Yazarlar Dünya eski Orta Doğu&8217;yu arıyor

Dünya eski Orta Doğu’yu arıyor

Nazif Gürdoğan
Nazif Gürdoğan Gazete Yazarı

Tarih boyunca Asya ve Avrupa ekseninde vazgeçilmez bir yer tutan Türkler, Anadolu'yu kendilerine değişmez vatan edindikten sonra, ondördüncü yüzyılda Trakya'dan Avrupa topraklarına ayak bastılar. Katolik Hristiyanlar ile Ortodoks Hristiyanların birbirleriyle savaştığı bir dönemde, Türkler başka dinden olanlara saygılı davranan yönetimleriyle, Balkanlar'da farklı din ve ırktan gelentoplulukların varlıklarını korumasında en büyük güvence oldular.

Türklerin Osmanlı coğrafyasında hem savaşta hem de barışta Avrupalılardan çok daha dürüst ve çok daha adil ekonomik ve siyasal yapılarıyla, Avrupa topraklarında sağladıkları üstünlük, ikinci Viyana seferine kadar sarsılmadan devam etmiştir. Türkler, Avrupa'ya doğru uzun süren yürüyüşlerinde olduğu gibi, yüzyıllar alan geri çekilişlerinde de, hiçbir zaman bir ırkı, bir kültürü, bütünüyle ortadan kaldırmayı düşünmemişlerdir. Yakın geçmişte, Osmanlı coğrafyasında gerçekleştirilen çok kültürlü yönetim, bütün dünyaya örnek olmalıdır.

Hafta ortasında Kanal 7 Haber'de İsmail Kılıçaslan'ın hazırlayıp sunduğu, ilgiyle izlenen "Güne Bakış" programında, benim "Lübnan Dünyanın Yeni Endülüs'üdür" yazımdan yola çıkarak, bütün ülkelerin aradığı Orta Doğu'yu tartıştık. Müslüman ülkeler "yeni" Orta Doğu'yu değil, "Eski" Orta Doğu'yu arıyorlar. Eski Orta Doğu'da Avrupa yoktu, Amerika yoktu ve İsrail yoktu. Onlar olmadığı için de, kan yoktu, gözyaşı yoktu ve soykırım yoktu.

Yetmişli yılların başında Londra'da bir Cuma günü, değişik Müslüman ülkelerden gelen lisans sonrası eğitim yapan öğrencilerin katıldığı bir sohbette Prof. Dr. Hamit Algar, bazı uluslararası politika uzmanlarının zaman zaman vurguladığı gibi Orta Doğu'da kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için, "Osmanlı Devleti'nin Diriltilmesi" gerektiğini söylemişti. Osmanlı Devleti, İslam dünyası ile Avrupa ülkeleri arasında uyum ve düzeni sağlayan, ekonomik, siyasal ve kültürel dengeleri koruyan güçtü.

Osmanlı'nın Orta Doğu, Kafkaslar ve Balkanlar'dan çekilmesiyle, büyük bir güç boşluğu doğdu. Güç boşluğunu, geçen yüzyılın başında Avrupa ülkeleri doldurmaya çalıştı. Ancak onlar Orta Doğu'ya barış getirmek için değil, bölgenin zengin petrol kaynaklarına el koymak için geldiklerinden, bölgedeki varlıkları çok kısa sürdü. Avrupalılar Orta Doğu'dan çekilirken, arkalarında en büyükleri İsrail olan, patlamaya hazır binlerce mayın bıraktılar.

Orta Doğu'da Osmanlı Devleti'nin çekilmesiyle doğan güç boşluğundan Avrupalılar yararlandı. Ancak onlar Orta Doğu'ya barış değil, savaş getirdiler. Fransızların Cezayir'den çekilişinde olduğu gibi, Avrupalıların Orta Doğu'dan çekilişi çok dehşet verici oldu. Onlar arkalarında yakılmış, yıkılmış kentler ve milyonlarca öldürülmüş çocuk, kadın ve yaşlı insan bıraktılar.

Avrupalıların çekilmesiyle Orta Doğu'daki güç boşluğunu Amerika doldurdu. Onlar kan dökmede ataları Avrupalılardan daha baskın çıktılar. Onların her sorunu güçle çözmeye çalışan politikaları yüzünden, Orta Doğu'da kan gövdeyi götürüyor.

Bütün dünya Avrupalı ve Amerikalıların değil, Osmanlıların Orta Doğu'sunu özlüyor.

İslam dünyası yeni değil, eski Orta Doğu'yu istiyor.

Eski Orta Doğu Osmanlı vizyonuyla geri gelir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.