Yazarlar Ortadoğuda kurşungeçirmez bir devlet

Ortadoğu’da kurşungeçirmez bir devlet

Murat Zelan
Murat Zelan Gazete Yazarı

Kabul edelim, normal şartlar altında İsrail gibi haydut bir devletin, bulunduğu coğrafyada yaşama şansı yoktur. Ama yaşıyor, güçlü bir şekilde yaşıyor, çünkü adına uluslararası sistem denilen batı merkezli dünya ve bu dünyanın lokomotifi ABD büyük oranda Yahudilerin finanse ettiği “İsrail’i yaşatma Derneği” gibi işliyor.

ABD kamuoyu Arap-İsrail çatışmasında İsrail tezlerini destekliyor. Çünkü İsrail’in ABD ile aynı kültürel havuzdan, Yahudi-Hristiyan gelenekten beslendiğini düşünüyorlar.

Müslümanlar ise tu kaka… Onlar, teröristler.

Avrupa Birliği’nde de durum aynı… Antisemitizm en büyük suçlardan biridir, İslamofobia ise Müslümanların ürettiği bir masal. Yahudiler aleyhine tek bir laf edemezsiniz, hele İkinci dünya savaşını sorgulamanın, kurcalamanın bedeli ise ya hapistir ya da sonsuz yalnızlık ve sonsuz dışlanma. Anında tepelerler adamı.

Ortadoğu on yıllar boyunca bir ateş çemberine dönüşmüş durumda ama Batı, İsrail’in o ateş çemberi içindeki bir vaha olarak kalması için çabalıyor.

ABD’nin uluslararası silah yardımlarının yarısı sadece İsrail için, İsrail’in ayakta durabilmesi adına yapılıyor, bunu eski dışişleri bakanı John Kerry de açıklamıştı. Bu şu demek: İsrail aslında bir devlet olmanın ötesinde, ABD’nin en büyük askeri ve istihbarat üssüdür.

Ortadoğu’daki ateş çemberi içinde yangın geçirmez, kurşungeçirmez bir devlet inşa ettiler.

Ancak, sadece batının inşa ettiği bir kurşungeçirmez devlet değil İsrail, onun sahip olduğu kurşungeçirmezlik zırhının inşa edilmesinde İslam devletlerinin de önemli katkısı var. Asıl utanç verici olan budur. Bazı İslam devletleri, bu kurşungeçirmez devletin gönüllü muhafızlığını üstleniyor ya da üstlenmeye zorlanıyor. En başta Mısır (2013’teki askeri darbenin en önemli gerekçesi de İsrail’in güvenliğidir), son yıllarda ise Suudi Arabistan!

Aslında bunlara, Filistin tarafında yer alsa da ordusu sadece Amerikan ve batı menşeili silahlarla donanmış diğer İslam ülkelerini dahil edebilirsiniz.

Düşünün bir; İslam ülkelerinin büyük çoğunluğu ya ABD’den ya da Batılı ülkelerden silah alıyor; hangi ABD silahı İsrail’i vurabilir! Hangi Batılı devletin silahları İsrail’e işler! Hiçbiri!

Eskiden bir söz vardı; MacDonald’s’ın girdiği iki ülke arasında savaş olmaz diye… Onu bilmem, fakat şu bir gerçek, Amerikan menşeili silahlarla donatılmış hiçbir ordu İsrail için bir tehdit değildir. Kendi silahlarını üretmek yerine ABD’nin, Batılı devletlerin silahlarıyla donanmış herhangi bir ülke İsrail’e karşı “pamuk” hüviyetindedir.

İşte bu şekilde kurşungeçirmez bir devlet inşa edildi orada, Ortadoğu’da, ateş çemberinin tam orta yerinde.

Tabii, sadece silahlarla değil, entelektüel savaşla da destek veriliyor İsrail’e… Akademisyen yardakçılarla; medyadaki yalakalarla da destekleniyor İsrail’in kurşungeçirmezlik özelliği… Geçenlerde bir videoda gördüm, bir Suudi Arabistan televizyon kanalında, adam pervasızca “O topraklar (Filistin) zaten Yahudilere verildi, Allah o toprakların Yahudilere ait olduğunu söylüyor, tarihte hiçbir zaman Filistin diye bir devlet olmadı” gibi şeyler söylüyor, aslında Filistinlilerin işgalci olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Bu kadar alçaldılar artık. Alçaldılar, çünkü gözümüzün önünde Bağdat düşmüşken, Kudüs düşmek üzereyken ve arka planda Mekke, Medine, İstanbul sıraya dizilmişken, aşağılık bir şekilde uluslararası sistem içindeki kölelikte terfi etmek istiyorlar.

Peki, nereye kadar gidecek bu alçaklık? Kudüs düşerken, diğer İslam şehirlerinin teker teker düşüşünü de mi göreceğiz?

Dün, Türkiye’nin dönem başkanlığını yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatının “Doğu Kudüs’ü Filistin Devletinin başkenti ilan eden” kararı çok önemli… Bu karar, Filistin davasının sahipsiz olmadığını uluslararası çapta gösteren bir çıkış oldu. Tarihi bir çıkış.

Ancak, hiçbir uluslararası hukuku tanımayan, BM kararlarını, Osla Barış anlaşmasını, hatta kendi kanunlarını hiçe sayarak Filistin’i işgal etmeyi sürdüren bir haydut devletin, İİT’nin bu kararını da yok sayacağı muhakkak.

İsmet Özel, yıllar önceki bir televizyon programında “Eğer İslam ordusundan söz edemiyorsanız bir İslam dünyasından da söz edemezsiniz, orada bir dünyadan değil sadece bir coğrafyadan bahsedebiliriz” mealinde şeyler söylemişti.

Evet, biz, Amerikan malı silahlarla ve batı menşeili entelektüel tezlerle donandıkça, yani adına uluslararası sistem denilen “İsrail’i yaşatma derneği”nin zorunlu aidatımızı ödedikçe İsrail’e yaptırım uygulamamamız söz konusu olmayacak.

Caydırıcı ve yaptırım gücümüzün olmasını istiyorsak, evvela ordumuzdan medyamıza kadar yenilenmeli, yerli silahlarla ve yerli düşünceyle donanmalıyız. İsrail’in üzerindeki bu kurşungeçirmezlik zırhı ancak o zaman delinebilir. Başka bir yol görünmüyor.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.