Yazarlar Fakirler ölsün

Fakirler ölsün

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

Yarım saatlik güçlü bir yağmur sonrasında ortalığı sel alıyor.

Sokaklar dere, caddeler nehir.

Alt yapı ne kadar güçlü olursa olsun, âfet karşısında çâresiz kalma ihtimâli hep vardır.

Önemli olan, doğacak zararı öngörebilmek.

“Çok sayıda ev ve işyerini su bastı” haberlerini normal karşılar hâle geldik.

Tavana kadar suyla dolan bir konutun, içindekilere mezar olmasını da.

Toprak seviyesinin altında bulunan konutların riski büyük.

Dere yatağına çadır kurmaktan farkı yok.

Herkes tehlike ânında kaçıp kurtulamıyor maalesef.

Hastası var, yaşlısı var; çocuklar ve engelliler de çaresiz kalıyor.

Yok mudur bunun çözümü?

Elbette var.

Çok da basit.

Aşırı yağış durumunda oluşan selin girebileceği yerlere konut yapılmamalı.

Öyle bir risk taşıyan yerlere oturma izni verilmemeli.

Hâlen o tür tehlike barındıran bodrumlarda oturanlar güvenli yerlere tahliye edilmeli.

Fakat orası ucuz.

Orada fakirler oturuyor.

Götürülecekleri yeni yerin bedelini karşılayamazlar…

İşte zaten mesele de burada.

Can mı önemli, konutun kirâsı yahut bedeli mi?

MAKRON SARMASI

Biber dolmasını biliriz. Kabak dolmasını da.

Yaprak sarma ile beraber ne güzel olur.

Asma yaprağından yapılır mâlûm.

Malatya’da sarmada kiraz yaprağı da kullanırlar ki pek lezzetlidir.

Bir de Makron sarması var.

O nedir, hemen söyleyelim.

Ekranda gördük.

Fransa Cumhurbaşkanı Makron, Libya’da darbe yapmaya kalkışan Hafter’e öyle bir sarılmıştı ki…

Bir de öyle sırıtıyor, etrafa öyle gülücükler saçıyordu ki…

Bu ne biçim sarılma dedik.

Sanki kırk yıl önce kaybettiği kardeşine kavuşmuş.

İHTİYAÇ FAZLASI ÖZGÜVEN

Esenyurt’ta polisler trafik kontrolü yapıyordu.

14 kişi bulunması gereken minibüsten 37 kişi çıktı.

Polis tek tek saydı.

Ancak, şoför itiraz etti.

Aracında 24 kişi olduğunu söyledi. Ve öyle bir cümle sarf etti ki şaşmak işten değil.

“Siz sayı saymayı bilmiyorsunuz, matematiğiniz zayıf” dedi polislere.

Ardından ona ceza yazmışlardır.

Yalnız, ceza yazmak yetmez. Bir de bu aşırı özgüven için ödül verilmeli.

Hazret, sanki Yunan Savunma Bakanı.

DENİZDEN ÇIKAN

İnsanlar denizde karşılarına çıkan ne varsa, hepsine karadan bildikleri isimleri vermiş.

Karada köpek var, denizde köpek balığı.

Kılıca benzettiklerine kılıç balığı demişler.

Daha neler neler…

Denizatı, denizaslanı; kedibalığı yetmemiş bir de pisibalığı var.

İzmarit bile bulunuyor, daha ne olsun?

Son birkaç ayda hayatımıza ‘maske’ girdi. Dünyanın her yerinde kullanılıyor.

İstanbul Boğazı derinliklerinden çok sayıda maske çıktı.

Onlara da “deniz maskesi” desek mi?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.