Yazarlar Öldüren öldürülür

Öldüren öldürülür

Nazif Gürdoğan
Nazif Gürdoğan Gazete Yazarı

Akıllı telefonların işgali altında, akılsız şehirlerle kuşatılmış, kökleri derinlerde, kültürel ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya bir dünyada yaşıyoruz. İnsan hayatını hiç önemsemeyen, herşeyi bilen, ben merkezli, siyasal liderlerle, dünya büyük bir yangın alanına dönüştü. Gökyüzünün sonsuzluklarına açılma ve denizlerin derinliklerine inme, yollarını açan, bilimsel ve teknolojik gelişmeler, insanlığın beklediği barış ve mutluluğu getirmedi.

*

Çocukların geleceğinden çalınan dünya kaynakları, böylesine sorumsuzca silahlanmaya harcandığı için, dünyada kimse ölmekten ve öldürmekten başka, bir düşünce, bir eylem tanımıyor ve bilmiyor. Dünyanın her ülkesinde, ekonomik, siyasal ve kültürel hayat, ''Nasıl daha kısa yoldan, daha hızlı öldürülür'' ve ''Savaşlarda nasıl daha uzun yaşanır, daha geç ölünür'' sorularına odaklandı. Artık dünyada herkes, ''Öldürmeyen öldürülür'' korkusuyla yaşıyor. Kimse ölümü evinde beklemiyor.

*

Son iki yüzyılda büyük yaralar alan dünya gemisini, hem yüzdürecek, hem de batıracak olanlar, insanlardır. Nasıl geçmiş barışları ve savaşlarıyla, insanlar eliyle inşa edildiyse, gelecek de bilgileri ve bilgelikleriyle, insanların eliyle, yeniden inşa edilecektir. İnsanların, geçmişleri gibi, gelecekleri de birlikte oluşturulacaktır. Dünyanın ortak geçmişi vardır, ortak geleceği olacaktır. Dünyaya acımayan insana, dünya acımaz. Dünya insanda, insan dünyada yeniden doğmalıdır.

*

İnsanlar dünyanın sınırlı kaynaklarını ele geçirmek için, hem kendi aralarında, hem de tabiatla yüzyıllarca savaştılar. Dünya, insanlığın dört bin yıllık ve bilgelik birikiminden beslenen, yeni bir ''paylaşma medeniyeti''nin temellerini atmak zorunda. Dünyanın yerüstü ve yeraltı kaynakları, bütün insanların temel ve zorunlu ihtiyaçlarını karşılar. Yeter ki, dünyanın hiçbir yerinde, hiç kimse dünyadan ihtiyacından fazlasını almasın ve aldığı kadar dünyaya katkıda bulunmayı bilsin.

*

Dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, hiçbir ülkenin devlet ya da hükümet başkanı, adil yönetimde, İran''ın Nuşirevan''ından, Etiyopya''nın Neçasi''sinden geri kalmamalıdır. Adil yönetimin olmadığı dünyada, adil üretim ve adil tüketim olmaz. Adil yönetim, hayatın her boyutunda, yapılacak bütün açılımların temelidir. Montaigne''nin vurguladığı gibi: ''Adaletin olmadığı yerde etik de yoktur.'' Adalet ve etik hayatın birbirinden ayrılmaz iki yüzüdür.

*

Adalet ve etiğin elele verdiği bir dünyada, güzel savaş ve çirkin barış olmaz. Einstein''in ''Enerji eşittir madde çarpı hızın karesi'' formülü, barış içinde geçerlidir: ''Barış eşittir adalet çarpı etiğin karesidir.'' Adil yönetimin olduğu bir dünyada, kimse haksızlığa uğramaz, herkes hakkını sonuna kadar savunur ve alır.

*

Çözüm insanların elinde, ya sevgiyle yoğrulan bir barış, ya da kanla beslenen bir savaş dünyasının öncüsü ve mimarı olurlar, üçüncü bir seçenek yoktur.

*

''Kılıcın yapamadığını adalet yapar'' diyen Kanuni, geçmişten geleceğe ışık tutuyor ve yön gösteriyor.

*

Adaletten ayrılmayan barışla, adaletten uzaklaşan savaşla yaşar.

*

Barış sevgiyle, savaş silahla yapılır.

*

Barışın güvencesi adil yönetimdir.

*

Acımayana acınmaz.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.