Yazarlar İhracat ve turizm gelirleri

İhracat ve turizm gelirleri

Nurettin Canikli
Nurettin Canikli Gazete Yazarı

Yaşanan siyasi ve ekonomik bunalım ortamında olumlu gelişmelerin gözden kaçırılmaması gerekir.

Özellikle ihracat ve turizm gelirlerinde ortaya çıkan artışlar kısmen de olsa ekonomide rahatlamaya yol açıyor.

İMF ve Dünya Bankası''nın kredileri askıya almalarının, göstergelerde ciddi bir tahribata yol açmamasında, ihracat ve turizm yoluyla ülkeye giren dövizlerin de etkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla, kredilerin kesilmesi olayı sonbahar aylarında gerçekleşmiş olsaydı hissedilir bir krize yol açabilirdi.

İçinde bulunduğumuz yılın ilk 6 ayında ihracat gelirleri, 2000 yılının aynı dönemine göre % 12.9 oranında artış göstermiştir. Turizm gelirlerindeki artış ise % 20''ye ulaşmıştır. İşçi döviz girişlerinin de yaz aylarında yoğunlaştığı dikkate alınırsa bu aylarda döviz cephesinde önemli bir problemle karşılaşılmayacağı söylenebilir.

Bankalardan gelecek döviz talebi ve dış borç ödemeleri nedeniyle ihtiyaç duyulacak döviz talebi kontrol edilebildiği takdirde yaz aylarında piyasanın döviz ihtiyacı olmayacaktır. Türkiye''ye verilecek krediyle ilgili İMF toplantısının Kemal Derviş tarafından erteletildiği iddiaları doğru ise Kemal Derviş, muhtemelen, yaz aylarında dövize aşırı talep olmayacağı gerçeğini hesaba katarak böyle bir taktik kullanmıştır.

İhracat ve turizm gelirlerindeki artışın nedenleri

İhracat ve turizm gelirlerindeki hareketlenmenin en büyük ve belirleyici nedeni Şubat ayında meydana gelen devalüasyondur. Devalüasyon öncesinde TL''nin aşırı değerli hale geldiği, aşırı değerlenen TL''nin ihracatın büyümesini engellerken ithalatı teşvik ettiği bilinmekteydi.

Uzakdoğu Asya ülkeleri başta olmak üzere, ihracatta rakibimiz olan ülkelerde yaşanan devalüasyonlar da ihracat sektörünün rekabet gücünü azaltmış, Türkiye hızla pazar kaybetmeye başlamıştı. Devalüasyondan sonra ihracatçılarımız rekabet avantajını tekrar elde etmeye başladılar.

İhracat demek üretim demektir, üretim demek gelir demektir.

Türkiye''nin ihracata dayalı kalkınma modeli dışında başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Bu, hem iç tüketim talebinin yetersizliği ve hem de döviz açığına bağlı olarak oluşan krizlerin bertaraf edilmesi amacıyla gereklidir.

İhraç edilen bir gömlekten elde edilen gelirden, pamuk üreticisi, elektrik ve petrol idaresi, işçiler ve diğer çalışanlar, SSK ve vergi idaresi ile yan sanayii pay almaktadır. İhracat azaldığı zaman bu faktörlerin gelirleri de azalmaktadır.

Yanlış politikalar nedeniyle özellikle 2000 yılında ihracat sektörü kan kaybetti. İthalat ve cari işlemler açığı patladı. 2000 yılı başında hükümet cari işlemler açığını 2.6 milyar dolar olarak planlamıştı. Tam 10 milyar dolar olarak gerçekleşti. Sonra yaşadığımız kriz meydana geldi.

Ekonomiye yön verenler, ihracatın ülkemiz için taşıdığı hayati önemi sürekli gözönünde bulundurmak zorundadırlar.

Kemal Derviş imzalı programın uygulamasından, geçmiş hatalardan ders alınmadığı anlaşılmaktadır. Zira, Kemal Derviş enflasyon oranına bağlı olarak dövizin fiyatının artışına izin vermeyen ve TL''nin aşırı değerlenmesiyle sonuçlanacak bir politika uygulamak eğilimindedir.

İhracat ve turizm gelirlerindeki artışlar, mevcut kur yapısı altında gerçekleşmektedir. Artışın sürdürülebilmesi için gerçekçi kur politikasından vazgeçilmemeli, dövizin fiyatı en az enflasyon oranı kadar artırılmalıdır. Aksi halde ihracattaki artış yavaşlar, ithalat büyümeye başlar ve yakın geçmişte yaşanan problemler ortaya çıkar.

İşin en acı tarafı ise hükümetin istemeyerek yaptığı devalüasyon nedeniyle artışa geçen ihracat ve turizm gelirlerini kendi başarısı olarak göstermeye çalışmasıdır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.