Yazarlar İngiliz kumaşından İdlib Esada kim yürek yedirdi?

İngiliz kumaşından İdlib: Esad’a kim yürek yedirdi?

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel İnternet Yazarı

Şeytan saklayan detaylar kadar sıradan detaylar da tuzaklı olabilir.

Çünkü şeytan aradığınızı bilirler.

Mesela...

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Nedret Ersanel : İngiliz kumaşından İdlib: Esad’a kim yürek yedirdi?
Haber Merkezi 27 Ağustos 2018, Pazartesi Yeni Şafak
İngiliz kumaşından İdlib: Esad’a kim yürek yedirdi? yazısının sesli anlatımı ve tüm Nedret Ersanel yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

“ABD’de çok sayıda Cumhuriyetçi ve Demokrat partili Kongre üyesi, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki ‘Müslüman azınlığa kötü muamele nedeniyle, Dışişleri ve Hazine Bakanı’ndan Çin’e yaptırım getirilmesini talep etti”... (‘ABD-Çin geriliminde yeni perde: Sincan’, 30/08, Hürriyet.)

Haberi ile...

“Batılı ülkelerin İdlib’e yönelik olası operasyonu konuşulurken Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki İngiliz askeri üslerinde hareketlilik arttı. Ağrotur Üssü’nden kalkan uçaklar Ortadoğu’ya uçuşlar yapmaya başladı. Uçuşlar gece geç saatlere kadar devam ediyor”... (‘İngiliz üssünde İdlib hareketliliği’, 29/08, Aydınlık.)

Ya da...

Ertesi gün Çin Dışişleri tarafından yalanlanan; “Çin ordusu Afganistan’da askeri kamp inşa etmeye başladı. Kampa en az bir tabur asker gönderilecek. Wakhan koridorunda inşa edilecek kamp, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne yakınlığıyla dikkat çekiyor.” (28/08, South China Morning Post.)

Nihayet; fevkalede çekici bir haber; “İngiltere Savunma Bakanlığı, Brexit sonrası Kıbrıs’taki askeri üsse hizmet verecek bir liman inşası için milyonlarca pound harcayabilir”... (‘Brexit: MoD fears need for new port in Cyprus to serve RAF Akrotiri’, 30/08, The Times.)

Bu kadar uzak noktalardan (Londra-Sincan) beslenen ve farklı kaynaklardan haberler arasında rabıta kurmaya zorlamamızın sebebi, son 10 gün içinde tüm bölgede gerçekleşen ve odağında İdlib’in bulunduğu askeri ve diplomatik temasların “hangi hat” üzerinden dünyayı kestiğini göstermek...

İngiltere-AB-Kıbrıs-Akdeniz-Suriye-Irak-İran-Pakistan-Afganistan-Çin fayının kırılacağı nokta belirginleşmiş görünüyor...

Bu yüzden, Ankara’nın kimi zaman heyetler halinde gerçekleşen tüm seri temasları içinde şu ana kadar içeriği en kritik görüşmenin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May arasında (27/08) yapılan telefon görüşmesi olduğunu söyleyebiliriz...

Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve MİT Başkanı’nın Moskova ziyareti ve Putin tarafından ayrıca kabulleri ile 7 Eylül’de Tahran’da gerçekleşecek Erdoğan-Putin-Ruhani zirvesinden dahi önemli olabilir mi?

Mesele ‘önem’ ya da ‘içerik’ değil. Ankara’nın Suriye-İdlib gelişmelerinin arkasındaki oyuncuyu bilerek bu görüşmeyi yapması!

İTTİFAKLAR ZAAFLARINDAN SINAVA GİRİYOR!

Peşin iyidir. Söyleyelim; resmi açıklamalar ne olursa olsun, bölgeyle ilgili tüm diplomatik, askeri görüşmelerin birinci konusu İdlib’tir ama içerisi meçhul, dışarıda fark edilmeyen şudur; “Şam nasıl oluyor da, Rusya ve Türkiye’ye rağmen (!) İdlib üzerine yürümeye cesaret ediyor?”

İlk düşünülen Rusya’nın aynı akla dahil olduğudur. Ama öyle değil. Çünkü Esad’ın İdlib hamlesi ile Batı’nın Şam’ı tehdidi ‘senkronize’ duruyor! Esad’ın, üç büyük ülke tarafından ‘çatışmasızlık bölgesi’ ilan edilmiş, 29 gözlem noktası ile çevrelenmiş bölgenin üzerine gitme cesareti nereden havalandırılıyor?

Rus basını, Lübnan kaynaklarına dayanarak, Amerikan yönetimi ve Esad arasında-istihbarat servisleri üzerinden-Şam’da bir görüşme gerçekleştiğini duyurdu. Haziran ayındaki görüşmede ABD, Suriye’den çekilmek için üç şart ileri sürmüştü.

Haber doğrulanmadı ama doğru olmadığı anlamına gelmiyor. Moskova için temasın olup-olmadığı önemli ve haberin bu zamanlamaya denk düşürülmesi de öyle. Keza, taze İran-Şam askeri anlaşması da aynı takvime dahil.

Şam’ın böyle bir adım atmasına Rusya’nın destek verip vermeyeceğinin somut işareti 7 Eylül’deki zirvede anlaşılacak. Her halükârda, İdlib’te yapılacak çılgınlık Türkiye-Rusya ilişkilerini test edecek. (Sınırları belirlenmiş, hedefleri ‘seçilmiş’ bir harekâtta uzlaşı mümkün.)

Bu kimin işine yarar?

Olağan şüpheliler listesinin ilk sırasına ABD yazılabilir ama bu kadar rafine işçilik Washington stiline benzemiyor. ABD-Fransa-İngiltere’nin bölgeye yönelik müdahalede bulunacağı yönündeki güçlü duyumlar, ABD’nin planın parçası olduğunu ama oyun kurucunun Londra olduğunu gösteriyor...

Rusya’nın ABD Büyükelçisi Anatoliy Antonov’un açıklamaları dikkate değer; “İngiliz özel kuvvetleri Batılı güçlerin Suriye’de gerçekleştireceği füze saldırısına zemin hazırlamak için sahte bir kimyasal saldırıyı yürürlüğe sokmaya hazırlanıyorlar. Şundan ümitliyiz ki, ABD kimyasal silahların kullanımının engellenmesi için gerekli çabayı gösterecek”... (30/08)

Yani Kremlin’in anladığı şu; İngilizler sahte bir kimyasal silah kumpası düzenleyecekler, ABD-Fransa-İngiltere bunu fırsat bilerek Suriye’ye saldırı düzenleyecek.

Bir başka gölge oyunu da burada; Rusların ve İngilizlerin ABD’li muhatapları farklı! Şu an 6 Kasım seçimlerine kilitlenmiş iç siyasetin tarafları ile Moskova ve Londra’nın tarafları aynı...

Hakkı teslim gerekiyor; ‘Kraliçe hamlesi’ çok yönlü ve ilişkili tüm ittifakları dayanıklılık testine zorluyor. Kötüsü şu, tüm ittifakların zaafiyetleri var.

Rusya, Esad’ın vurulmasını sonuna kadar engellemeye çalışacak. Ama vurulursa, Moskova dahil kaç ülke rahatlar?

Saymaya başlayalım. Ülkeleri değil!

BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın, “İdlib’e ‘kusursuz bir fırtına’ yaklaşıyor” açıklamasını da not ederek..

Geriye doğru...

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.