Yazarlar Ak Parti ve ampul

Ak Parti ve ampul

Nazlı Ilıcak
Nazlı Ilıcak Gazete Yazarı

Adalet ve Kalkınma Partisi kuruldu. Bu partinin öncelikleri isminden ve ambleminden belli. Ak Parti, hem "ak günleri", "aydınlık günleri" çağrıştırıyor, hem de temiz toplum özlemini yansıtıyor. "Ampul" de ışıklı bir Türkiye, kalkınan, büyüyen bir Türkiye vaad ediyor.

Suçlamalar

Tayyip Erdoğan, partiyi takdim konuşmasında, kendisine ve arkadaşlarına yöneltilen suçlamalara da cevap verdi.

İddiaları ve soruları üç başlık altında özetleyebiliriz:

1) Nereniz yeni?

2) Siz taşralısınız...

3) Paranızın kaynağı meşru mu?

Tayyip Erdoğan vatandaşın çığlığını Ankara''ya taşıyacaklarını ve sessiz yığınların sesi olacaklarını açıkladı.

"Taşralının", seçkinci azınlığa cevabıydı bu sözler.

Anadolu seyahatleri sırasında görüştüğü onbinlerce insan (taşralı) ona "Türkiye biziz" demişti.

Evet Türk insanı artık, yabancı devletler karşısında başı eğik yaşamak, IMF kapılarında dilenci gibi beklemek, fukaralığa mahkûm olmak ve hayatını kazanmak için gurbete çıkmak istemiyordu.

Erdoğan, yeniliği, özellikle demokratikleşme ile izah etti.

Genel başkanlar da dahil bütün yöneticilerin, tüzük gereği belirli bir süre için seçileceğini, teşkilâtın milletvekili sıralamasında etkili olacağını vurguladı. Partinin, kollektif bir anlayışla yönetileceğini ve lider sultasının sona ereceğini müjdeledi.

Ben şahsen Erdoğan''ın samimiyetine inanıyorum. Ama malûm, "Şeyh uçmaz, müridleri uçurur", lideri de çevresi bozabilir.

Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir.

İyi niyetli olmak yetmez. Söz konusu ilkelerde ısrarlı davranmak gerekiyor.

Dik duruş

Erdoğan''ın sadece demokratik bir yönetim tarzını benimsemekle kalmayacağı, aynı zamanda güç odakları karşısında dik durmayı başaracağı umudunu da besliyoruz.

Çünkü onu iktidara medya patronları veya güç odakları taşımıyor. Aksine, yolunu kesmek isteyenlere rağmen, iktidara yol alan bu geminin yelkenlerini, milletin rüzgârı dolduruyor.

Türkiye baştan başa büyük bir ümitsizlikle kıvranıyor. Bugüne kadar, böylesine derin bir ekonomik bunalım yaşanmadı. Bu kadar geniş çaplı yolsuzluklar, böylesine arsızca ve utanmazca korunup kollanmadı.

Vatandaş, Ak Parti''den temiz bir siyaset bekliyor. Malûm gazetelerin salvo atışları, Erdoğan ve arkadaşlarının dürüst imajını hiç sarsmadı.

Soygun düzeni

Cumhuriyet savcıları 2 yıldır şiddetlenerek süren soygunun siyasi ayağını yargıya taşımak için birbiri ardından harekete geçti. Ama medya halâ Tayyip Erdoğan''la meşgul. Ve Kartel destekli iktidar, direniyor.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Hüsamettin Özkan''ın Halk Bankası, Etibank ve Egebank soygununda rolü olabileceğini bir bilgi notu hazırlayarak Adalet Bakanlığı''na duyuran DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel hakkında soruşturma açtı. Oysa, aksine, Genel Başkanı Ecevit ile de görüşerek, Özkan''ın soruşturulmasının önündeki engelleri aşmaya çalışmalıydı.

İstanbul DGM Savcısı Ercan Cengiz, Etibank''ın Çağlar-Bilgin ikilisine devrinde kusurlu bulduğu Güneş Taner''in yargılanmasını istiyor.

Aynı şekilde, Savcı Talat Şalk''ın iddianamesinde, Cumhur Ersümer, Beyaz Enerji yolsuzluğu ile açıkça irtibatlandırılıyor.

Hani MHP, muhalefet partilerinin soruşturma veya gensoru önergelerini siyasi içerikli buluyordu; ama, adaletten bir talep geldiği takdirde gereğini yerine getirecekti?

Güneş Taner, Hüsamettin Özkan, Cumhur Ersümer hakkında, savcıların iddianame veya bilgi notlarına dayanılarak mutlaka soruşturma komisyonları kurulmalı.

Enerji Bakanlığı''ndan çok sayıda bürokrat yargılanırken, son olarak müsteşar Yiğitgüden''e de yargı yolu açılmışken, Cumhur Ersümer''e hiç dokunmamak olur mu?

Etibank''ın Bilgin ve Çağlar''a satışına olur veren Hazine Müsteşarı Yener Dinçmen''in yargılanması, Başbakanlık Teftiş Kurulu onayı ile mümkün olabilecek. Ama Güneş Taner ve bu bankanın devrini sağlayan diğer bakanlar (Mesut Yılmaz - Başbakan, Bülent Ecevit -Başbakan Yardımcısı, Zekeriya Temizel, Işın Çelebi, Yalım Erez) dokunulmazlık zırhı altında hesap vermeyecek.

Ve Hüsamettin Özkan. Son iki yılın en önemli siyasi figürü. Ecevit''in eli ayağı, belki de beyninin dörtte üçü. Nuh Mete Yüksel''e göre, Çitibank hisselerinin Cavit Çağlar''dan Dinç Bilgin''e devrinde ortaya çıkan usulsüzlüğe göz yuman o.

Geriye dönük satış

Malûm Çağlar''a ait İnterbank''a Ocak 1999''da el konuldu. Bu hadiseden önce Etibank''taki ve Medya - İpek AŞ''deki Nergis Grubu hisseleri Dinç Bilgin''e devredildi.

Devir işlemini inceleyip 7.6.1999 tarihli raporu hazırlayan Kemal Yamakoğlu, Süleyman Varol ve Üzeyir Baysal şu tespitleri yapıyor:

"Medya İpek Holding''in B grubu hisselerinin sahibi olan Cavit Çağlar, söz konusu hisselerin devrini, Dinç Bilgin''e 3.6.1998 tarihinde, bir devir ilmühaberi düzenlemek suretiyle yapmıştır. Cavit Çağlar, Etibank AŞ''nin B grubu hisselerini de, devir ilmühaberi düzenlemek suretiyle 6.7.1998 tarihinde Dinç Bilgin''e devretmiştir. Devirlerin, anılan tarihte yapılmadığı, devir tarihinin kesin olarak belirlenmemesine rağmen, daha sonraki tarihlerde, geriye dönük olarak gerçekleştiği kanaat ve sonucuna varılmıştır. Üstelik Etibank AŞ''nin hisselerinin devri için, o tarihteki mevzuat gereği, Hazine Müsteşarlığı''nın izni zorunluluk arz etmektedir."

Hisse devirlerinin geçersiz olduğunu belirten bu murakıp raporu, gerekli işlemlere olur vermesi için Hüsamettin Özkan''a sunulmuş, ancak, Devlet Bakanı, Başbakan yardımcısı Hüsamettin Özkan onay vermeyerek, daktilo ile imzasız ve parafsız bir not yazmıştır. Bu notta, "B grubu hisseleri ile ilgili olarak Nergis Grubu şirketlerinde konuyu aydınlatacak ve ayrıntılı inceleme yapılsın" uyarısı mevcuttur. (DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel''in bilgi notu s. 10)

Halk Bankası soruşturmasını geciktiren, Egebank ve Etibank''a el konulması taleplerini erteleyenlerin başında gene Hüsamettin Özkan''ı sayabiliriz.

En azından dosyayı aylarca inceleyen, ayrıca bilirkişilere de inceleten Nuh Mete Yüksel bu kanaati taşıyor.

Aslında, Hüsamettin Özkan, Cumhur Ersümer, Mesut Yılmaz, Güneş Taner gibiler Tayyip Erdoğan''ın şansı. Siyasi partiler, bu isimleri Yüce Divan''a gönderebilseydi, Tayyip Erdoğan, bir anda Türkiye''nin en büyük umudu haline gelebilir miydi?

Nasrettin Hoca samanlıkta kaybettiği yüzüğünü evinin sahanlığında arayıp duruyormuş. Sormuşlar: "Hiç samanlıkta düşen yüzük evinin sahanlığında ortaya çıkar mı?"

Hoca cevap vermiş: "Ne yapayım samanlık karanlık, burası ise aydınlık"

Ak Parti''nin ampulünün kenar köşe her yeri aydınlatacağı ve soygun düzeninin faillerini ortaya çıkaracağı umudunu taşıyoruz..

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.