Yazarlar CHP kafası, tarihî esere nasıl bakar?

CHP kafası, tarihî esere nasıl bakar?

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

Türlü fay hatları ile dolu bir deprem kuşağı olduğu, sayısız savaşlara, işgallere maruz kaldığı ve üzerinden bin yıl geçtiği halde yurdumuz anıt eserlerle doludur. Son asırda ‘Osmanlı karşıtlığı’ adı altında yürütülen –ve aslında buz gibi Türk düşmanlığı olan- tarih ve kültür mirasımıza yönelik yıkıcı barbarlık ise çok şükür nihayet frenlenmiş gibidir.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Şeker : CHP kafası, tarihî esere nasıl bakar?
Haber Merkezi 30 Kasım 2017, Perşembe Yeni Şafak
CHP kafası, tarihî esere nasıl bakar? yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Şeker yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bu tesbit, Şaban Abak’tan alıntı.

'Taze Söğüt Dalından Düdük Nasıl Yapılır?' isimli yeni çıkan kitabında, Selçuklu ve Osmanlı eserlerinden bahsederken, (çift başlı kartalın peşine düştüğünde gördüklerini anlattığı yazıda) söyleyip geçmiş. 

*

Aslında alıntı yapmaktan mümkün olduğunca kaçınmak gerekir.

Dilciler şüphesiz daha iyi izah eder ama ıntı inti ile biten kelimelerde bir olumsuzluk karşımıza çıkıyor.

Sıkıntı, çıkıntı, yıkıntı, takıntı, döküntü, çöküntü ve bilhassa sızıntı.

Yine de ‘takıntılı’ olmamak lâzım.

Bazen okuduğumuz bir cümle, kendiliğinden gelip yazının bir yerine kuruluverir.

Bu defa olduğu gibi.

İster istemez, “Şaban’a bak, neler söylemiş” der geçeriz.

*

Tarih ve kültür mirasımıza yönelik yıkıcı barbarlığın tamamen bittiğini, tükendiğini söylemek imkân dışı.

O yüzden, “frenlenmiş gibidir” ifadesi kurtarıyor.

Yoksa o barbarların neler yaptığını cümle âlem biliyor.

Neler yapabileceklerini de.

Allah korusun da ellerine fırsat geçmesin.

*

Son örnek, Kadıköy’den.

Ladikli Çeşmesi buharlaştı.

Alpaslan Cambaz gibi tarihî eserleri önemseyenler konunun üstüne gittiler, tepki gösterdiler.

“1793 yılından kalma Ladikli Çuhadaroğlu Ahmet Ağa Çeşmesini yok etmişler. Sorumlularından hesap sorulmadıkça eskiye dair hiçbir iz bırakmaksızın devam edecekler…”

Mustafa Cambaz bütün camiler gibi, ata yadigârı çeşmeleri de fotoğraflayıp yayınlamıştı.

O çeşmeler ki bugün çoğunun kurnası yok.

Çok azının suyu akıyor.

Mermerleri kırılanları, çöp dökülenleri, saçma sapan yazılarla kirletilenleri görünce insanın içi acıyor.

*

Kadıköy Belediyesi bir açıklama yaptı.

“Fotoğrafta yer alan hali orijinali değil, çeşme 90’lı yıllarda müdahale geçirmiş, şimdi yapılan çalışma ile tüm detayları ile ilk haline uygun olacak.”

İnşallah öyle olur.

Görelim bakalım nasıl yapacaklar.

*

Çeşmenin olduğu yere, yeni kesilmiş taşları yığmışlar.

Eskilerini nereye götürüp attıklarını hatırlayan çıkar muhtemelen.

Bir minare, çeşme, köprü, hatta cami bile bütünüyle sökülüp aynı taşlarla yeniden inşa edilebilir.

Çünkü yeni taşlarla örülünce, üç yüz yıllık, beş yüz yıllık hali kalmaz eserin.

*

Alpaslan peşine düştüğü eserle ilgili olarak, nokta atışına devam etti:

“Çeşme dimdik ayaktaydı. Önüne gelen her tarihî esere restitüsyon izni verenlerin amacı da tarihî dokuyu, tarihî kokuyu, tarihî olan ne varsa bunları ortadan kaldırmak olmalı. Yepyeni taşlardan yapılma bir çeşme istemiyoruz biz kimseden. Tarihî taşlar görmek istiyoruz.”

*

O kafayı kendi haline bırakırsak, çeşmeleri de yok eder, camileri de.

Sultanahmet Camii'ni müze yapmak için plan hazırlar, ışık az diyerek kubbede ve duvarlarda yeni pencereler açmaya kalkar, vakıf eserlerini peşkeş çeker, kitabeleri, mezar taşlarını bile kırar…

Çünkü bu milletin geçmişiyle problemi vardır o kafanın.

İzini dahi bırakmamak için yemin etmiştir sanki.

Şu son olay, iyi bir örnek.

Eğer tepki gösterilmeseydi, yeniden yapılacağına herhangi bir dair açıklama duyacak mıydık?

Yoksa sessiz sedasız buharlaşacak mıydı?

Takipteyiz muhterem. Orijinal halini bekliyoruz.

Aksi halde, yalnız Kadıköy değil, İstanbul size dar gelir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.