Yazarlar Saraybosna notları

Saraybosna notları

Mehmet Acet
Mehmet Acet Gazete Yazarı

Bosna su zengini bir ülke.

Her taraftan şırıl şırıl sular akıyor.

Bu böyle olmasına rağmen, 2 yıl önce yaz aylarında Saraybosna’da şebeke suları bir anda akmamaya başlamış.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Acet : Saraybosna notları
Haber Merkezi 03 Temmuz 2019, Çarşamba Yeni Şafak
Saraybosna notları yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Acet yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Dağlardan, taşlardan akan suları evlere getirmek için bir sistem gerekiyor sonuçta.

Musluklardan ıslık sesleri gelmeye başlayınca, Bosnalılar, akıllarına gelen ilk ülkeye, Türkiye’ye ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine başvurmuşlar.

İstanbul belediyesi de gelip, pompa sistemi kurarak şebeke sorununu çözmüş.

Saraybosna’da konuştuğumuz insanlar, “İstanbul seçimlerinin Bosna’ya dokunan kısmı da burası. Tekrar böyle acil bir ihtiyaç olduğu takdirde aynı desteği alır mıyız, bilmiyoruz” diyorlar.

İstanbul’un yeni belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’un fiziki sınırlarının ötesinde ‘Gönül coğrafyası’ diye tarif ettiğimiz bölgelerle ilgili, mesela Bosna ile ilgili yaklaşımı nedir, nasıl davranacaktır henüz bilmiyoruz.

Kendisine müzahir çevrelerde, diyelim ki Saraybosna’nın tekrar bir su sorunu yaşaması halinde, yardım eli uzatılması fikrine nasıl bakılır acaba?

İstese bile ‘mahalleden’ birileri karşısına çıkıp, “İstanbul’un kaynaklarını İstanbullular dışında kimseye kullandırtmayız” der mi?

Ekrem beyin önünde daha uzun bir süre var.

Böyle konularda nasıl bir yerde durduğunu da zaman içerisinde öğrenebiliriz.

Saraybosna’ya Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Zirvesine katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gezisini takip etmek üzere geldik.

Geçen hafta, yabancısı olduğumuz bir coğrafyada, Japonya/Çin gezisinde 6 gün boyunca yabancılık çektikten sonra, onun üstüne gelen Saraybosna daveti ilaç gibi geldi.

Saraybosna’ya bir tepeden baktığınızda, üç ayrı dönemin üç ayrı şehrini ayrı ayrı görebilirsiniz.

Osmanlıdan kalma, ‘gökyüzü dostu’ dingin mekanların olduğu birinci bölge,

20’inci yüzyılın başlarından kalan Avusturya-Macaristan dönemine ait yapılar ve şehrin en ötesinde Yugoslavya yönetiminden kalan, yüksek katlı binalar.

Bir şehri tanımak, ya da yaşamak için bol bol yürümeniz gerekir.

Türkiye’den gelen birisi için en ideal yürüyüş güzergahı, bulunduğunuz yer neresi olursa olsun, Başçarşı istikametine doğru ilerlemek olmalı.

Ben de öyle yaptım.

Hala açık tutulan pazar yerinden geçerken, savaş zamanında burada işlenen katliamın görüntülerini gözümün önünden geçirdim.

Önünden geçerken, bir önceki gelişimde gezdiğim soykırım müzesinin dehşetini hatırladım.

Başçarşıya gelince, insanlardan ürkmemeye alışmış güvercinleri kollayarak ilerledim, avucumu tutup meydanın sembolü olan sebilden su içtim.

Bosna’ya her gelişimizde olduğu gibi buradaki dostlardan ‘güncel durum’ brifingi aldım.

Ekonomik anlamda bir önceki gelişime göre durumun daha kötü olduğunu fark ettim.

Avrupa’ya, özellikle de Almanya’ya yoğun göçler yaşanıyormuş.

Özellikle gençler...

Genç işsizliğin dünyada en fazla olduğu ülkeler arasında yer alıyor Bosna Hersek.

Geçenlerde bir işsizlik raporu açıklanmış.

Bu rapora göre işsizlik oranları bu defa düşük çıkmış.

Bu durum yarı esprili bir şekilde şöyle dillendiriliyor:

“Yoğun göçler nedeniyle iş talebinde bulunanlar azalıyor. Öyle olunca da işsizlik rakamları düşmüş oluyor!”

Siyasi alanda yaşanan istikrarsızlık da işin cabası.

Türk heyeti tarafından bize ulaştırılan bilgi notunda şöyle şeyler yazıyor:

“Bosna Hersek’te 7 Ekim’de yapılan genel seçimden beri hükümet hala kurulamadı. Halen görevini sürdüren eski hükümet de gerek anlaşmaların onayı gerek de diğer önemli hususlarda elini taşın altına koymuyor. Son duyumlara göre, mevcut teknik hükümetin bir sonraki genel seçime kadar (2020) görevde kalabileceği konuşuluyor. Bu da başta bütçe meselesi olmak üzere birçok hususta soruna yol açabilecek.”

Yeni bir savaş olur mu?

Allah korusun.

Balkanlara özgü etnik gerilimlerin dindiğini söylemek mümkün değil.

Rusya Sırpları kışkırtıyor, Amerika Arnavutları kolluyor.

Bu durum özellikle Kosova’yı barut fıçısı haline getirmiş durumda.

Boşnaklar ise, arada bir yerde kendi güvenliklerini garantide tutmanın çabası içindeler.

Güncel tartışmalar arasında en fazla gerilim üreten bir tanesi var ki, Bosna’nın geleceği adına kaygı taşıyan herkesi yakından ilgilendiriyor.

Bosna’nın Sırp Cumhuriyeti tarafında yedek polis birlikleri kurulması düşünülüyormuş.

Haliyle bu durum Boşnaklar arasında bir tehdit olarak algılanıyor. Sırpların bu girişimine karşılık olarak yeni polis alımları söz konusu imiş.

Böyle bir tablo karşısında Türkiye’nin son yıllarda başarılı bir şekilde yürüttüğü ‘yatıştırıcı’ politikaların ne kadar büyük kıymet arz ettiğini dikkatlerinize sunmak isterim.

Not: Erdoğan’ın dönüş yolunda yaptığı açıklamalar ve ‘uçak kulisleri’ yarınki yazıda.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.