Yazarlar Anıtkabirde dua, Putinde mümin kokusu Yok daha neler

Anıtkabir’de dua, Putin’de mümin kokusu… Yok daha neler!

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

Çok güzel, vallahi çok güzel… Prof. Dr. Aziz Sancar, Anıtkabir'de dua ediyor, birileri ona tepki gösteriyor. Hem orada dua edişine, hem de verilen tepkilere bayıldım.
Sosyal medya olmasa, bu konuda ne düşündüklerini anlamakta zorlanırdık.
Sağ olasın minik kuş.
Bakın neler yumurtlamışlar:
“Prof. Dr. Sancar, sana Nobel alamazsın demedik ki. Bir daha Anıtkabir'e gelme.”
“Nobel almışsın ama umurumuzda değil. Anıtkabir'de dua edemezsin.”
“Anıtkabir'de nöbet tutalım ve Sancar bir daha Ata'mızın huzuruna gelmesin.”
“Dua ederken hiç utanmadın mı Sancar Bey. Orası Anıtkabir.”
“21 defa Anıtkabir'e gittim. Hiçbirinde dua etmedim. Kendimle gurur duyuyorum.”
“AK Parti gittiği gün, bir daha Türkiye'ye gelemeyeceksin Aziz.”
“Gitmiş Anıtkabir'e dua ediyor. Fotoğraf olmasa inanmazdım. Yuh artık.”
*
Kimse ona ya da başka birine “Nobel alamazsın” demedi hakikaten.
Hiç kimsenin aklına kimya dalında Nobel almak veya almamak gibi bir ihtimal gelmedi ki öyle söylesin.
O tür işlerle ilgilenen, yaptığı çalışmalar sonucu Nobel'e uzanacağını düşünen, sadece birkaç kişi vardır.
Onlar da bu tür mesaj atan kafalara yakın değildir.
*
Anıtkabir'de dua etmek, başlı başına bir olay zaten.
Bir de böyle hakarete varan tepkiler gelince, katmerli hale geliyor.
Toplumun farklı kesimleri her konuda birbirinin zıddını düşünse de bu gibi konularda aynı kanaate sahip olabiliyor.
Bir yanda aşırı Atatürkçüler.
Nabzını tutsanız “Atam, Atam” diye attığını göreceğiniz tipler…
Onlara göre 'Anıtkabir' ve 'dua' asla bir araya gelemeyecek, aynı cümle içinde anılamayacak iki ayrı kavram.
Ne demek dua?
Orası Kâbe değil, cami değil.
İyi bari… Bir de namaz kılınsın!
*
Öte yanda ise Atatürk'ün adını bile duymak istemeyenler…
Her yerde dua edebilirler.
Evde, mescitte, yolda, tarlada, otobüste, trende, uçakta…
Fakat Anıtkabir'de dua etmek onlara göre de mantıksız bir harekettir.
Anıtkabir'e gitmek gibi bir fikir hayatta gelmez akıllarına.
Ajandalarına hiçbir zaman öyle bir not yazılmamıştır.
Çünkü sevmezler.
Pek mi hafif bir tanım oldu?
Ziyan etmez, kaba kaçmasın.
Nefret kelimesinden hoşlanmıyorum.
Başkası adına bile kullanmak istemem.
*
Her iki kesimin de görüşleri kendi açılarına gayet uygundur.
Kafa karıştıranlar, işte Aziz Sancar gibileri.
Hem gider Nobel falan alırlar, hem de Anıtkabir'de dua ederler.
Aldıkları ödülü, Anıtkabir'de sergilensin diye Genelkurmay'a verirler.
Çoğul ifadeye kafayı takmayın, henüz bir tane olduğunun farkındayım.
Bir tipolojiden bahsedince, ister istemez kategorik yaklaşıyoruz.
*
Bir de kafası karışık olanlar var.
Arada derede dolaşanlar, yalpalayanlar…
Fikirden fikire bazen degrade, bazen keskin geçiş yapanlar.
Onlardan bazıları, duyduk ki “Putin'den bile mümin kokusu alıyormuş”.
Bazıları değil aslında bir tanesi.
Helal olsun aldıkları koku.
Doyasıya koklasın, içlerine çeksinler.
Balata gitmiş, ne yapsın?
Fren tutmuyor, yokuş aşağı salmış gidiyor; bakalım nerede duracak?
O arkadaş biraz daha araştırsa, Putin'in geride bıraktıklarında boncuk bile bulabilir.
*
Bu çerçeve içinde benim nerede durduğum, pek mühim değil.
Hele bir Nobel alayım, Anıtkabir'de sergilenmesini ister miyim, o zaman düşünürüz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.