Yazarlar Bilimi hafife almanın bedeli

Bilimi hafife almanın bedeli

Mehmet Akif Aydın
Mehmet Akif Aydın Gazete Yazarı

Evet Marmara Bölgesi yüzyılda bir görülen şiddette bir depremle sarsıldı. Böyle bir depremin zayiatsız olması mümkün değildi. Ancak zayiatın bu denli büyük olmasında bilimin sesine kulak verilmemesinin de rolü var. Adapazarı ve Yalova''da zemin etütlerinin alarm zilleri çalmasına rağmen çok katlı binaların yapılmasına izin verildiği depremden sonra ortaya çıktı. Değirmendere''de denizden kazanılan yerlere bina yapıldığı belirlendi. Kocaeli''de fay hattında yapılaşmanın doğurduğu sakıncalar daha birkaç ay önce ilmi bir toplantıda açıkça ifade edilmiş. Ancak bizde bilimin ve bilim adamının özellikle yöneticiler nezdinde bir itibarı olmadığından bu ikazlar dikkate alınmamış. Şimdi dizlerimizi dövüyor, kaybettiklerimize ağlıyoruz. Sanmayın bu sadece deprem alanında böyle. Hem müsbet hem de sosyal ilimler alanında Türkiye''de bilimin ve bilim adamının bir etkinliği ve itibarı söz konusu değil.

Özellikle yöneticiler nezdinde böyle dedim ama, başta medya olmak üzere toplumun muhtelif katmanlarında, toplumu etkileyen güç odaklarında da durumun farklı olduğunu sanmayınız. Sözgelimi çok önemli bir bilimsel toplantının televizyonlarımızda bir Televole, bir Paparazzi programları, hatta onların onda biri kadar yer ve zaman işgal etmesi bugüne kadar mümkün oldu mu? Bundan sonra olacak mı? Mesela o Kocaeli''ndeki depremle ilgili bilimsel toplantıyı hangi televizyon kanalımız verdi? Siyasilerin "teşrif" etmediği hangi bilimsel toplantı televizyonlarımız nazarında haber özelliğine sahip? Kültürel özelliği olan ciddi sohbet programları bile bütün sulu programlar bittikten sonra gece yarısı kendisine televizyonlarda bir yer bulabiliyor. Amerika''da C-SPAN 1 ve 2 diye 24 saat sadece bilimsel ve kültürel toplantıları yayımlayan en az 2 kanal var. Bizde TRT''nin hiç değilse günün belirli bir saatini bu tür yayınlara ayıran bir kanalı var mı? Bilime yönetim, medya ve halk olarak bu kadar sırt çevrilmiş bir toplumda, bilimin bu kadar itibarsız olduğu bir toplumda deprem konusunda bilimin sesine neden kulak verilsin ki?

Bu neden böyle?

Herşeyden önce bizim yöneticilerimiz Türk insanının genel yapısına uygun olarak her konuda bilgi sahibidir. Kulaktan dolma malumat onları her sahada otorite yapmak için yetiyor. Her alanda bilgili olan bir yönetici muhtemelen kendisine ters gelecek veya yanlışını çıkaracak bir bilgiye neden itibar etsin, bunu söyleyen bilim adamına neden değer versin ki? Bazı ilmi toplantılara zaman zaman siyasilerimizin katılması oradaki bilim adamlarının bu büyük devlet adamlarımız tarafından aydınlatılması hedefine yöneliktir. Böyle olduğu içindir ki açılış toplantısında yüce fikirlerini sunar sonra da vakit kaybetmeden süratle orayı terkederler. Birkaç istisna dışında siyasilerimiz tarafından bir ilmi toplantının sonuna kadar izlendiği vaki değildir. İzlemeyeceklerse neden gelirler? İlim adamlarımız bu tip siyasileri toplantılara getirtmek için niye çaba gösterirler?

Öte yandan bilim adamları da, hiç değilse bir kısmı sahip oldukları bilimin o kimseye vermesi gereken saygınlığa sahip değiller. Belki de bilimde aradıklarını bulamadıkları veya bulacakları bir seviyeye ulaşamadıkları için siyaset adamlarına boyun eğmekteler. İlmi çalışmalarıyla ulaştıkları doğruları sonuna kadar savunmamaktadırlar. Bu ülke başta söylediği doğruyu baskı veya baskı ihtimali görünce değiştiren nice bilim adamı gördü. Tabii bir de bilim adamı kılığında ortada dolaşanlar var. Üniversitelerde bir süre bilim değil, resmi ideolojinin öğretilmesini, ilmi çalışmaların belirli bir süre tatil edilmesini isteyenler de görünüşe bakılırsa ilim adamı. İkna odaları kurup kişilere baskı yapmayı içlerine sindirebilenler de bilim adamı geçiniyorlar. Bu tür bilim adamları toplumda bilimin saygınlığına ve bilim adamının dinlenirliğine büyük darbe vuruyorlar.

Hasılı yöneticilerin, medyanın ve halkın ilme bakışı ile bilim adamlarının ilme ve kendilerine saygısı bu seviyede olunca kimsenin bilimin ve bilim adamının sesine kulak vermesi esasen beklenemezdi. Şimdi bilimin sesine kulak verilmedi çığlıkları zevahiri kurtarmak içindir. Bundan sonra da korkarım değişen bir şey olmayacak. Bu feryatlar bir süre sonra yeni bir felakette tekrar kullanılmak üzere gündemimizden düşecek.

Bilim kendisine güvenip saygı göstermeyenlere neden yardım etsin ki!

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.