|
Bayram yapmanın sırası mı?

İnşallah yarın bayram!

Bir Ramazan orucunu tutmayı ve bayramını yaşamayı daha bizlere lütfedecek olan Rabbimize şükürler olsun.

“Rakamların diliyle, ABD-İsrail saldırıları altında 37.000 Müslümanın şehit düştüğü, 70.000’inin yaralandığı, 2 milyon insanın evsiz kaldığı Gazze’ye karşılık, 2 milyar Müslüman’ın Ramazan’a rağmen mışıl mışıl uyduğu şu zamanda bayram mı yapılır?” diyenler haklı oldukları kadar, “Dünyayı zulme, vahşete ve acıya boğan kafirlere inat Ramazan’ı yaşadık ve bayramı da yapacağız” diyenler de bize göre haklıdır.

Çünkü “Ameller niyete göredir.” Yeter ki, niyette ve amelde Allah’ın rızasını gözetme şuuru müminlerde yerleşik olsun.

Şah Veliyyullah Dihlevî (ö. 1176/1762), tam da bu şuurla, Hüccetullâhi’l-bâliğa’sında, müminin nefsine zor gelen oruç ibadetini tamamlamış olmasını; fakirlerin fıtr sadakalarını almalarını; bayrama muhatap kişilerin Allah’ın emrini yerine getirmelerini ve O’nun kendilerine, çoluk çocuğuna sağlık ve afiyet bahşetmiş olmasını… “aklı başında olan herkes için sevinmeyi gerektiren” nimetler olarak zikretmiştir. (Trc.: Mehmet Erdoğan, İz Yayıncılık)

Biz de Dihlevî’nin bu yaklaşımına yaslanıp, “Bayram yapmanın sırası mı?” sorusuna mahsus iki ayrı tutumun ara’sında durarak, mezkur şuuru gözetmek ve gereksiz bir tartışmaya da düşmemek için, nasihat ehlinden Molla Murad en-Nakşibendî’nin (ö. 1264/1848) Kitâb-ı Mâ Hazar Şerh-i Alâ Pend-i Attar’ındaki şu cümlelere kaçalım:

“-Nefis ve hevâsının peşinden koşan kimse, insanların en aptalıdır.

-Bütün insanları uykuda bil, dünyadan ahirete giden uyanır.

-Eğer kurtulmak istiyorsan sus ve nasihate kulak ver.

-Akıllıların sanatı, meziyeti susmaktır; cahillerinse unutmaktır.

-Ey süslü konuşmaya çabalayan insan, kalbin çehresine yara açıyorsun.

-Git dilini ağzına hapset, mahlûkattan kendine hiçbir umut besleme.

-Dilediğini Allah’tan iste, hayır ve şer yaratılanın elinde değildir.

-Muradını sultandan başkasından dileme, isteğinin yerine gelmesini bekliyorsan hacetini kapıcıdan isteme.

-Her kim düşmanından sakınmazsa, sonunda ondan zarar ve sıkıntı görür.

-Ey gece gündüz uykuda olan kimse! Mezarın için bir ışık yak!

-Şeytan dünyayı, dünya ehline süslü gösterir. Zira onlara tatlı ve yağlı yiyecekler gerektir.

-Her kimde şan, şöhret sevdası varsa onu değerli ve özel sayma, o avamdandır.

-Ey akıl sahibi kimse! Şeriatta makbul olmayan şeylerin etrafında asla dolaşma.

-Allah Teâlâ’nın sana daha çok nimet vermesi için, O’nun verdiği nimetlere daima şükret.

-Dünyadan ibret almayan talihsiz kişi, dünyanın

nefretini toplar.

-Akıllı kimsenin nazarında nasipsizlik, yolunu şaşırmak demektir.

-Karga gül kokusundan uzak olduğu için, bülbülle sohbetten nefret eder.

-Akılsız ilim günahtır; ilim bir kuş, akıl da onun kanadıdır.

-Önce düşün, sonra söyle; önce temel at, sonra duvarı çık.

-Düşmanı çok olanın, gözleri cihanı görmez olur, rahat ve huzuru kalmaz.

-Şeref ve haysiyet, hafiflik üzere yaşayanlardan şikayetçi olur.

-Gönül muradı için iş yapma ki peşinden pişmanlık yükü çekmeyesin.

-Kanaat yoksunu olan kişiyi dünya malı nasıl zengin edebilir?

-Evvela azılı düşmandan uzak dur, ahmak kimseyle arkadaşlıktan da kaçın.

-Amelin altın gibi değerli olmazsa, sarrafın gözünde değersiz olur.

-Kimseye çat kapı misafirliğe gidip de yük olma, misafir geldiği zaman da ortadan kaybolma.

-Misafir kendi rızkıyla gelir, dahası ev sahibin günahlarını götürür.

-Asla cimrinin yemeğini yeme, onların sofrasına da oturma.

-Elinden geldikçe sırrını dostuna söyleme, yalnızsan kendine bile söyleme.

-Sırrını ortaya döken insandan uzak dur.

-Ey güvenilir kişi! Dünyadan kazanç nedir ki? Dokuz arşın bez ve bir avuç toprak!

-Münafıkla yoldaşlık edenin yeri kuyunun dibinde olur.

-Neden yaratıldığını bir düşün. Herkes kendisi için kederlenir.

-Eğer hep ferah ve mutlu günler bekliyorsan, bela ve musibetler seni bulduğu vakit sabretmeye hiç tahammülün olmaz.

-Azıcık bir sıkıntın bile varsa çaresini ara, yoksa hastalık döneminde aciz kalırsın.

-Zulüm ehlinden kaç da cehennemin kızgın ateşi seni yakmasın.

-Müslümanlarla olmak için, nefsinin putlarını kır, belinden zünnarı çıkar.

-Takvasız kimsede iman, imansız kalpte ihsan bulunmaz.

-Nasipsiz haset ediciye rahat yoktur, bedbaht olan yalancıda da vefa yoktur.

-Gerçek olgun kişilerin meclisine katıl ki Allah’ın fazlından nasiplenesin.

-Karınca gibi hırsa kapılıp gezme, sana nasihat edeni can kulağıyla dinle.

-Yol zorlu, bu meşakkatli yolda yükün ağır, başkalarının yardımıyla taşıyamazsın.”

(Aşk Bağından Öğütler – Mâ Hazar, trc.: İbrahim Kunt, Mehmet Ali Özkan, Semerkand Yayınları)

#Gazze
#Ramazan
#Ömer Lekesiz
2 ay önce
Bayram yapmanın sırası mı?
Bu insanların Nijer"de ne işi var
Geleceği geçmişten okumak
Tasavvufa saldırmak, tuzağı yutmaktır!
Çözüm Süreci çağı kapatmış olabilir mi?
Bağlılığın ya da kopuşun simgesi olarak isimler...