Yazarlarİki sergi ZFotoFest ve Ana Tanıklık

İki sergi: ZFotoFest ve An’a Tanıklık

Ömer Lekesiz
ÖmerLekesizGazete Yazarı

Görülmesi gereken iki önemli fotoğraf sergisi var İstanbul’da.

İlki, Türkiye Fotoğraf Vakfı ve Zeytinburnu Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen ZFotoFest.

Doğa ve temiz çevre duyarlılığının gelişmesine bir katkı olarak Oksijen temasıyla düzenlenen Zfotofes’te, 17 Ülkeden 56 fotoğrafçının ilgili eserleri yer alıyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ömer Lekesiz : İki sergi: ZFotoFest ve An’a Tanıklık
Haber Merkezi 01 Şubat 2018, Perşembe Yeni Şafak
İki sergi: ZFotoFest ve An’a Tanıklık yazısının sesli anlatımı ve tüm Ömer Lekesiz yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Küratörlüğünü Ozan Bilgiseren’in yaptığı ve Çin Hlak Cumhuriyeti’nin konuk ülke olduğu sergide, Yann Arthus-Bertrand, Abelardo Morell, Martin Shoeller, Philippe Echaroux, Hung Cheng-Jen, Sama Alshaibi, Matthieu Paley, Rula Halawani, Tammam Azam, Liu Yuyang, Ami Vitale, Chandan Gomes, Corey Arnold, Greg Segall, Kamil Fırat, Ali Haydar Yeşilyurt, Mustafa Önder, Sinan Çakmak, Dinçer Özüarap, Bekir Dindar, M. Cevahir Akbaş ve başka sanatçılar var.

Serginin bir diğer özelliği de festival şeklinde gerçekleştirilmiş olması. Fotoğraf sanatçılarıyla, çevre duyarlılığı ile fotoğraf deneyimleri üzerine yapılan söyleşileri, panelleri, fotoğraf - film gösterimlerini ve atölyeleri umarım sizler de benim gibi kaçırmamışsınızdır. Eğer kaçırmışsanız, en azından sergiyi kaçırmayınız çünkü bu Pazar (11 Şubat) son günüdür.

Yeri, Zeytinburnu Belediyesi’nin yeni restore edilen başkanlık binasıdır; vesileyle bu tarihi bir binayı da gezmiş olursunuz.

Diğer sergi, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın’ın An’a Tanıklık adını taşıyan 2. Fotoğraf Sergisi’dir.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi, Tek Kubbe bölümünde, 3 Şubat’ta Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş tarafından, Müsteşar Ömer Arısoy, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Yalçın Karayağız, milletvekilleri, çok sayıda fotoğraf sanatçısı ve fotoğraf severin katılımıyla açılan sergide, Murat Aydın’ın çoğunluğu dinler ve inanışlar, doğal ve toplumsal hayat temalı, dünyanın muhtelif mekanlarından çekilmiş seksen sekiz fotoğrafı yer alıyor.

Murat Aydın’ın fotoğraf çabasına son üç yıldır bizzat tanığım.

Gördüğüm odur ki, geçmişte reflekse dayalı olarak fotoğraf çeken Murat Aydın, artık deklanşöre nazlanarak basıyor. Çünkü, çok fotoğraf çekerek onlardan bir seçme yapma yerine, belirlediği birkaç temaya mahsus olarak çektiği fotoğrafların içinden azaltma yaparak, iyinin de iyisine ulaşmak istiyor.

Nitekim, Rum Fener Patrikhanesi’nden çektiği bir grup porteyi görenlerin ilk tepkisi, bunu hemen Rembrandt’ın Amsterdam Kumaşçılar Loncası Seçici Kurulu adlı tablosuyla karşılaştırmak oluyor.

Bunu derken, John Berger gibi (en azından 60’lı yıllardaki ilgili yazılarında) fotoğrafın sanata dahil olduğunu söylerken bile resmin içinden bakmadığımı belirtmek ihtiyacındayım.

Şimdi herkes, her şeyin fotoğrafını çekiyor. Aile, şehir hayatı, portre, doğa, hayvanlar, resmi işlemler, tıp, istihbarat, belge, ideoloji, estetik... dahil onlarca türde, onlarca farklı fotoğraf... ama bağlamdaki netlik nedeniyle bunlar birbirlerine karışmadığından, bu şuna dairdir şeklinde rahat bir ayrımı yapabiliyoruz.

Öte yandan fotoğraf, her şeyi görünür gerçeklik katına çıkararak maddileştirme ve dolayısıyla metafiziğin çanına ot tıkama iddiasındaki modern sanatın kimyasını bozmasıyla da değer taşıyor. Walter Benjamin’den John Berger’e kadar fotoğraf üzerine zihin yoran Marksistler, onun sanata vurduğu darbeyi, dine vurulmuş gibi göstererek hedef şaşırtmaları da bir işe yaramıyor artık. Çünkü, ölen din değildir, Benjamin’in, Berger’in ve bunların dini olan sanatın ölümüdür. Bu manada E. H. Gombrich daha temkinli bir tutumla, adeta sanatçılara “gerçeklik diye yırtınıp duruyordunuz, işte size gerçekliğin hası; burun kıvırsanız da onun varlığı ve etki gücü bir gerçek” diyerek, fotoğrafın sanat sayılmayışına hiç de itibar etmeyişine dikkat çekiyor.

Şundan ki, fotoğrafçı şimdi’de duran bir geçmiş zaman işçisidir; fotoğrafı çektiği an, çekme edimiyle birlikte artık geçmişe mal olmuş bir an’dır. Dolayısıyla fotoğraf bir unutma kaydı ve unutulmuşluklar galerisidir.

Yıllar yıllar sonra bir fotoğraf üzerinden unutulana tekrar baktığımızda hatırladığımız o ilk unutuşun kendisi değildir; unutuluşunu da unuttuğumuz yeni bir hatırlayıştır: Çağrışımlar! Beleğimizi harekete geçiren donmuş an’lar ya da donmuş aynalar... Gombrich’in söyleyişiyle imge, imgeleme hitap eder zaten, başka bir yere değil.

Yine de, Murat Aydın’ın sergisine verdiği adla, fotoğraf An’a Tanıklık’tır; imgeden müteşekkil olduğu ve o imgelerden (henüz) bir anlam oluşturulmadığı için bir yalanı ya da bir doğruyu beyan etmeyen bir tanıklık...

Ben de bunun için fazla teoriye boğmak istemiyorum Aydın’ın sergisini; oradaki fotoğrafları bizzat görmeli ve muhtemel hikayeleri (anlamları) onlardan siz bizzat üretmelisiniz.

Üstelik sergi 27 Şubat Salı gününe kadar açık.

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.