Yazarlar Bir gün İslam alemi uyanacak ve sömürgecileri topraklarından sürecek

Bir gün İslâm âlemi uyanacak ve sömürgecileri topraklarından sürecek

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

İsraf haramdır. Kesin bilgi. Lamı cimi yok. Vav’ı da yok. Helalden haramdan haberi olmayan bazı kişiler bile, ihtiyaç fazlasına iyi gözle bakmaz.

Aşırı tüketim, insanlığa aykırı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Şeker : Bir gün İslâm âlemi uyanacak ve sömürgecileri topraklarından sürecek
Haber Merkezi 10 Ağustos 2019, Cumartesi Yeni Şafak
Bir gün İslâm âlemi uyanacak ve sömürgecileri topraklarından sürecek yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Şeker yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Yiyecek veya giyecek her ne ise, bir şeyi azıcık kullanıp çöpe atmak, kişinin yalnızca kendini ilgilendiren bir durum değildir. Toplumu da ilgilendiren tarafı vardır.

Çöp ile modernlik arasında bir bağ kurulur. Doğrudur, modern toplumlar daha vahşi olduğu için, daha fazla çöp üretirler.

Eskiler ise her şeyin kıymetini bilirdi.

Giyilmez hâle gelmiş kıyafetler bile atılmaz, bir şekilde değerlendirilirdi. Bugünün tabiriyle, geri dönüşüm.

İyice yıpranmış elbiseler, pantolonlar, ceketler, çarşaflar, perdeler, ince şeritler hâlinde kesilir, top yapılır ve dokumacıya götürülürdü. Dokumacı onları tezgâhında işler, yolluk, kilim yapardı.

*

Trakya bölgesinde o kilimlere ‘çerge’ denilir.

Kıymetli arkadaşım Hakkı Erçetin, kitabına Çerge adını vermiş.

İçinde ne var diyene tek kelimeyle cevap vermek imkânsız.

Gezi notları, hatıralar, düşünceler, fıkralar, hikâyeler…

Yere yayılmış rengârenk bir çergenin, hangi kumaştan meydana geldiğini söylemek, nasıl mümkün değilse, bu da öyle.

Kırklareli’nin meşhur simitçisi Mehmet Aga’dan bahseder yazarımız.

Onu diğer simitçilerden ayıran özelliği, ne vakit saat sorulsa, dakikası dakikasına bilmesi.

Hakkı Baba o özelliğini geçmişteki bir olaya bağlıyor.

Vaktiyle simitçi Mehmet Aga ölmüş. Yıkayıp namazını kılmışlar, götürüp mezara gömmüşler. Bir süre sonra mezardan sesler duyulmuş, çıkardıklarında Mehmet Aga tekrar hayata dönmüş.

Her saniyenin kıymetini öylece anlamış olmalı.

*

Saraybosna’da Armend’in kahvesinde tanıştığı Hamdi Aga da ilginç karakterlerden biridir.

Kökeni Bosna, Türkiye’de yaşıyorken yıllar önce gezmeye gitmiş. Tam o sırada savaş patlamış.

Hamdi Aga hemen savunmaya geçmiş. Ele geçirdikleri bir tankı kullanacak kimse olmadığı fark edilince, Hamdi Aga ortaya çıkmış. Askerlikte tankçı olduğu için hiç zorlanmadan kullanmış. Bosna’nın ilk tankçısı… Savaştan sonra da orada kalmış.

*

Bir başka kahraman, Nogales Bey.

Onun hayatını birkaç satırla anlatmak zor. Roman olur, film olur. Yayalım denirse, dizi film bile çıkar ki izleyenler hiç sıkılmadan, merakla bir sonraki bölümü bekler.

İyi bir konu yok ki arkadaş, sıkıldık zengin kız fakir oğlan muhabbetinden diyenler için işte cevher.

Seyyah, yazar, gazeteci, casus, maceraperest, savaşçı ve zamane Don Kişot’u olarak geçiyor.

Büyük dedelerinden biri Kristof Kolomb’un, diğeri Simon Bolivar’ın yardımcısıymış.

Hareketli bir hayatı var. Babası Bask kökenli, kendi Venezüella’da doğmuş. İspanyol ordusuna 17 yaşında katılmış. Küba’da ABD’ye karşı savaşmış.

Haiti, Fas, Hindistan, Afganistan, Endonezya, Güney Afrika, Angola, Arjantin, Brezilya, İngiltere, İrlanda ve ABD’yi dolaşarak ülkesine döner.

Kovboyluk yaparken yanlışlıkla birini öldürünce kaçıp Çin’e gider.

Sahip olduğu yabancı dil avantajını kullanır. Casusluk yapar.

*

Yerinde duramayan biri Nogales. Orada da kalmaz, Kore’ye geçer ve tekrar Alaska ve ABD’ye gider.

Orta ve Güney Amerika’da birçok yerde devrimci hareketlere katılır.

1. Dünya Savaşı sırasında önce Belçika sonra Fransa ordusuna katılmak istemiş. Venezüella vatandaşlığını bırakması istenince Bulgaristan’a geçmiş. Orada bir subay, “Fransız ve İngilizler, Latin Amerika halklarına düşmandır. Asya ve Afrika’nın yoksul insanlarını sömürürler. Niye onlar için savaşacaksın? Sana Türk Ordusu yakışır” deyince gelmiş, Osmanlı ordusuna katılmış.

Subay olarak kayda değer başarılar kazanmış.

*

Nogales Bey, hatıralarında “Türk ordusunu yenecek bir ordu tanımıyorum yeter ki karnı tok olsun” der.

Hilâlin altında savaşmayı öyle benimsemiş ki Osmanlı’nın mağlubiyetini ömrünün sonuna kadar hazmedememiştir. Yazılarında ve konferanslarında hep Osmanlı’nın haklılığını savunmuştur. Ölümünden önce bir dostuna yazdığı mektubunda şöyle söyler:

“Bir gün İslâm âlemi uyanacak ve bütün sömürgeci güçleri topraklarından sürecek.”

Toprağın bol olsun Nogales Mendez, eline sağlık Hakkı Baba.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.