Yazarlar Neşet Ertaşın vasiyeti

Neşet Ertaş’ın vasiyeti

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Son dönemin en büyük ozanlarını sorsak, bu konulara biraz olsun ilgi duyan herkes, tereddütsüz Âşık Veysel, Neşet Ertaş, Mahzuni Şerif isimlerini sayar.

Sadık yârinin kara toprak olduğunu…

Uzun ince bir yolda gece gündüz gittiğini söyleyen Âşık Veysel, 1973 yılında dünyaya veda etti.

Kendi deyişiyle, harekete kimse mâni olamadı.

*

“Dumanlı dumanlı, oy bizim eller

Oturup ağlasam ‘Delidir’ derler” diye seslenen…

“Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana

Bilmem söylesem mi söylemesem mi” diyen…

“Bir dikili taştan gayrı ne’m kaldı?” diye soran Mahzuni Şerif’i 2002’de kaybettik.

*

Bir Neşet Usta’mız kalmıştı.

O da 2012’de sazını yetim bırakıp gitti.

Koskoca on sene geçmiş aradan.

Gönül dağının zirvesindeki ustamız, bize türkülerini bıraktı.

Dünya durdukça eserleri çalınıp söylenecek.

O eserler dinlendikçe eser sahibi de aramızda sayılır.

Sayılır ne demek! Öyledir mutlak.

Şüphesiz, tereddütsüz.

*

Sevenleri için önemli bir husus da şudur: Türkülerin yanında bir de ilkeleri var.

Hayata bakışı… İnsan sevgisi… Her zaman haktan yana oluşu…

*

Bu üç devin de hayatı zorlu ve çileliydi.

Ama onlar, kendi hayatlarını öne çıkarmak isteyenlerden değildi.

“Biz neler çektik kardeşim” edasına hiç yaklaşmadılar.

Halka hizmeti Hakk’a hizmet bildiler ve son nefese kadar yüreklerinden geleni çığırdılar.

*

Neşet Ertaş’ın hayatını bir sinema filmine aktarmak isteyenlerin bu talebine büyük ozanımızın ailesi karşı çıkmıştı.

Çünkü vaktiyle kendisi böyle bir girişime razı gelmemişti.

Hakkında kitap yazılması ve belgesel çekilmesine bile zor ikna edilmişti.

Film tekliflerini hep geri çevirdi.

Vefatından sonra da film konusu ara ara gündeme getiriliyor.

Oğlu Hüseyin Ertaş’ın “Belgesel hazırlanmasına itirazımız yok ancak filmini kabul edemeyiz” diye açıklaması var.

Hatta para teklifini oğlu şiddetle reddediyor ve “Haşa” ifadesiyle söze başlıyor.

Bunu dikkate almak istemeyenlerin, film çekmek için ısrarcı davrandığını görüyoruz.

*

Neşet Ertaş’ın en yakınında olan Bayram Bilge Tokel, filme kafayı takanların mahkemelere koşmasını ‘çıkarcılık’ olarak niteliyor.

“Bir babam, bir de Bayram Gardaşım” sözünü üstadın kendi ağzından bir defa değil, birkaç defa duydum.

Zira Bayram Gardaşı, onu ülkemize yeniden kazandırmıştı.

Hakkında ilk kitabı yazmış, ilk belgeseli çekmiş, yetmemiş ikinci belgeseli hazırlamış, halk konseri vermek için ikna etmiş biridir.

Dolayısıyla kanaati önemlidir.

Yurt dışında kendine yeni bir hayat kurmuş olan Neşet Ustamızın eserleri radyolarda çalınırken bazen adı hiç anılmıyor; bazen ‘anonim’ diye çalınıp söyleniyordu.

Öyle ki, üstat hayattayken öldüğünü zannedenler vardı ve “Merhum Neşet Ertaş’tan alınan bir türkü” diye anonslar yapılıyordu.

*

Film konusu ilk ortaya çıktığında da Bayram Bilge Tokel itiraz etmişti.

Nitekim geçen yıl Ağustos’un son günü, bu sütunda uzunca açıklamasına yer vermiştik. Merak eden bakar.

Neşet Ertaş’ın hayatını filme aktarma konusunun mahkemelere taşınacak bir konu olmaması gerekirdi.

Maalesef o da oldu. Vasiyeti çarpıtmaya, tersine çevirmeye çalıştıklarını gördük.

“Her kuşun eti yenmez” ifadesi, yalnızca kuşlarla ilgili sanılmasın.

Herkesin filmi çekilmez anlamına da gelir bu atalar sözü.

Nihat Genç’in bu konudaki teklifi gayet mantıklı. Kimse filme gitmesin diyor. Yönetmen, yapımcı, senarist, ışıkçı ve diğerleri hep beraber oturup seyretsinler. İsterse simitçi, kahveci, gazozcu da gelsin.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.