Yazarlar Babalar, oğullar, adaylar

Babalar, oğullar, adaylar…

Mehmet Acet
Mehmet Acet Gazete Yazarı

CHP’nin İzmir için 12 Eylül’ün sıkıyönetim savcısı Nurettin Soyer’in oğlu Tunç Soyer’i aday göstermesi, İyi Parti’yi sarstı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Acet : Babalar, oğullar, adaylar…
Haber Merkezi 23 Ocak 2019, Çarşamba Yeni Şafak
Babalar, oğullar, adaylar… yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Acet yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Bu sarsıntının dün sabah kahvaltısında bir araya geldiğimiz Genel Başkan Meral Akşener ile ekibinin söz ve tutumlarına da yansıdığını fark ettik.

Haliyle zor bir durum var ortada.

Bir tarafta, yapılmış, deklare edilmiş bir işbirliği anlaşması, öbür tarafta, ‘Stockholm Sendromu’ gibi ağır bir sınavla muhatap olma durumu.

Akşener, daha ilk dakikada Tunç Soyer sorusu gelince, bir iki cümle kurup, birkaç sıra yanında oturan Genel Başkan Yardımcısı, 12 Eylül’de Nurettin Soyer’in hazırladığı iddianame ile yargılanan, ülkücü hareketin bilinen isimlerinden, Musavat Dervişoğlu’na söz verdi.

‘Damdan düşen biri’ olarak durumu o kurtaracaktı.

Dervişoğlu ‘İstismar bataklığı’ diye bir tabir kullandı.

Soyer’in adaylığının kendisi için bir sorun teşkil etmediğini ama iktidar ve ortağı tarafından bir istismar bataklığı oluşturulacağından endişe ettiğini dile getirdi.

Devamında Meral Hanım yeniden söz aldı, “Babadan oğula suç geçmez. Oğuldan babaya da suç geçmez” dedi.

Hukukta, ‘Suçun şahsiliği’ ilkesine vurgu yapan önemli bir cümle bu.

Peki, yeterli mi?

Hayır, değil.

Söz alıp, Akşener’e şöyle bir soru sordum:

“Suçun şahsiliği meselesi elbette önemli ama iş burada bitiyor mu? Tunç Soyer, acaba babasının 12 Eylül’de yaptıklarıyla ilgili ne düşünüyor? Yanında mı duruyor? Karşısında mı? Eleştirel bir tutumu söz konusu mu? Kendisine bunları sordunuz mu?”

Meral Hanım soruma tek cümlelik bir yanıt verdi:

“Hayır, bu konuları kendisi ile görüşmedim.”

Cevabın veriliş ve geçiştiriliş biçimi, aynı soruların Akşener’in zihninde de asılı olduğu anlamına geliyordu.

Dediğimiz gibi İyi Partililer, İzmir özelinde zor bir ikilemle karşı karşıya.

TUNÇ SOYER BABASININ YAPTIKLARIYLA İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYOR?

Sorular, sorular…

Tunç Soyer, babası Nurettin Soyer’in 12 Eylül’de yaptıklarıyla ilgili nerede duruyor? O dönem yapılanlara onay veriyor mu? Yoksa, babasıyla aynı ‘Kafa yapısına’ mı sahip?

Oğul Soyer, baba Soyer’i hiçbir şekilde tartışmak ya da tartıştırmak istemiyor.

Şu an için görünen fotoğraf böyle.

Ama önümüzde duran mesele, ‘İstismar bataklığı’ diyerek geçiştirilemeyecek kadar ciddi.

Neden mi?

Şundan dolayı:

Nurettin Soyer, 12 Eylül zindanlarında işkence gören insanların çığlıklarına gülümseyerek karşılık veren birisi olarak anlatılıyor.

Böyle durumlarda, kabuk bağlayan yaralar yeniden kanamaya başlıyor, sağdan soldan, buraya taşımakta zorlandığımız, işkence, kötü muamele hikayeleri geliyor.

12 Eylül’ü yapanlar, on binlerce insanın üzerinden tanklar geçirerek kendi düzenlerini kurdular.

Nurettin Soyer, zulüm üzerine inşa edilen o düzenin keyfini sürerek, yargılanmadan, yaptıklarının hesabını vermeden, bedel ödemeden yaşadı ve öldü gitti.

Bugün için durum şöyle:

Oğul, babayla ilgili gerçek görüşlerini toplumla paylaşmadığı sürece, “Oğlu da babası gibi mi acaba” sorusunun gölgesi peşinden ayrılmayacak.

Tunç Soyer ve adaylığı konusunda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de bir izahat beklediğini yaptığı açıklamalardan öğrenmiş olduk.

İstanbul’dan Ankara’ya dönüş yolunda gazetecilere yaptığı şu açıklamalardan:

“Devrimci olan hiç kimse de bunu kabul edemez. Ancak 12 Eylül’ün bir avuç yandaşı bunu kabul eder. Siz kalkacaksınız, 12 Eylül’ü yargılayacaksınız, apoletlerini sökeceksiniz. Şimdi kalkıyorsunuz onların savcısının oğlunu aday yapıyorsunuz. Bunun izah edilmesi lazım.”

Bahçeli doğru söylüyor.

İyi Partililerden daha fazla, kendisinin de işaret ettiği gibi CHP’lilerin bu konuya bir izahat getirmesi gerekiyor.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun çok önceden Tunç Soyer ismini aklına koyduğu, partisi içinden gelen itirazları da göğüsledikten sonra bu kararı verdiği anlaşılıyor.

Acaba, Kılıçdaroğlu’nun Tunç Soyer ismi üzerinde bu kadar ısrar etmesinin özel bir gerekçesi mi var?

Kendisini bağlayan asıl neden nedir?

Tunç Soyer’in babasının yaptıklarıyla ilgili görüşlerini kendisi de merak ediyor mu?

Bakınız, sorular sora sora, yine bir soru ile yazının sonuna gelmiş olduk.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.