Yazarlar Savunma değil, taarruz vaktidir

Savunma değil, taarruz vaktidir

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

Bizim şer bildiklerimizde hayır vardır; her ne kadar çoğu zaman unutsak da.

Ya unuturuz, ya idrak etmekte zorlanırız.

Geçen hafta yine böyle oldu.

Tramp çarşaf kadar bir imza atarak Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan ettiğinde, bir felaket gibi algılandı.

Hâlbuki onda da büyük bir hayır varmış.

Yaşadık ve gördük.

*

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mehmet Şeker : Savunma değil, taarruz vaktidir
Haber Merkezi 02 Aralık 2017, Cumartesi Yeni Şafak
Savunma değil, taarruz vaktidir yazısının sesli anlatımı ve tüm Mehmet Şeker yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine, İslâm İşbirliği Teşkilatı hemen toplandı.

Toplantı yerinin İstanbul olması, o buluşmanın da alınan kararların da anlamını ikiye katlamaktaydı.

Karar: Kudüs, Filistin’in başkentidir.

*

İslâm ülkelerinin aldığı bu karar, tarihin seyri içinde önemli bir dönüm noktasıdır.

İleride daha iyi anlaşılacaktır.

O kutlu şehri İsrail’e hediye gibi sunmak isteyen ABD, açıkça taraf olduğu için, arabuluculuk pozisyonunu bile kaybetti.

Tramp şimdi otursun, mum yaksın, derdine baksın.

*

Gözden kaçmaması gereken bir hususa daha temas edelim.

Önemli çünkü.

İslâm İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf el-Useymin, söze nasıl başladı?

“Reis-i Ümmet-i İslâmiyye Receb Tayyib Erdogan…” diyerek.

Tercümeye gerek yok ama…

Sırf altını çizmek maksadıyla belirtelim:

“İslâm ümmetinin reisi Recep Tayyip Erdoğan…”

*

Şimdi…

Bu sözden dolayı kıllananlara…

Tüyleri diken diken olanlara tavsiyemizdir.

Önce derin derin nefes alarak sakinleşsinler.

Sonra da berbere giderek, kıllarını tüylerini aldırsınlar.

Olmadı, kendi başlarının çaresine baksınlar.

*

Müslüman ülkelerin aldığı karardan dolayı, kıllanmaktan çok daha fazla sinirlenip krizlere gark olanlara ne diyelim?

Hiç.

Onların durumu ümitsiz.

Gün geçtikçe daha fazla batacaklar, daha kötüye gidecekler, bunalımın birinden çıkıp diğerine girecekler.

Yeri gelmişken hatırlatalım ki…

Bu karar öncesinde 'otoriteden izin alma' ihtiyacı duyulmadı.

‘Otorite’ diye bildiklerinin, otosu da ritesi de iki seksen uzandı.

Yerlerde sürünüyor.

*

Kudüs, bundan sonra başka sabahlara uyanacak.

Ve biz Kudüs’ü savunmayacağız.

Üstat Sezai Karakoç’un, “Savunma, her zaman geçerli bir metot değildir. Fikirde, ruhta, düşüncede bir taarruzu öneriyorum” sözü, tam da burada yerini bulmuştur.

Nasıl ki yemek içinde emek, binmek içinde inmek gizliyse, savunma içinde de avunma var.

Artık, avunacak halde değiliz.

*

İstanbul’daki İslâm İşbirliği Teşkilatı toplantısına katılmayan Suudi Arabistan ve Mısır’ın durumu sıkıntılı.

İstikballeri iyi görünmüyor.

Yularını kaptırmış olanın, geleceği nasıl iyi olabilir ki?

İpin ucunu elinde tutan, nereye çekerse oraya gidecekler mecbur.

Belki çayıra, belki uçurumdan aşağı.

*

Bugüne kadar zayıf bir kuruluş olarak bilinen ve büyük işlere imza atmaya cesaret edemeyeceği varsayılan İslâm İşbirliği Teşkilatı, bu kararla, adına yaraşır şekilde davranacağını gösterdiğine göre, yeni hamleler bekleyebiliriz.

Beklemeliyiz de.

Mesela…

Mekke ve Medine’nin yönetimini Suudiler'den kurtarmak gibi.

Bütün İslâm ülkeleri, kutsal toprakları ortaklaşa yönetse gerektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.