Yazarlar Sezer nasıl bir cumhurbaşkanı olur?

Sezer nasıl bir cumhurbaşkanı olur?

Mustafa Erdoğan
Mustafa Erdoğan Gazete Yazarı
MUHALEFET partilerinin liderleri de adaylığını onaylamış olmakla beraber, Sayın Sezer''in hükümetin adayı olduğu bellidir. Şimdilik bilinmeyen, bürokratik iktidarın -ve özellikle asker kanadının- bu tercihte bir dahli olup olmadığıdır.

SEZER''İN kişiliği, hoşuna gitmeyen kimi gelişmeler karşısında bile inisiyatif almasına elverir gibi görünmüyor.

Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Ahmet Necdet Sezer''in nasıl bir cumhurbaşkanı olacağı konusunda şimdiden fikir yürütmek yararlı olur sanıyorum. Herşeyden önce, parlamentoda temsil edilen muhalefet partilerinin liderleri de adaylığını onaylamış olmakla beraber, Sayın Sezer''in aslında hükümetin adayı olduğu bellidir. Burada şimdilik bilinmeyen nokta, Türk siyasetinin asıl belirleyicisi olan bürokratik iktidarın -ve özellikle onun asker kanadının- bu tercihte bir dahli bulunup bulunmadığıdır. Mamafih, demokratik siyasetten bağımsız ve ondan daha etkin bir faktör olan bu gücün sayın Sezer''in cumhurbaşkanı seçilmesine en azından muhalif olmadığını tahmin etmek zor olmasa gerektir. Bugünkü siyasi konumlarını büyük ölçüde devlete borçlu olan ve son bir yıldır devletin -kurulu düzenin- adeta "emir erleri" olmayı gönüllü olarak benimsemek suretiyle bu borçlarını ödemeye çalışan Ecevit ve Bahçeli''nin bu konuda tamamen kendi inisiyatifleriyle hareket etmiş olduklarına hiç ihtimal vermiyorum.

''Halka yakın'' olmayabilir

Neden böyle düşündüğüme gelince: Bir kere, öyle görünüyor ki, Sayın A. Necdet Sezer''in iktidar partilerince cumhurbaşkanı adayı olarak seçilmiş olmasında onun "ciddi, ağırbaşlı ve dürüst hukukçu" imajı etkili olmuştur. "Dürüstlük" vasfını bir yana bırakırsak, gerek "ciddiyet"in gerekse "ağırbaşlılık"ın devlet seçkinlerinin lügatinde özel bir anlamı olduğu malûmdur. Bu özel anlam "Devleti ayağa düşürmemek"le ilgilidir. Adı farklı bir çağrışım yapsa da, "cumhurbaşkanlığı" sözkonusu çevrelerce aslında bir devlet makamı olarak görüldüğü için, bu makama halka ilişkilerinde mesafeli ve soğuk ("ciddi ve ağırbaşlı") kişilerin gelmesini sağlamaya çalışmaları doğaldır. Böylece cumhurbaşkanlığının halkla teması olmayan ve sadece Devleti tazim etmeye yarayan bir makam olarak işlev göreceği umulur. Sayın Sezer''in "ciddi ve ağırbaşlı" kişiliğinin, seçicilerinin kafasındaki bu özel anlamla örtüşüp örtüşmediği henüz belli olmamakla beraber, onun döneminde cumhurbaşkanlığının halkla pek haşır neşir olmayacağını ve kendisinin ciddi bir "Devlet adamı" olacağını tahmin edebiliriz.

''İyi bir hukukçu'' nasıl anlaşılmalı

Öte yandan, Sayın A. Necdet Sezer''in "iyi bir hukukçu" olduğuna ilişkin kanaatin de kendisinin seçilmesinde etkili olduğu söylenmektedir. Mamafih, bu terkibin anlamı üzerinde gerçekten düşünülerek kullanıldığından emin değilim. Bana öyle geliyor ki, bu sayın Sezer''in "iyi insan" ve "hukukçu" gibi iki farklı sıfatının yarattığı karışık bir çağrışımın sonucudur. Daha açık bir anlatımla, Sayın Sezer''in "iyi insan" olduğunda şüphe bulunmamakla beraber, aynı zamanda "iyi bir hukukçu" da olduğu hakkında elimizde herhangi bir objektif veri bulunmamaktadır. Son dönemde Ecevit''in de aralarında katıldığı "Devletlü" zümresinin bakış açısından, "iyi hukukçu" yerleşik düzenin referans çerçevesi içinde hareket eden hukukçu -yani, bir tür teknisyen- anlamına gelmektedir. Onlar Sayın Sezer''in de böyle bir hukuki kariyeri bulunduğunu düşündükleri için onu cumhurbaşkanlığına aday gösteriş olmalılar. Yoksa, A. Necdet Sezer ismi Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanmasından önce hukuk çevrelerinde bile pek bilinen bir isim değildi. Kendisi ilk defa geçen yılki meşhur açış konuşması ile kamunun bilgi hanesine ve tartışma gündemine girmiştir.

İnisiyatif alması zor

Bu çerçevede Sayın Sezer''in hükümet partilerince tercih edilmesinin asıl nedeni, onun mesleki kariyeri boyunca hiçbir zaman öne çıkmamış, temayüz etmemiş bir kişilik sergilemiş olması olsa gerektir. Cumhurbaşkanlığında da aynı tutumu sürdürmesi halinde, bunun statüko güçlerinin işini kolaylaştıracağı açıktır. Gerçekten de, Sayın Sezer''in kişiliği, hoşuna gitmeyen kimi gelişmeler karşısında bile inisiyatif almasına elverir gibi görünmüyor. Kaldı ki, kendisi cumhurbaşkanlığının sembolik bir makam olmasını daha doğru bulmakta olduğuna göre, kamu işlerinin gidişatı konusunda hükümetlerin -aslında değişmez bürokratik iktidarın- tutturduğu rotaya ayak uydurmakta bir beis görmeyecek demektir. Esasen müktesebatının aksi yönde bir girişim almaya müsait olduğu da şüphelidir.

RP davası neyi gösteriyor?

Ayrıca, Sayın Necdet Sezer gerek RP davasındaki gerekse başörtüsü meselesindeki tutumuyla da devlet için "güvenilir" bir kişilik olduğunu göstermiştir. Nitekim, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde kendisinin "laik kişiliği"nden şüphe edilemeyeceği resmî çevrelerce tasvipkâr bir üslupla dile getirilmiştir. Gerçi her iki konuda da Sayın Sezer''in Anayasa Mahkemesi''nin eski başkanınınkine benzer "militan" bir tutum içinde olmadığı bilinmektedir, ama öyle de olsa bu ona "güvenilmeme"sini gerektirmez. Hatta, çığırtkan olmayan, "ağırbaşlı" bir laiklikçi tutumun "Devlet" için daha işe yarar olduğu bile söylenebilir.

İhtiyatlı yaklaşılmalı

Birçok kişi yeni cumhurbaşkanının "hukukçu" olmasına bakarak geleceğe ilişkin aşırı ümitler beslemektedir. Hatta kimileri Sezer''in cumhurbaşkanlığı sayesinde "Türkiye''nin önünün açılacağı" hayaline kapılmış görünüyor. Doğrusu, ben birçok nedenle bu konuda da ihtiyatlı olmaktan yanayım. Bir kere, Türkiye''de hukukçular genellikle "muhafazakar" eğilimlidirler, yani yerleşik düzende köklü değişikliklerden yana tutum almazlar. Hatta, paradoksal gibi görünse de, kendisini "ilerici", "çağdaş" olarak niteleyenler düzeni korumak hususunda daha da direngen yapıdadırlar. Sayın Sezer''in hukuki kariyerinde de değişimden yana inisiyatif aldığını gösteren zikredeğer örnekler bulunmamaktadır.

O meşhur konuşma ...

Gerçi sayın Sezer gerek geçen yılki gerekse bu yılki açış konuşmalarında düşünce özgürlüğü ve hukuk devleti üzerinde yerleşik düzen taraftarlarını pek hoşnut etmeyecek mesajlar vermiştir. Bununla beraber, bu konuşmaların esas itibariyle seremonik kaygılardan doğmuş olduklarını göz ardı etmemek gerekiyor. Kaldı ki, sayın Sezer''in hukuk devleti anlayışı birey-devlet ilişkilerini bambaşka bir perspektife dayandıran bir siyasi felsefenin yansıması gibi görünmüyor; o "hukuk devleti"ni daha ziyade teknik bir mesele olarak görüyor. Yeni cumhurbaşkanımız sanki işlerin hukukçuların denetimine geçmesi halinde bütün mesele hallolacakmış gibi konuşuyor. Ayrıca, yargı denetiminden ziyade "idari yargı" üzerinde vurgu yapması da hukuk devletinin özünü oluşturan "hukuk birliği" konusunda herhangi bir kaygı taşımadığı izlenimini vermektedir.

''Danışmanları'' etkili olacak

Gerek entelektüel donanımının böylesine ihata edici bir görev için yetersizliği gerekse siyasi tecrübesinin eksikliği nedeniyle sayın Sezer''in cumhurbaşkanlığı pratiğinde "danışmanlar"ın fazlasıyla etkili olacağı tahmin edilebilir. Böyle bir durum ise, başta atamalar olmak üzere cumhurbaşkanlığı makamından sadır olacak işlemlerin isabetli olacağından şüphe etmemizi gerektiriyor. Bu bağlamda, hukuku teknik bir meseleden ibaret gören ve hukuk devletini "hukukçuların egemenliği" şeklinde algılayan kişilerden oluşacak gibi görünen "hukukçu danışmanlar" kadrosunun Sezer''in cumhurbaşkanlığı döneminde yerleşik düzenin daha da pekiştirilmesine hizmet edecekleri ihtimalini de gözardı etmemekte yarar var.

''Türkiye''nin önünü açacak'' beklentisi

Bu durumda, Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer''in "Türkiye''nin önünü açacağı" beklentisi bana gerçekçi görünmüyor. Türkiye gerçekten iyi bir yola girerse sayın Sezer bu gidişe elbette katkıda bulunabilir, ama statükonun insan hakları, hukuk devleti ve demokrasi yönündeki değişime direnmesi halinde onun bu inadı kırabileceğini düşünmek ham hayaldir. Statüko partilerince aday gösterilmiş, arkasında halk desteği bulunmayan, kişisel olarak inisiyatif alma yeteneğinden yoksun, üstelik cumhurbaşkanlığı makamının anayasal yetkilerini fazla bulduğunu peşinen açıklamış bir cumhurbaşkanının cari rejime uyum göstermekten başka bir seçeneği zaten olamaz.

Dürüstlüğüne ve karakter sağlamlığına sempati duyduğum sayın A. Necdet Sezer''in nasıl bir cumhurbaşkanı olacağına ilişkin bütün bu tahminlerimi boşa çıkarmasını ve gerçekten de "Türkiye''nin önünü açması"nı can-ı gönülden temenni ediyorum.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.