Yazarlar Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel Fuat Oktaya neden saldırdı?

Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel Fuat Oktay’a neden saldırdı?

Mehmet Acet
Mehmet Acet Gazete Yazarı

İnsanların şeref ve onuru, kişilik hakları anayasa ile güvence altındadır.

Kimse kimseye rastgele hakaret edemez, tehdit edemez, kişilik haklarını asfalt çiğner gibi çiğneyemez.

Ne yazık ki, siyaset yapan bazı isimler, bu anayasal hakları hiçe sayma anlamında kendilerine istisna tanınmış gibi hareket ediyorlar.

Doğal muhalefet hakkı olan eleştiri ve suçlama sınırlarının ötesine geçerek hakaret etmekten, tehdit etmekten geri durmuyorlar.

Örneğin, CHP’yi Meclis’te Grup Başkanvekili sıfatıyla temsil eden Özgür Özel bunlardan biri.

Ağzına geleni söyleme konusunda kendisini bütünüyle ‘özgür’ hisseden, kişilik haklarını, insanların onurunu hiçe saymayı muhalefet zanneden bu şahsın hedefindeki son isim Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay oldu.

Özgür Özel, Oktay’a hitaben diyor ki;

“Ülkenin başındaki en büyük atanmış! Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmasaydın ya hapiste olacaktın, ya da insan içine çıkamaz duruma düşecektin.”

Tehdit dili değilse nedir bu?

Özgür Özel, Fuat Oktay’a Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmadan önce, hatta devlet görevleri almadan önce yürüttüğü görevlerden dolayı suçlamalarda bulunuyor.

Peki, suçlama konusu yaptığı konularla ilgili zamanında herhangi bir yasal işlem mi yapılmış?

Soruşturma mı geçirmiş?

Yargılanmış mı?

Ceza mı almış?

Veyahut aradan yıllar geçtikten sonra hapiste ya da insan içine çıkamaz halde bırakacak yeni bir bilgi mi ortaya çıkmış?

Şöyle de sorabiliriz:

Özgür Özel, Fuat Oktay’a Cumhurbaşkanı Yardımcısı iken işlediği bir suçtan dolayı mı bu suçlamalarda bulunuyor ki, “Öyle olmasaydın, hapiste olacaktın” diyor?

Belli ki, Özgür Özel’e CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Top sende” diyerek bir pas atmış.

“Ağzına geleni söyleyebilirsin” diyerek.

Neden böyle diyoruz?

Özel’den önce kendisi, Fuat Oktay’ı hedef haline getirmişti, o yüzden.

Süreç şöyle gelişti:

Önce Kemal Kılıçdaroğlu bir konuşmasında Telekom’la ilgili bir bahis açıp, “Hariri ailesinden dünyanın en büyük kazığını yedik. Bu kazığı atanlar şimdi sarayda oturuyorlar” diyerek Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’ı yolsuzluğun bir parçası olmakla suçladı.

Bunun üzerine Oktay, Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürlüğü’ne atıfta bulunarak cevap verdi.

Devamında Özgür Özel devreye girdi ve yukarıda alıntıladığımız cümleleri de kullanarak Fuat Oktay’ı hedef aldı.

Kılıçdaroğlu ve Özel’in açıklamalarından sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’dan her iki isme de meydan okuyan yeni bir açıklama geldi.

O açıklamadan bir paragraf aktaralım:

“Bundan önceki tüm iş ve görevlerimde olduğu gibi gerek devletimizin son Başbakanlık Müsteşarı, gerekse Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak attığım her imza, hukukun ve yasaların denetimine olduğu kadar aziz milletimizin ve kamuoyunun takdirine açıktır.”

Oktay, Kılıçdaroğlu’nun Telekom’la ilgili Hariri ailesi üzerinden kendisine yönelttiği suçlamaya da şöyle bir cevap verdi:

“Anılan gruba karşı hukuki süreç, Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olduğum Temmuz 2016/2018 döneminde bizzat şahsım tarafından başlatılmıştır. Sözleşmelerden kaynaklanan tüm hak ve yetkiler bu süreçte Hazine lehine kullanılmıştır. Buna dair belge ve kayıtlar açıktır.”

Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere Fuat Oktay görev yaptığı dönemde Telekom’daki yetkilerini, Kılıçdaroğlu’nun iddiasının tam tersine, yani yolsuzluğu önleme amacıyla kullanmış.

Kendisi açıklamalarında “Belge ve kayıtlar açıktır” diyor.

“Attığım her imza hukukun ve yasaların denetimine açıktır” diyor.

Bir başka deyişle, meydan okuyor.

Fuat Oktay, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmadan önce de önemli devlet görevleri üstlenmiş bir isim.

Günümüzde afet zamanlarında hemen harekete geçerek başarılı müdahaleler yapan AFAD’ı AFAD yapan kişi kendisidir.

Bu kurumun yetki ve felaketlere müdahale kapasitesi, onun döneminde dünyanın en iyilerinden biri haline geldi.

Afet anlarında kendi deyimiyle ‘sıfırıncı saniyede müdahale’ diye bir iddia ortaya koydu.

Kılıçdaroğlu ve Özel, kendisinin bugünkü görevine paraşütle getirildiğini düşünüyor olmalılar.

Böyle düşünebilirler.

Ama mesele o değil.

Mesele, tehdit diliyle, hakaret diliyle insanların kişilik haklarına saldırma meselesi.

Bu “Çamur at izi kalsın” politikası hiç değişmeyecek mi?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.