|
Yazarlar

Şeytanlaşmanın bir başka açıdan öyküsü…

04:00 . 22/11/2022 Salı

Mehmet Metiner

Mehmet Metiner yıllardır Yeni Şafakın müdavimlerinden biri, gazetede çeşitli konularda köşe yazıları yazıyor.
Mehmet Metiner

Hayatta şunu anladım: Ne derseniz deyiniz, kıskançlık, önüne geçemeyeceğiniz bir olgudur.

Dilediğiniz kadar şeytani bir haslettir deyiniz, istediğiniz kadar üstüne vaazlar veriniz, ayet ve hadisler sıralayınız, ne yazık ki bu böyle bir gerçeklik.

Aynı şey kibir için de geçerli.

Kibir öyle bir şeydir ki bazen onu lanetleyenin bile vasfına dönüşür.

Başka bir deyişle, tevazu postuna bürünür.

Sahibi tevazudan bahsederken bile aslında kibirlidir.

Kibir, kıskançlığı özünde taşır.

Hep en başta olma, herkes tarafından sevilme ve herkesin en önemli gördüğü kimse olma isteği, kaçınılmaz olarak kıskançlığı tetikler.

Başkalarının kendinden gayrısına yürekten meylini gören kibirli insan, haset duygusuyla sevilen ve önemsenen o kişiyi artık boy hedefi haline getirir.

Amacı itibarsızlaştırmak olunca, bir yolunu ne yapıp edip bulur.

Olmadık iddialarda bulunur.

Çoğu zaman da sureti haktan görünerek.

Hz. Adem’in oğlu Kabil kardeşi Habil’i kıskanmıştır.

Hz. Yusuf kardeşleri tarafından çöldeki bir kuyuya atılmıştır.

Demek istediğim, meleklerin başı bile olsanız, Adem’i kıskandığınız için iblise dönüşebilirsiniz bir anda.

Peygamberin evladı bile olsanız katil olmanız an meselesi.

***

Ülke için hayırlı bir iş yapayım diyorsunuz.

Bismillah deyip yola koyuluyorsunuz.

Üstelik yaptığınız iş, sonuçta ağır bedeli olan bir iş.

Herkesin “Niye yapmıyorsunuz, vebal altındasınız” dediği bir iş.

Birden bire siyasetin leş kargalarından tutunuz da, kıskançlıklarından ötürü şahsınızı itibarsızlaştırmayı marifet sanan kifayetsiz muhterislere varıncaya kadar bir sürü insanın üstünüze üşüştüğünü görürsünüz.

“Madem çok gerekli bir işti, buyrun siz başa geçin, arkanızdan gelelim!” dediğinizde risk almaktan korkan o insanların sıra sizi itibarsızlaştırmaya geldiğinde nasıl aslan kesildiğini gördüğünüzde üzülürsünüz elbet.

Yaptığınız işten dolayı kimseden takdir beklemezsiniz ama karşılaştığınız köstek fena halde canınızı acıtır.

Sizi olduğunuzdan farklı gösterenlerin gerçekte sizi herkesten çok tanıyanlar olduğunu gördüğünüzde o kıskançlık illetinin nemenem tehlikeli olduğunu canınız acıyarak anlarsınız, lakin iş işten geçmiştir gayrı.

Niyetiniz sorgulanır birden.

Şahsi ikbal arayışında olduğunuza dair dedikodular tedavüle sokulur usul usul.

Siyasette bir yere gelmek için bir şeyleri araçsallaştırdığınız veya birilerini kullanmak istediğiniz ve/ya da kendinizi göstermek için bu yola koyulduğunuz dedikodusunu yayarlar namertçe.

İnsan bu işte.

Kendi içindekini sızdırır.

Başkalarını kendi gibi bilir.

Kendi niyeti üzerinden niyet okumaları yapar.

Sonra da rastladığınızda karşınızda gerdan kırar.

Hesabiliğini hasbilikle sarıp sarmalar.

Sizi ne çok sevdiğinden dem vurur.

Riyakarlığını bilirsiniz ama yüzüne vurmazsınız.

Birlikte omuzladığınız dava zarar görmesin diye.

Lakin bunun dahi kadrini-kıymetini bilmez.

Huyu değişmez.

Arkanızı döndüğünüz anda hançerini saplamaktan geri durmaz.

Hakikaten anlarsınız ki hasedin bir tedavisi yoktur.

***

Yaşadıkça tanıyorsunuz bazılarını.

Deneyimledikçe görüyorsunuz o birilerinin gerçek suretlerini.

O yüzden haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden Allah’a sığınmak en doğrusu.

Başkaca yapabileceğiniz hiçbir şey yok zira.

Hasedini kırmak için başınıza dahi geçirmeyi teklif edersiniz, lakin hasetçi, başta olmanın riskini göze alamadığı yetmezmiş gibi bir de başınızı almaya kalkışır.

Bu tür insanlar iflah olmazlar.

En tehlikelileri, yanınızda sandıklarınızdır.

İşin hayırlı tarafı şu: Bir işe kalkışmadan kimseyi gerçek suretleriyle tanıyamıyorsunuz.

Tanımak-bilmek, azımsanmayacak kadar önemli elbet.

Tanımak-bilmek istemiyorsanız, kenarda köşede durmayı tercih edenlerden olacaksınız.

Ha, bilesiniz ki, kenarda-köşede durmak istediğinizde de en başta sizi eleştirenler de onlar olur gene.

İnsan suretindeki şeytanların şerrinden Allah’a sığınmaktan gayrı iş gelmez elinizden.

İstediğiniz kadar yüksek sesle aktif siyasetten elinizi eteğinizi çektiğinizi söyleyiniz, siyaset kurumundan her hangi bir makam beklemediğinizi ve yaklaşan seçimlerde de adaylık başvurusunda bulunmayacağınızı ilan ediniz, gene de o kıskanç, kifayetsiz ve muhteris siyasetin leş kargacıları yakanızdan düşmezler.

Orda-burda “Bakmayın siz öyle dediğine, niyeti dediğinin tam tersidir!” der dururlar.

Çünkü sizi de kendileri gibi bilirler.

Kendileri kendilerini her şeye layık görürler. Ama nedense sizi görmezler.

Kendilerini bir yere taşımak için gerdan kırarlar, boyun eğerler, el-pençe divan dururlar, yaltaklanırlar, inanmadıkları lafları derler, inanmadıkları bir davanın savunucuları gibi görünürler lakin sizin minnetsiz, hasbi ve müstağni tavrınız fena halde rahatsız eder onları.

O yüzden sizi itibarsızlaştırmak için her türlü hileyi mubah görürler.

Laf üretirler, sonra ürettiklerini başkalarının laflarıymış gibi bir yerlere taşırlar. Kendilerini bir yerlere taşımak uğruna…

Millet nezdinde sevildiğini gördüklerinde bütün o kıskançlık damarlarıyla size saldırırlar.

Onların kem dillerinden, kem nazarlarından ve kem gözlerinden bir tek sana Allah’a sığınmaktan başka seçeneğiniz kalmaz sizin..

Bilesiniz ki Allah en güzel vekildir.

HAMİŞ

İşbu yazı kimseyle ve hiçbirimizle alakalı değildir. Hepimizle ve herkesle alakalıdır.

Kişisel değil, geneldir. Ademoğlunun bir başka açıdan öyküsüdür bu.

Şeytanlaşmanın öyküsüdür bu… Hepimizin öyküsü ve gerçekliği.

#Habil
#Kabil
#Kibir
#Siyaset
2 ay önce
default-profile-img
Şeytanlaşmanın bir başka açıdan öyküsü…
“Erdoğan’sız seçim” senaryosu!
Kılıfa sokulan süngerin ince işleri
Çerkeszade bir muhacir alim Cevdet Said
Beş bin Kur’ân-ı Kerim yakan piskopos
Cumhuriyetçi Parti Trump’tan kaçıyor mu?