|
Yazarlar

Ekonomide madalyonun öbür yüzü

04:00 . 16/06/2022 Perşembe

Mehmet Acet

1976 yılında Taşkent’te doğan Acet, ilk ve orta tahsilini Taşkent’te tamamladı. İstanbul Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun olan Acet mesleki kariyerine 1995 yılında TRT’ de staj yaparak adım attı. 1996 yılında Kanal 7 Dış Haberler Servisinde Muhabir olarak çalışmaya başladı. Bir yıl sonra Meridyen isimli dış politika programının yapımcılığını üstlendi. 1999 yılında Kosova’ dan savaş görüntülerini dünyaya geçen ilk gazeteci olarak ismini duyurdu. Daha sonra keskin bir dönüş yaparak diplomasi ve AB haberleri üzerinde yoğunlaştı. 2000 yılında Kanal 7’nin Brüksel temsilciliğini üstlendi. 1999 Helsinki zirvesinden 17 Aralık Brüksel zirvesine kadar uzanan süreçte AB - Türkiye ilişkilerini de ilgilendiren bir çok zirveyi yerinde takip etti. Son 7 yılda Orta Asya’ dan Amerika’nın batı yakasına kadar uzanan coğrafyayı gezerek bulunduğu ülkelerden haber ve dosya çalışmalarına imza attı. Kanal 7 Ankara temsilciliğine atanmadan önceki son çalışması Amerika’daki Ermeni Diasporası başlıklı dosya oldu. 2005 yılında Kanal 7’nin en genç yöneticisi olarak Ankara temsilciliğine atandı.

11 yıldır Kanal 7’nin Ankara Temsilciliğini yapan Acet, Kanal 7 ve Ülke tv de haftalık siyasi programlar yapmaya devam etmektedir.

İyi derecede İngilizce bilen Mehmet Acet evli ve iki çocuk babasıdır.

Mehmet Acet

2021 yılının son aylarında tırmanışa geçen enflasyon ve hayat pahalılığı, 2022 ortasında da ekonominin bir numaralı sorunu olarak karşımızda duruyor.

Enflasyon dışında, kur atakları ve CDS priminin artması nedeniyle borçlanma maliyetlerinin yükselmesini de, ikinci ve üçüncü sıradaki ciddi sorunlar olarak nitelendirmek mümkün.

Burası böyle ancak ekonomiye salt bu çerçeveden bakarak
‘kriz tellallığı yapmak’
hiçbir şey değilse bile, Türkiye ekonomisinin büyüme ve dün açıklanan 5 aylık bütçe performansına haksızlık anlamına gelir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, her ayın ortasında o aya ait bütçe gerçekleşmelerini kamuoyuna duyuruyor.

Dün, Bakan Nurettin Nebati, mayıs ayı ve 2022’nin ilk 5 aylık dönemine dair güzel haberler verdi.

Aktaralım:

“2022 yılı Mayıs ayında 144 milyar lira bütçe fazlası, 161,9 milyar lira faiz dışı fazla verilmiştir. Böylece, yılın ilk 5 aylık döneminde toplam bütçe fazlası 124,6 milyar liraya, faiz dışı fazla ise 246,5 milyar liraya ulaşmıştır.”
EKONOMİ BÜYÜDÜKÇE BÜTÇE PERFORMANSI GÜÇLENİYOR

Bakanlığın internet sitesinde dün yayınlanan veriler üzerinden bazı rakamlar daha verelim ki, Türkiye ekonomisinin kapasitesine dair bilgilerimizi güncellemiş olalım.

1-2022 yılı bütçe gelirleri için 1 trilyon 472 milyar 583 milyon lira gelir elde edilmesi öngörülürken, ilk 5 ay içerisinde, 1 trilyon 84 milyar 391 milyon liralık bir seviye yakalanmış durumda.
2-Buna karşılık 2022 bütçesinde 1 trilyon 750 milyar 957 milyon lira gider öngörülürken, ilk beş ayın sonunda 959 milyar 773 milyon liralık bir gider rakamı karşımıza çıktı.
3-2022 yılı için oran olarak yüzde 3,5, rakam olarak 278 milyar 374 milyon liralık bütçe açığı öngörülürken, 5 ayın sonunda açık şöyle dursun, 124 milyar 618 milyon liralık ‘bütçe fazlası’ oluşmuş durumda.

Bu rakamları bu şekilde aktarmanın şöyle bir önemi daha var:

Muhalefet çevreleri son haftalarda, kur korumalı mevduatın bütçeye olan yükünü anlatırken 150 milyar gibi bir rakamdan söz ediyor.

(Dün İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 200 milyarı bulacak dedi)

KKM’nin bütçeye maliyeti elbette ciddiyetle takip gerektiren bir konu ancak, yukarıda aktardığım rakamların büyüklüğüne bakıldığında, 150 milyar liranın Hazine’nin takriben 15 günlük gelirine tekabül ettiği, bunun da finanse edilemeyecek bir seviyede olmadığı görülüyor.

(Mayıs ayı geliri: 317 milyar 753 milyon lira)

Kaldı ki, aralık ayında KKM uygulaması yerine faiz artırılarak doların düşürülmesi kararı alınsaydı, bu, hem devam eden ekonomik canlılığı sekteye uğratabilir, hem de faiz yükünü daha fazla artırabilirdi.

BÜTÇEDEN GELEN YÜZ GÜLDÜRÜCÜ HABERLER BÜYÜME PERFORMANSIYLA İLGİLİ

Bütçe performansında yakalanan bu güzel ivmenin arkasında hiç kuşkusuz, hükümetin büyüme odaklı bir ekonomi programı yürütme kararlılığı var.

Dünya ile karşılaştırdığımızda, enflasyonda negatif ama büyümede pozitif şekilde ayrışıyoruz.

2021 yılını çift hanenin üstünde büyüyen sadece birkaç ülkeden biri olduk.

2022 yılının ilk çeyreğinde yakalanan 7,3 oranında büyüme ile de Avrupa üçüncüsü, dünya altıncısı olduk.

Büyüme kompozisyonuna bakıldığında da, elde edilen bu sonucun hemen hemen yarısının dış talep yani ihracat katkısıyla olması (yüzde 47), kaliteli bir büyüme performansının sergilendiği anlamına geliyor.

ERDOĞAN: İSTİHDAMDA TARİHİN EN YÜKSEK SEVİYESİNE ULAŞTIK

Büyüme demek pastanın büyümesi demek.

Pastanın büyümesi demek, işsizliğini düşmesi, istihdamın kuvvetlenmesi demek.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında, son derece önemli bulduğum şöyle bir açıklama yaptı:

“Dünyanın içinden geçtiği süreçte insanlarımızın karşılaşabileceği en büyük problemin işsiz kalmak, evine aş götürememek olduğuna inanıyoruz... Bugün Türkiye istihdamda 30,4 milyon ile tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştır.”

Erdoğan’ın bu sözlerinin arkasını şu veriler dolduruyor:

Yüksek büyüme performansı sayesinde Nisan 2020’den, Nisan 2022’ye kadar 5 milyon yeni istihdam sağlandı.

3 yıl önce yüzde 15’ler seviyesini zorlayan işsizlik, yüzde 11,2’ye geriledi.

SIRA SABİT VE DAR GELİRLİLERİ ENFLASYONA KARŞI KORUMAYA GELDİ

Enflasyon ortamında bu rakamlar, satın alma gücü düşen sabit ve dar gelirli geniş kitleler için heyecan verici olmayabilir.

Ancak unutulmamalı ki, bu kesimlerin enflasyona karşı kollanması bütçede oluşan imkanlarla mümkün olabilir.

Bu imkân oluştu ki, önceki gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, bunun rahatlığıyla şu açıklamayı yaptı:

“Önümüzde Temmuz dönemi var. Temmuz ayında bütün çalışanların yüzünü güldürecek bir düzenlemeyi de Türkiye gerçekleştirecek durumdadır.”
#enflasyon
#Hazine ve Maliye Bakanlığı
#Nurettin Nebati
7 ay önce
default-profile-img
Ekonomide madalyonun öbür yüzü
“Yılan çukuru”..
Güven sorunu aşılırsa...
İşgalci Yahudilerin hubris sendromu
Bu kez de tamam inşallah…
Siyasi hesaplar, büyük hülyalar, renkli rüyalar…