Yazarlar Bayramdan kaçanlar

Bayramdan kaçanlar

Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu Gazete Yazarı

Manzara şöyle çiziliyor: O yıl bayram tatilinin kaç günü kapsayacağı önceden öğrenilmiş, dost meclislerinde gidilecek tatil beldesi hakkında bolca tartışılmış ve sonunda mekân belirlenmiş, hazırlıklar ona göre yapılmış, geriye büyüklerin hatırını hoş etmek kalmıştır.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Mustafa Kutlu : Bayramdan kaçanlar
Haber Merkezi 06 Haziran 2018, Çarşamba Yeni Şafak
Bayramdan kaçanlar yazısının sesli anlatımı ve tüm Mustafa Kutlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Tabii eğer “büyükler” diye birşey kalmışsa...

O da telefona havale ediliyor.

Ehem... Şey... Nasıl söylesem... İşte, işler falan; son güne kaldı herşey, bir türlü toparlanamadık, yoksa ilk sizin elinizi öpmeye gelecektik, artık hoş görürsünüz, dualarınızı bekleriz, ellerinizden öperiz, bay, bay... Gelecek bayrama mutlaka, ama mutlaka sizinleyiz...

Böylece tatilciler büyüklerin de gönlünü hoş edip, kimselere yakalanmadan yola çıkıyorlar.

Ondan sonra herhalde otel lobilerinde, açık büfe önlerinde dostlarla bayramlaşılıyor.

Anlayacağınız insanlarımız artık bayramdan kaçıyorlar.

Eh günümüzün stresli havasına, yaşamına da bu yakışır elbet.

Evde, mahallede oturup, tıkış tıkış bayram ziyaretine gelip, şeker yemek isteyen sümüklü akraba çocuklarını da bekleseydiler.

Bu satırları okuyanlar Türkiye’de bayramın artık bir kıymet-i harbiyesinin kalmadığına inanacak mı?

Gazeteler ve televizyonlar böyle bir manzarayı her bayram çizip duruyorlar. Ve okuyucular her geçen gün Türkiye’de insanların artık bayrama itibar etmeyip tatile gittiklerine inanıyor, öyle mi?

Öyle diyenler fena halde aldanıyor.

Aldanıyor çünkü onlar ülkede insanların yüzde kaçının Ramazan orucu tuttuğu hakkında sağlıklı bilgiye sahip değiller.

Bu oran yüzde doksanlara yaklaşıyor.

Ramazan orucu tutan insanların tamamına yakın kısmı ise bayramdan kaçma eğiliminde değil.

Modern hayatın her türlü dayatmasına rağmen bu insanlar akrabalarını, eşini, dostunu, komşusunu ihmal etmiyor. İslâm’ın getirmiş olduğu o büyük dayanışma duygusu hayatımızın hemen tamamına hakim durumdadır.

İkide bir duyarız. Kötüye giden durumlar karşısında “Yahu niçin insanlar sokaklara dökülmüyor, niçin isyan etmiyorlar” diye.

Sokaklara dökülmüyorlar, çünkü her şeye rağmen onların bir güvenlik alanı, bir dost ve akraba çevresi var.

Anasını, ihtiyar babasını huzur evlerine götürüp bırakanlara iyi gözle bakılmıyor çünkü.

Medyanın çizdiği manzara aldatıcıdır.

Zaten bu aldatıcı manzaraya da kimsenin aldırdığı yok.

Türkiye’de zahirde olup-bitenler, televizyon ekranına yansıyanlardan ibaret değildir.

Ülkemizin nabzı sadece sosyete sütunlarında atmıyor. Bu sayfalarda gözükenler ihmal edilebilecek kertede millet hayatının kenarında duruyorlar.

Bu bakımdan “ah nerede o eski bayramlar” edebiyatı bıktırıcı olmaya başlamıştır.

Bütün bunları alt alta sıralayarak toplumda bir değişmenin ve yeni yönelişlerin hiç olmadığını iddia etmiyorum.

Sözüm sadece çizilen manzaranın üzerinedir. Bu manzara büyük tablonun bir köşesinde, çok küçük bir noktayı tenvir ederek onu bütün memlekete teşmil etmeye çabalıyor. Buna hayır diyorum.

Ramazan, bu ülkede yakın tarih sözkonusu edilirse dünden daha fazla coşku ile karşılanıyor, daha büyük bir heyecanla yaşanıyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.