Yazarlar Affet beni Piyer

Affet beni Piyer

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

Hayatı boyunca insana kaç defa kitap ithaf edilebilir? Makul ölçüler içinde ve normal oda sıcaklığında değerlendirecek olursak, alınacak cevap çok fazla değildir. Hiç kimseye her hafta, her ay, her sene –bile– bir kitap ithaf edilmez.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Şeker : Affet beni Piyer
Haber Merkezi 22 Haziran 2019, Cumartesi Yeni Şafak
Affet beni Piyer yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Şeker yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Epey vakit önce, değerli kardeşim Pierre Kartoon (Ben ona düz hâliyle “Piyer Karton” derim) “Türk Aydını” üzerine bir kitap yazdı.

Yazmakla kalmadı, bir de yayınladı. Eh, hakkıdır; elinde mi tutsaydı?

(Aslında ben ona yazı-çizi işlerinden uzak durmasını, bu işlerde pek ekmek olmadığını söylemiş, eğer hakikaten ekmek ve yanında peynir de kazanmak istiyorsa, revaçta olan sektörlerden birine -mesela inşaat- girmesini tavsiye ettim. Bilhassa iç dekorasyon konusunda yeteneği olduğunu fark etmiştim. O da sözü yabana atmadı sağ olsun. Yürüdü gitti. Sonradan adı markalaştı.)

*

Konuyu dağıtmadan kitaba dönelim. Kitabın ilk sayfalarından birinde, tam olarak beşinci sayfada, benim için çok değerli olan şu satırlar yer alıyordu:

“Bu kitabı Pierre Kartoon’a destek veren iki kişiye, Mehmet Şeker ve Asım Gültekin’e ithaf ediyorum.”

Bendeniz bu ithaf sayfasına baktım, baktım, duygu seline gark oldum.

Öyle ki “Helal olsun be” derken buldum kendimi. Aslan dedim, can dedim…

*

Ne var ki hemen sonrasında kitap uçtu. Aynı gün bile olabilir o uçuş.

Ara tara yok. Söylemesi bile sıkıntılı.

Biri alıp götürdü, satamadan getirdi.

Ne var ki, aradan çok zaman geçmişti, köprülerin de altından çok sular…

Fena halde mahcup oldum.

Bugün yarın derken, sular sellere döndü.

Bu kusuru gidermek için “Şu patırtı geçsin, bu seçimi hayırlısıyla bir atlatalım” demelerin sonu yok.

Kadir kıymet bilmemenin burada doğrudan cezası hissedilmiyor belki.

Ama aklı yerinde olana onun ayıbı yeter. Gecikmeli de olsa telafi etmeye çalışmak gerekir.

O yüzden Piyer’den özür dileyerek, selâm ve sevgilerimizi, teşekkürle karıştırarak sunalım.

Belki böylece vefasızlar kervanından ayrılmış oluruz.

Yarınımız daha güzel olur bakarsınız.

*

Kimdir bu arkadaş?

Bilen bilir, tanıyan tanır ama bilmeyenler için takdim edelim.

Pierre Kartoon, 1945’te Paris Merkez Mahallesi’nde muhtarlığın arka sokağındaki evinde dünyaya geldi. 19 Mayıs 1972’de İstanbul’daki Alman Hastanesi’nde ihtida edip Suavi Kemal Yazgıç adını aldı. En sevdiği üç yazar Werner Hugo, Molla Kasım ve Ulvi Alacakaptan olan yazar, hayatında hiç röpdöşambr giymedi. Öksürük şurubundan ve çilekli pudingten hoşlanmayan Pierre Kartoon, Gerçek Hayat ve Cafcaf dergisinde arzı endam etti. Ayrıca 200 civarında dergide kullandığı Suavi Kemal Yazgıç müstearıyla Sebepsiz Serçe, Taş Suya Değince ve Heves isimli üç şiir kitabı, Kırk Gri Hırka adlı bir öykü kitabı ve Avrupa Birliği isimli bir araştırma kitabını kaleme aldı.

*

Yazdığı her satırda kendi sustu, yeteneğini konuşturdu. İyi de etti. Zira yeteneği çok iyi konuşuyordu.

Kısaca “Türk Aydını” dediğimiz kitabın tam adı biraz uzunca:

“Horkhaymır’dan Alzhaymır’a Türk Aydını / Bir Ecnebinin Gözüyle Türkler”.

İzahı da var konuya ısındırmak için.

Şöyle anlatıyor vaziyeti:

Türk münevverinin “Tercüme Odası”nda doğması Cemil Meriç’ten beri tekrar edilen bir tespittir. Gel gelelim bu tespitin eksik biryanı var. O da önce münevver, sonra aydın ve en nihayetinde entelektüel olan söz konusu yüce şahısların aradan geçen onca zamana rağmen “Tercüme Odası”nda kalmakta ısrar ettiği gerçeğinin bu tespitte yer almıyor olmasıdır.

Tercüme Odası’nı bir kuvöz gibi kullanan aydınlarımız kuvözünden çıkmamakta ısrarlıdır. Onun kırmızı çizgisidir Tercüme Odası. Hatta “Vatan Yahut Silistre”sidir. Hatta sine qua non’udur (ne demekse demeyin, “olmazsa olmaz” anlamına geldiğini o odadaki herkes bilir). Tercüme Odası’ndaki kuvözünde bütün gıdası tercüme gıda olan Türk aydını için Frankfurt Tekkesi’nin hocalarından Horkhaymır derin bir feyz kaynağıdır.

Aydınlarımız hocanın özellikle “Akıl Tutulması” namlı kitabının tutkunudur. Dedesinin yazdığı kitabı, elifi görünce mertek bile zannedemediği için okuyamayan bir münevver taifesinden bahsediyoruz burada. Batıya baka baka boyun ağrısı illetine yakalanan aydın şahsiyet personalarımızın, daha kuvözden çıkmadan alzhaymıra yakalanma başarısı rekorlar kitabının daimi dekoru olacak bir rekordur vesselam.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.