Yazarlar İdlib Şişman kadın şarkı söyledi mi?

İdlib: Şişman kadın şarkı söyledi mi?..

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel İnternet Yazarı

Orta Doğu’nun bu kadar dar bir alanının Türkiye, ABD, Rusya, İran, İngiltere, Almanya, Fransa ve genel olarak AB için bir tür ‘konum yenileme’ değerine ulaşması garip...

Ama finaller öyle olur...

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Nedret Ersanel : İdlib: Şişman kadın şarkı söyledi mi?..
Haber Merkezi 05 Eylül 2018, Çarşamba Yeni Şafak
İdlib: Şişman kadın şarkı söyledi mi?.. yazısının sesli anlatımı ve tüm Nedret Ersanel yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


“İdlib’e yönelik rejim saldırısı; Türkiye, Avrupa’nın kalanı ve ötesinde ciddi insani ve güvenlik riskleri yaratır”...

“Rejimin İdlib’e yönelik saldırı amacı, gerçek ve etkili bir terörle mücadele kampanyası değil, ayrım gözetmeden muhalefeti ortadan kaldırmaktır.”

“İdlib, köprüden önceki son çıkıştır. Eğer Avrupa ve ABD şimdi harekete geçmede başarısız olursa sadece masum Suriyeliler değil, tüm dünya bedel ödemeye katlanacaktır”...

“İdlib’de terörist ve aşırılıkçı unsurları ortadan kaldırmak için daha kapsamlı bir uluslararası terörle mücadele operasyonu gerekli. Ilımlı isyancıların desteği İdlib’de de önemli olacaktır. Suriye’nin kuzeyinde düzenin sağlanmasında Türkiye’nin kabiliyeti, terörle mücadelede sorumlu bir yaklaşımın gönülleri kazanabileceğinin ispatıdır.” (Türkiye’nin detaylı önerisi tam budur!)

Cumhurbaşkanı’nın Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi için kaleme aldığı metnin, ‘Dünya Esed’i Durdurmalı’ başlığı altında Rusya ve İran’ı İdlib özelinde ‘dünya dışı varlık’ olarak tanımladığını kabul edebiliriz...

TÜRKİYE’NİN ‘FARKLI’ DÜŞÜNCELERİ…

WSJ’daki bu satırlar, Cumhurbaşkanı’nın Tahran’dan dönüş uçağında İdlib meselesinin kapanmadığını, Ekim başına kadar “başka şeyler” yapılacağına ilişkin açıklamaları ile birleştirilmeli.

“Bizim çok daha farklı düşüncelerimiz de var. Dışişleri Bakanımız, Savunma Bakanımız ve İstihbarat, Rusya heyetiyle yoğun görüşme halinde olacaklar. Biz de Almanya seyahatinden sonra Sayın Putin’le tekrar bir araya gelebiliriz”... (08/09)

Yani Ankara, Tahran zirvesinin İdlib’e yönelik sonuçlarından memnun değil ve o faslı açık tutuyor.

Aynı söyleşide kıyıda-köşede kalmış bir cevap da şimdi aktif/cari görünüyor; “Bir mülteci akınının, bunun Türkiye’ye ve Batıya etkilerini gelişmelere göre değerlendirmek lazım. Şu anda değil. Gelişmeler ne gösterir bilemiyoruz’...

O gelişmeler değerlendirilmiş görünüyor; “Türkiye, Avrupa’nın kalanı ve ötesinde ciddi insani ve güvenlik riskleri yaratır. Avrupa ve ABD şimdi harekete geçmezse sadece masum Suriyeliler değil, tüm dünya bedel ödemeye katlanacaktır”...

‘Ötesi’ de durumu anlamış olmalıdır. “İdlib’e yönelik saldırı ufukta gözükürken uluslararası toplum sorumluluğunun farkında olmalı. Dünyanın kalanı da dar kişisel çıkarları bir kenara koymalı ve bunları siyasi çözüme yöneltmelidir”...

Amerika’nın İdlib’e bakışı, seçim yolunda Beyaz Saray’ı zorda bırakacak bir kimyasal silah saldırısı kriziyle yüzleşmemek ve yine İdlib’in, Türkiye-Rusya-İran üçgenini gevşetme olasılığını parlatmaktan oluşuyor.

Bu yüzden tüm dünyanın önünde, “kimyasalı boş verin, normal silahlar neyinize yetmiyor, onlarla öldürün” mealinde utanmazlıkla suçlanıyor.

Fakat ABD’de siyasiler dışında konuşanlar da var; “ABD Savunma Bakanlığı, İdlib’de kapsamlı bir kara harekâtı başlatmak yerine, terörle mücadele formatında operasyonlar yapılmasını önerdi. ABD’nin askeri işbirliği öngörmediği ancak İdlib’deki terör unsurlarının tespiti için istihbarat ve keşif desteği sağlayabileceği belirtildi”. (09/09)

Türk tezine yakın, bu ‘teklif’ aynı zamanda, Astana ittifakına minik koçbaşları ile saldırmak demek. Dahası, Ankara’nın bu açıklamaları ‘kullanışlı’ bulduğunu, dev aynası tutarak ‘ortaklarına’ yansıttığını da söyleyebiliriz.

Salı günü Rus dışişlerinden yapılan açıklama Moskova’nın ‘gördüğüne’ ipucu sayılabilir; “Türkiye ile Rusya’nın Suriye konusunda fikir ayrılıkları olabilir ancak ortak payda arayışındayız”.

Toparlarsak...

İstanbul’da gerçekleşmesi beklenen Türkiye-Rusya-Almanya-Fransa zirvesinin ABD ve İngiltere’yi kapsamadığını anlamlandırmalıyız.

Rusya’nın tek ve kesin ‘hayır’ı sadece İngiltere’ye. Suriye ve Orta Doğu’da ABD ile örtülü bir uzlaşıyı veya ‘görmezden gelme’ halini rutine çevirebilir, Amerika da buna hızla uyar.

Kremlin’in, İran’ın Şam üzerindeki etkisinden memnuniyetsizliği devam ediyor. Ama Esad Rusya ile baş başa kalmak istemiyor. İdlib bunların da finali olabilir.

Rusya’nın da Suriye’de durumu küresel ölçekte aklayıp/onaylayacak ortağa ihtiyacı var. İstanbul buluşması Batı’nın bölgeye daveti sayılabilir ve Ankara ile Moskova için farklı anlamlar ifade eder.

AB ordusu gibi herkesin küçümsediği girişimin mecbur hale gelmesi, sınır güvenliği adına silah taşıma yetkisi verilmiş 10 bin üniformalının toplanması, nihayet bu fiziki varlığın ABD ile Rusya arasında bir bölge yaratılması anlamına gelebilir!

Finalde, benzer kritik zamanlarda zuhur eden-üstelik daha çok içeriden gelen!-‘Esad’la görüşülmeli’ baskılarını Ankara’nın hâlâ ciddi bulmadığı söyleyebiliriz...

“Esed rejimi saldırılarını terörle mücadele zemininde meşrulaştırmaya çalışıyor. Hataya düşmeyin; Beşşar Esed’in çözümü yanlıştır. Bu sadece terörizme yeni imkânlar doğuracaktır”.

Artı, Türkiye ‘sahipleri’ varken Esad’la konuşmanın verimli olacağını da düşünmüyor. Ki, böyle bir temasın şu an yapılması, Avrupa ve ötesinin ortaladığı İdlib paslarını da kısaltabilir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.