Yazarlar Acemi sihirbazdan klasik numaralar

Acemi sihirbazdan klasik numaralar

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

Ortaokuldayken bazen derslere ara verip fıkra anlatılır, şarkı türkü söylenirdi. Bir arkadaşımız üç sene boyunca hep aynı türküyü söyledi. “Çarşamba’yı sel aldı, bir yâr sevdim el aldı.”

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Şeker : Acemi sihirbazdan klasik numaralar
Haber Merkezi 13 Nisan 2019, Cumartesi Yeni Şafak
Acemi sihirbazdan klasik numaralar yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Şeker yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Şarkı türkü defalarca dinlenebilir de fıkra öyle değil. Bir başka arkadaşımız ise üç sene boyunca hep aynı fıkrayı anlatmıştı. Başka fıkra bilmezdi.

Ne zaman elini kaldırsa, bütün sınıf bilirdi ne anlatacağını.

O zamanlar çocuklar daha ağırbaşlıydı muhakkak. Sabırla dinlerdik.

Oflayan puflayan olsa da o duymazdı.

Ne var ki aynı şeyi lisede yapmak imkânsızdır. (Belki de o yüzden sabit fıkracı arkadaşımız liseye devam etmedi.)

Üniversitede hiç söz konusu edilemez. Hayata atılıp meslek sahibi olduktan ve ekmek kazanma derdine düştükten sonra da işler tamamen değişir.

İşte böyle, çok eski bir hatıra birden aklıma geliverdi.

***

Bir sihirbaz hep aynı numara ile ne kadar idare edebilir? Sürekli yeni numaralar bulmak, kendini geliştirmek zorundadır.

Fakat hep tekrar edilen numaralar da vardır. Sürekli yeni nesiller yetişmektedir ve onların da bu numaralarla oyalanması kaçınılmazdır.

Şapkadan tavşan çıkarmaktan hiç vazgeçilmez.

Ancak bir yandan da tavşandan şapka çıkarmak mümkün müdür diye çalışmak şart. Gelişen teknik imkânları kullanarak pek çok yeni numaraların peşine düşülür.

***

Mesela klasik bir numara şöyledir:

Yeni seçilen belediye başkanı imaj çalışması için her gün biraz çaba sarf etmek zorunda olsun.

Ne yapar?

Adamlarından biri sabahtan yemekhaneye gider, o gün menüde neler olduğunu sorar.

Derler ki musakka var. Yanında cacık.

Başkan için antrkot yapılmasını söyler.

Başüstüne.

***

Daha sonra yeni başkan koridorlardan geçer, yemekhaneye gider. Oradaki görevlilerle tokalaşır, kolay gelsin diyerek temennilerini bildirir.

O sırada yanında kameralar çekim yapmaktadır.

Çiçeği burnunda başkan, yemekhane görevlilerine o gün yemekte ne olduğunu sorar.

“Personel için musakka hazırladık, sizin için antrkot yapıyoruz.”

İşte beklenen an gelmiştir.

Gol için ideal pas.

Ne demiş ünlü Türk büyüğü: İyi orta gol getirir.

Burnundaki çiçeğe aldırmadan başkan bir vurur, gol olur.

“Olmaz” der, “onlara ayrı, bana ayrı yemek olmaz. Hepsi aynı olacak.”

Tribünler yıkılır. Herkes gol diye bağırmaktadır.

***

Sonra ne olur?

Aksilik işte. Gidilen yerin yemekhane olmadığı, çay ocağı olduğu ortaya çıkar.

Yeni başkanın adamının evvelce oraya gidip başkan için özel yemek sipariş ettiği ortaya çıkar.

Senelerden beri o belediye binasında hep aynı yemeklerin yapıldığı, başkanlar dâhil kimse için özel yemek hazırlanmadığı ortaya çıkar.

***

Olsun. Dert değil.

Gol atılmış, top ağları sallamıştır bir defa.

Ondan sonra isterse gol iptal edilsin.

Oyun layıkıyla sahnelenmiştir.

Alkışlamak isteyenlerin gönlü hoş edilmiştir.

Yeni başkana sempati besleyenlerin besledikleri sempatileri son derece büyümüş, milyonlarca insan tatmin olmuş, ne isabetli bir karar vermişiz denilmiştir.

O sırada bazı azgın tipler belediye binasına saldırırcasına girmeye kalkışsa da, sağa sola terör sloganları yazsa da, orada burada duvarları kirletse de, güvenlik görevlilerine saldırılsa da, cam çerçeve kırılsa da hiç mühim değildir.

Başkan sırıtır.

Plastik sırıtma ödülü onundur. Yeni yorumlar katarak, tebessümsüz sırıtmada birincidir artık.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.