar, ‘kuyuya taş atmaya’ devam ediyorlar.

Mehmetçiğin Afganistan’da can güvenliğinin olmadığından bahisle, derhal geri çekilin çağrısı yapıyorlar.

Dün Yeni Şafak’ta Bakan Akar’ın açıklamalarını okudunuz.

O açıklamaların içinde “Bir risk, tehdit gördüğümüz takdirde 24 saat içinde çekiliriz” şeklinde bir cümle de var.

Zaten, bir tahliye kararı verilirse bu süreç daha kolay işletilsin düşüncesiyle Kabil’e yakın coğrafyalara uçaklar indirilmiş durumda.

Yani, Afganistan meselesinde Mehmetçiğin can güvenliğini önceleyen bir politika zaten izleniyor.

Ancak bazı çevrelerde öyle bir muhalefet anlayışı var ki, Afganistan’dan asker çekilse, “Bizi dünyaya rezil ettiniz” diyebilecek kadar gözlerini karartmış durumdalar.

Bakan Akar, bu konuyla ilgili olarak da kuyuya atılan taşları çıkartırken, çok ince bir noktaya temasla, “Bazı şeylerin konuşulmadan anlaşılması lazım” diyor:

“Savunma ve güvenlik konularında bazı şeylerin konuşulmadan anlaşılması lazım. Çünkü bu konularda her şeyi açıklamıyoruz. Bazı şeylerin olduğunu kabul etmek lazım, arkasındaki bir takım gelişmeleri tahayyül etmek lazım. Biz Mehmetçiğe zarar gelmesine izin verebilir miyiz? Böyle bir şeyi göze alabilir miyiz? Böyle bir şey olabilir mi? İster milli dokümanlarımızda ister NATO dokümanlarında birinci madde ‘personelin güvenliği’. Personel güvenliğinden sonra diğer faaliyetlerin icrası geliyor.”

Dinlemeye ya da anlamaya hazır birileri varsa, bu konu daha fazla, ya da daha iyi nasıl anlatılabilir acaba?

Arif olan anlasın deyip geçelim mi?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.