Yazarlar mehmed şevket eygi

mehmed şevket eygi

Osman Akkuşak
Osman Akkuşak Gazete Yazarı

ölümü o da tattı, hakka kavuştu… allah rahmet eylesin…

zaman zaman sert, zaman zaman sıcak sevimli bir arkadaşımızdı.

inancını yaşamaya muvaffak olmuş bir kişiydi.. nerede karşılaşsak ikram etmeye bayılırdı.. lokanta, çayhane, pastane gibi yerlerde elimizi cebimize sokmaya izin vermezdi.

para kazanmasını bildi… hem de hayırlı bir işte faaliyet göstererek.. kitap yaptı, kitap bastı, kitap sattı.. gençliğe ve ahaliye faydalı olacak eserler yayınladı.

gazete çıkardı.. ilk çıkardığı gazetenin adı “istiklâl”dir.. 1950’li yıllarda haftada bir neşredilmiştir. benden de yazı istemişti.. birkaç kere yazdığımı hatırlıyorum.. 1960 hareketinden sonra yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştı.. ama gazetesi, arkadaşları tarafından o tekrar yurda dönünceye kadar devam ettirilmişti..

yurda avdetinde bana bir gün “osman bey” dedi, “sizden gazetem namına özür dilerim.. sizin istiklâl’de çıkan bir yazınızın altına benim adımı yazarak başmakale sütununda yayınlamışlar.. yani bir başka zaman bana maletmişler..”

“iyi yapmışlar”, dedim; “yazı sizin imzanızla yeni bir değer kazanmış.. bir yazıya iki kalemin sahip çıkması, onu onurlandırmıştır, sanırım..”

daha sonra eygi biraderimiz “bugün” gazetesini neşretmeye başladı.. uzun ömürlü yayın organı oldu..

bu gazete bir ara vatandaşları, pazar günleri sultanahmet camiinde (sabah namazları) namaza davet etti..

yani şevket eygi, sosyal (içtimai) bir aktivite sahibi olduğunu gazete ve kitap neşrederek, bu iki kuvveti kullanarak daima göstermiştir..

yıllar geçtikten sonra artık onun mekânı ‘milli gazete’ olmuştur..

cennetmekân dostumuz necmeddin erbakan’ın çizdiği yolda ilerleyen milli gazete’nin bir numaralı yazarı olarak okuyucuyu irşat etmeye çalışmıştır.. ‘takvimden bir yaprak’ ibaresini hem yeni yazı hem de bizim tarihi harflerimizle yazarak başlık yapmış adeta eski harflerimizi yâdederek bir nevi teşekkür borcunu ifa etmiştir..

mehmed şevket eygi ve sezai karakoç iki mülkiyelidir.. 1950-1960’lı yıllarda ankara’daki mülkiye mektebi (siyasal bilgiler fakültesi) bizim solakların kaynağı idi..

karakoç ve eygi mülkiyeden yetişmiş istisnai iki isimdir.. yani bu iki kalem adamı, belli başlı iki sağcı fikir ve sanat temsilcisi olarak mülkiye damgası taşır..

mülkiyeden mezun olan herkesi solcu olarak damgalayamayız.. bunların içinde elbette ki ideoloji ve siyasetle uğraşmayan binlerce talebe gelip geçmiştir.. yani âmiyane tabiriyle bu mektepte yüzlerce , binlerce, futbolcu okumuştur.. vali, kaymakam, ekonomist olarak ülkeye hizmet etmiştir.. ruhen sağcı olan binlerce sessiz talebe de yetişmiştir..

hasan celal güzel hatırıma geldi.. zannederim o da mülkiyeden çıkmadır.. hem bürokrat hem politikacı ve fikir adamıdır.. parti kurdu ama yürütmedi, yürütemedi.. gülen adamdı, güleç yüzlü idi.. politikada gülmek, güler yüzlü olmak; liderlik kudretine biraz yabancı bir görüntüdür.. nitekim, hasan celal bey siyasete devam etmedi.. o, gerçekten gerçek bir yazar ve düşünce adamıydı.. laf lafı açıyor.. ama laf yeni bir sayfa açamıyor.. sevgili okuyucularım..

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.