Yazarlar ABD ve Rusya, Ankarayı nasıl okuyor

ABD ve Rusya, Ankara’yı nasıl okuyor...

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı

Ankara Zirvesi... ABD ve müttefikleri Suriye’yi vursun veya vurmasın, gerilimi ‘3. Dünya Savaşı’ manşetlerine kadar yükselten/tetikleyen olay Ankara Zirvesi’dir...

Yeni Dışişleri Bakanı Pompeo’nun, Türkiye-Rusya-İran fotoğrafını Kongre üyelerine ‘Suriye’yi paylaşıyorlar’ şeklinde izah etmesi aslında ‘biz paylaşamıyoruz’ demek. Fakat sorun daha büyük; bu üç ülkenin Ortadoğu’ya, ABD ve yancılarının dışında alternatif sunması...

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Nedret Ersanel : ABD ve Rusya, Ankara’yı nasıl okuyor...
Haber Merkezi 08 Nisan 2018, Pazar Yeni Şafak
ABD ve Rusya, Ankara’yı nasıl okuyor... yazısının sesli anlatımı ve tüm Nedret Ersanel yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bu yüzden, “Suriye’nin toprak bütünlüğü”ne tam mutabakatla vurgu yapan üçgenin ortasına, Esad’ın geleceğini geleceğe öteleyen Ankara zaptının üzerine kimyasal döktüler...

Yedi yıldır süren savaşın bir başka etabı sayabiliriz ve bu vesileyle pek ölçülmeyen bir açıyı derecelendirebiliriz...

Türkiye ile ilgili kritik konularda Washington ve Moskova’nın Ankara’ya kıyaslamalı bakışları nasıl acaba?..

S-400’LERİN SONUNDAN KİMSE EMİN DEĞİL...

Bir, Türkiye’nin S-400’leri gerçekten alıp almayacağı konusunda-şaşırtıcı gelse de-her iki ülke uzmanlarının şüpheleri var. Türkiye’nin ‘bitti o mesele’ demesine rağmen.

Şundan şüphe yok, ABD ve ayrı bir örgüt sayarsanız NATO mutsuz ve Türkiye’nin bu sistemleri almasının ittifakı zedeleyeceğini söylemeye devam ediyorlar. Üzerine, Patriot sistemlerinin pazarlığa girdiği bir dönem yaşanıyor. Zamanında tabanca vermediler ama Türkiye eğer Patriotlara karar verirse Kongre’den geçirme sözü veriyorlar!

Ruslar ise ikiye ayrılıyor; Dışişleri, S-400 işinin aşamalarının tamamlandığını, ayrıca politik akışın Ankara’nın vazgeçme olasılığını düşürdüğü görüşünde. Sürecin hızlandırılmasını teşvik ediyorlar. Askerler ise şüpheli. Yerleşik NATO kabulleri onları zorluyor. Fiyat ve nitelik açıdan üstün birçok askeri ürünün Ankara kapısından ABD yüzünden terslendiği çok vaka hatırlıyorlar. Bu yüzden teslimatın tamamlanacağı anı görmek istiyorlar.

İki, ABD ve Rusya’nın ortak kanaat sahibi olduğu ana nokta Türkiye’nin stratejik ekseni. ABD de Rusya da, Türkiye’nin NATO’dan kopacağını düşünmüyor. Hatta böyle bir durumda Rusya’nın, “aman sakın” deme ihtimali bile var. NATO askeri boyut. Ekonomik-politik boyutlarda Ankara’nın daha bağımsız hareket ettiğini kabul ediyorlar.

Üç, Yine iki ülke de son dönemde Türkiye-ABD arasında bir tazelenme denemesinin yaşandığını düşünüyor. Ruslar, Trump-Erdoğan arasında gerçekleşen Mart görüşmesinin başlangıç olduğunu, Ankara, ‘sahada görelim’ demesine rağmen, ABD’nin bazı adımlarının Türkiye’de müsbet izlenim yarattığını değerlendiriyor. Kaygılanmıyorlar çünkü ‘liderler seviyesinde götürülen işbirliği’nin sağlam olduğunu, seçili konuları iki ülke için vazgeçilemez sayıyorlar.

ABD, Münbiç ve Suriye’deki kimyasal silah vakasında kendini göstermek istiyor. Münbiç’te ‘çıkış yolu’ arıyorlar ve muhtemelen buldular! Kimyasal silah krizi politikalarında ABD, Rusya ve İran’ı aynı sepete atarken, Türkiye’yi açık biçimde kayırıyor. Kimyasal kullanıldığının ispatı halinde yapılacak bir müdahaleye Ankara’nın-katılacağından değil ama-destek vereceğinden emin.

‘RUSLAR TÜRKİYE’Yİ AMERİKALILAR YPG’Yİ SEÇTİ’

Dört, Bölgedeki Kürtler konusu iki süper gücün-en azından şimdilik-ayrıştığı bir konu. Rusya, ABD’yi seçtiklerini düşünüyor. Hatta biliyor. Bu yüzden artık sıkıştıkları noktada-ki sıkıştılar-başını çeviriyor. Aynı nedenle sahada Türkiye’nin önünü açıyor.

ABD’de ise konu kendi içinde de tartışmalı. Türkiye’nin duruşu sıkıştırıyor; “Teröristle işbirliği yapan ülke” tanımlamasını red etmelerinin önemi yok çünkü gerçeği-sessiz kalsalar da-herkes görüyor. ‘Kürtlerin tek sesi YPG değil. Diğer Kürtlerin de sesine kulak verilmeli, bizim hedefimiz bu’ya kadar düşmüş durumdalar. Türkiye’de kimse bu konuda Amerika’ya güvenmiyor.

Keza, ABD’nin Türkiye’nin iç politikasına yönelik söylemleri, ‘sınırı aşma’ ve belli bir planın parçası olarak algılanmaya devam ediyor! OHAL’e itirazlar, FETÖ, Türkiye’nin yerini haritada gösteremeyecek senatörlerin insan hakları, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü vb. gibi konularda kaygılı olduğunun dillendirilmesi, ‘bu yüzden Türkiye’ye yatırım gelmezse üzülürüz’ minvalli tehditler herkesi kızdırıyor.

Son tahlilde ‘koridorun’, Ruslar Türkiye’yi, Amerikalılar YPG’yi seçti cümlesinden okunması ABD’yi zorluyor.

Beş, İran... Rusya, temel olarak, üç ülkenin işbirliğinin bölgede sorunların temeli sayılan Batı varlığının ötelenmesinde işe yaradığını düşünüyor. Ancak kimse uygun politik konjonktür doğduğunda Moskova-Tahran ilişkilerinin geleceğine sınırsız kefil olmuyor.

ABD için İran’ın ne demek olduğu belli. Ama Ankara’nın Tahran konusunda ne düşündüğü Amerikalılara sorulduğunda, inanılmaz politik bir yanıt veriyorlar: “Türkiye, Rusya ve İran arasında bir tercih yapmak zorunda kalsa kimi seçer? Aynısı herhalde ABD için de geçerli”...

Altı, Ankara için ABD ne Rusya ne?.. Cumhurbaşkanı, üç ülkenin ismini zikrederek-Rusya, Çin, İran-”bunlarla kurduğumuz ilişkiler Batı’yla ilişkilerimizin alternatifi değil” diyerek ‘bağımsız karakteri’ vurguladı ama aynı zamanda bu ülkeleri ABD ile eşitledi.

Buna Rusların diyecek bir şeyi yok. Amerikalılar ise şöyle diyor: “Türkiye bizi tarif ediyor; müttefik. Ama Ruslarla ilişkisini tarif ediyor; işbirliği! Hâlâ avantaj bizde”.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.