Yazarlar Bebekleri öldürmek için her gün 11 Eylül mü?

Bebekleri öldürmek için her gün 11 Eylül mü?

Mehmet Ocaktan
Mehmet Ocaktan Gazete Yazarı

Geçtiğimiz Cuma günü, İsrail terör örgütü Lübnan’da bebekleri öldürürken, ajanslar Londra kaynaklı ‘yeni bir terör saldırısı planı’ haberlerini geçiyordu. Artık bu tür haberler, dünyayı hiç şaşırtmıyor. Dünyanın efendileri ne zaman bir ülkede sivilleri katletmeye başlasa, hemen anında estirilen ‘terör rüzgarı’ aslında zalimlerin tehdit altında olduğunu bize anlatmaya başlıyor.

Sanki ‘azgın’ bir ‘danışıklı dövüş’ kafamıza vura vura yeni ’11 Eylül’lere iman etmemizi istiyorlar. Dünya Kana’da katledilen 37 bebeğin acısıyla sarsılırken, bir anda hepimizin zihnine havada patlatılacak 9 uçakla yeni bir ‘11 Eylül felaketi’nin dehşet ifadeleri zerkedilmeye başlanıyor.

İngiliz güvenlik yetkilileri, ABD’ye giden 9 uçağa saldırı planı konusunda hiçbir somut bilgi vermedi. Zanlıların, uçuşlar için bilet almadıkları, hatta rezervasyon bile yaptırmadıkları bildiriliyor. Peki ama, nerede bu teröristler?

Sakın bu ‘teröristlerin planı’ da, tıpkı “Irak’ta kitle imha silahı var” yalanıyla Irak’ın işgalinde olduğu gibi, Lübnan’da daha çok bebek öldürmek için kuyruklu bir ‘yalan’ olmasın… Doğrusu, insan ister istemez bu tür soruları da sormadan edemiyor.

Nitekim, İngiliz The Guardian gazetesi de İngiliz hükümetinin neredeyse her hafta sonu uydurduğu ’11 Eylül yalanları’na inanmamış olacak ki, “Daha önce ‘kitle imha silah dosyalarını’, ‘yanlış alarmla Heathrow Havaalanı’na gönderilen tankları’ hatırlayan toplum, her söylenene inanma konusunda şüpheci” ifadesini kullandı.

Kısacası, İngiliz halkı yönetimin ‘terör yalanları’na inanmıyor. Örneğin BBC’ye yazan John Byng, “Ortada tuhaf bir durum var. Tehdit olduğunu biliyorlardı, ama havalimanında ani operasyonla büyük panik yarattılar. Kullandıkları taktik, bir vahşeti önleme girişiminden çok insanların yüreğine korku salma çabasını andırıyor” diyor. Independent gazetesine yazan bir okuyucu da “ortada hassas terör konusu kullanılarak halka yöneltilmiş bir manipülasyon olduğunu” savundu. Damian McCarthy “polisi, kendi yıldızını parlatabilmek için medyatik sirk yürütmekle” suçladı.

Elbette, terör hangi milletten, hangi ırktan, hangi dini kökenden gelirse gelsin sonuçta ‘terör’dür ve insanlık için bir felakettir. Ama biliyoruz ki, küresel dünyanın efendileri, son yüzyılda ürettikleri ‘terör’ü bahane ederek dünyanın masumlarını katletmekte bir beis görmüyorlar.

Hatta ABD Başkanı Bush, İngiltere’deki alarm durumunun hemen ardından “ABD, İslamcı faşistlerle savaş halinde olduğunu gösterdi” sözleriyle, bir bakıma “Hristiyan faşizmi”nin ayak seslerini duyurmuş oldu. Korkarız, dünya barışını zehirleyen bu ifadeler, bütün dünyada ‘radikalizmi’ daha da güçlendirecek ve dünyayı hepimiz için daha da yaşanılmaz hale getirecektir. BM, ABD ve AB dahil, İsrailli teröristlerin yaptığı katliamları görmediği sürece, bu evrende yaşayan hiçbirimizin başı beladan kurtulmayacak.

Şimdi, dün itibariyle Lübnan’da ateş kes sağlandı, ama ne pahasına… İsrailli teröristler, binlerce sivili öldürdü, çocukları, bebekleri katletti, Lübnan’ın alt yapısını yok etti ve ülkeyi harabeye çevirdi. Bir ay boyunca, Lübnan yok edilirken bütün dünya sadece seyretti.

Peki ama, daha 10 günlükken katledilen bebeklerin, bombalarla paramparça edilen sivillerin hesabını kim verecek? Bugün yıkılan şehirlerinin, evlerinin kıyısında yaşama mücadelesi veren Lübnanlı çocuklar, bunca zalimlikten sonra yarın dünyaya nasıl ‘sevgi’ ile bakacaklar, ‘barış’a nasıl inanacaklar?

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.