Yazarlar Kırımlı Cemilenin sesi Halepli Cemilin sesidir

Kırımlı Cemile’nin sesi Halepli Cemil’in sesidir

Nazif Gürdoğan
Nazif Gürdoğan Gazete Yazarı
Slav dünyasının tarihinde, Tatarların tarihi, Rusların tarihinden daha eskidir. Bunun için Kazan'da “bir Rus yağmur altında kalırsa, yüzündeki Rusluk gider, altından Tatarlık çıkar” denilir. Kırım'ın tarihi savaşların tarihidir. Tarih içinde Kırım'ı deneten ülke, Karadeniz'i deneten ülke olmuştur. Bu yüzden, Avrupalı ve Asyalı ülkeler gözlerini Kırım üzerinden ihç ayırmamışlar. Kıbrıs Akdeniz'in Kırım Karadeniz'in gözcülük görevini yüklenmiştir. Kırım semalarından savaş bulutları hiç eksik olmamıştır.

*

Yirminci Yüzyıl'daki savaşlar, Avrupalıları ülkelerini terk etmeye zorlamıştı. Yirmibirinci yüzyıldaki savaşlar ise, Ortadoğuluları ülkelerini terk etmeye zorluyor. Ruslar 1944'de Kırımlıları ülkelerinden sürmüşlerdi, 2016'da da Suriyelileri ülkelerinden sürüyorlar. Geçen yüzyılda Kırımlıların çektiği acıları, gelen yüzyılda Ortadoğulular çekiyor. Kırımlı Cemile'nin sesi yalnızca Kırımlı sürgünlerin değil, bütün Ortadoğulu sürgünlerin sesi oldu. Sanatçı Cemile bütün savaş sürgünleri adına dünya kamuoyuna seslendi: “Savaşları durdurun.”

*

Göçe zorlayanlar göçe zorlanırlar. Tarihin her döneminde, insanlar toplu olarak, bir ülkeden başka bir ülkeye, bir şehirden başka şehire göç etmek zorunda kaldılar. Mevlana'nın “Her gün bir yere konmak ne iyi. Her gün bir yerden göçmek ne güzel” dizelerinde vurguladığı gibi: Göçte gizli ve gizemli bir güç vardır. Göç toplumların ayakta kalma, örgütlenme ve girişimcilik yeteneklerini geliştirir. Güçlü toplumlar statik kale toplumları değil, dinamik kervan toplumlarıdır.

*

İnsanlık tarihi, Türklerin tarihi gibi, zorunlu ya da gönüllü bir göçler, bir göçmenler tarihidir. İnsanların doğdukları ülkeler kadar doydukları ülkeler de önemlidir. Yeri ve zamanı geldiğinde göç etmesini bilen toplumlar, yardımlaşmasını, dayanışmasını ve paylaşmasını da bilirler. Dünyanın neresinde olursa olsun, yardımlaşan, dayanışan ve paylaşan toplumlar, ister ekonomik, ister siyasal, isterse kültürel olsun, hayatın hiçbir lanında güçsüz düşmezler ve çaresiz kalmazlar.

*

Göçler toplumları hem olgunlaştırır hem de güçlendirir. Göç özürlü toplumlar, göç özürlü kuruluşlar, göç özürlü kurumlar, insanlık tarihinde kalıcı izler bırakmazlar. Göçler toplumların öğrenmesini öğrendikleri açık üniversiteleridir. İbn Haldun Mukaddime'de göçmen toplumların kurumlaşmada yerleşik toplumlardan çok daha başarılı olduklarını ayrıntılı olarak anlatır. Dünyanın her ülkesinde göçmenlerin toplumların dönüşümünde, öncülük yaptıklarını gösteren binlerce örnek vardır. Amerika'yı Amerika yapan göçmenlerdir.

*

Orta Asyalı göçmenler Rusya'yı, Ortadoğulu göçmenler Avrupa'yı dönüştürecekler. Nasıl, İngiltere ve Fransa Ortadoğu'dan çekildiyse, Rusya'da Kırım'dan, Kazan'dan, Mohaçkale'den çekilecektir. Nasıl Paris, Londra ve Berlin'de birçok Ortadoğu kendinden daha fazla Ortadoğulu yaşıyorsa, Moskova'da da bir çok Orta Asya kentinden daha fazla Orta Asyalı yaşıyor. Onların herbiri hem bir Avrupalı hem bir Asya başkentidir.

*

Avrupalılar Ortadoğululara, Slavlar Orta Asyalılara kapılarını açmazlarsa, Yirmibirinci Yüzyıl'ın yarısına varmadan, sınırlarında kapatılacak kapı bulamazlar.

*

Kapıların ortadan kalktığı bir dünyada, hiçbir yabancı düşmanı, kendi ülkelerinde, kendi kentinde yaşadığını söyleyemez.

*

Kapalı kapıların olmadığı dünyada hiç kimse hiç kimseye yabancı değildir.

*

Herkesi yabancılaştıranlar herkese yabancılaşırlar.

*

Müziğin dili insanlığın dilidir.

*

Yabancılaşmanın panzehiri müziktir.



Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.