Yazarlar sadeleştirmek yanlıştır

sadeleştirmek yanlıştır...

Osman Akkuşak
Osman Akkuşak Gazete Yazarı

kemal atatürk’ün “nutuk” isimli eserini sadeleştirmişler, yani bugünkü dile çevirmişler. mustafa kemal’in fikriyatını, düşüncelerini ve duygularını sadeleşmiş bir kitap ifade edebilir mi hiç düşünmemişler.

biliyorsunuz: (edebiyat) kelimesinin iki manası vardır; birisi yazıya tevdi edilen bütün mahsullerin, bütün kayıtların ve kitapların hepsine birden verilen bir isimdir. latinceden gelme (literatür) terimiyle de bu manayı kastetmiş oluruz.

ikinci manası ise fikir ve duygu bakımından bizde haz, edebi zevk, sevinç veya elem uyandıran metinleri belirtmek için kullandığımız anlamdır..

yani güzellik için yazılan, güzeli dile getiren ürünlerdir.. güzeli, güzelliği ifade eden kelimeler, ibareler, tabirler, terimler, cümleler, çeşitli cümle tipleri, sözle yazıyla vücuda getirilen estetik mahsullerdir..

edebi eserlerin sadeleştirilmesi, dilinin, kelimelerinin, cümlelerinin değiştirilmesi asla caiz değildir..

bir kere şiir, hikaye, roman, deneme, piyes, hatırat, tenkid, tahlil vadilerinde güzellik kaygısıyla yazılmış eserlerin müellifleri, binbir emek çekerek vücuda getirdikleri kitapların dilinin değiştirilmesine rıza gösterebilir mi, gösterir mi, evvela bunu düşünmek gerekir.. kelime ve cümlelerini değiştirince eser artık yazarın eseri olmaktan çıkıyor.. yazarın riayet ettiği estetik ölçüler ve gönlünden, beyninden doğmuş bulunan bedii ve fikri üslup kaybolup gidiyor.. müellifin kastettiği, murad ettiği manalar ve duygular zedeleniyor..

kendinden bir nesil, iki nesil önce yazılmış kitapların içindeki bazı kelime ve tamlamaları öğrenciler ve gençler anlamayabilir.. bu takdirde yapılacak şey bu kelimelerin manasını anlamak için ya hemen internet kaynağına başvurmak veya sağlam bir sözlüğe (lügat)a bakmaktır.. o anda kelimenin anlamlarını alfabetik bir deftere kaydetmek isabetli olur.. zira yeni öğrenilen kelimeleri tekrarlamak ve manalı cümlelerde kullanmak, o kelimelerin artık sizin malınız haline gelmesini sağlamak demektir.. ( hatırda durmayan satırda durur) diye bir güzel tekerleme vardır.. hayatın belli başlı meşgale ve meselelerine ait özel defterler tutmak veya bir büyük defterde bölümler tesbit etmek sizde düzenli çalışmak, planlı hareket etmek, kazandıklarımızı kaybetmemek alışkanlıkları temin edecektir..

diğer taraftan kitap basan ve yayan kitabevleri de eski eserleri neşrederken eskiden kullanılan bazı kelime ve kavramların manalarını ya ait oldukları sayfanın hemen altına dipnotu halinde veya kitabın sonunda ilave lügatçe olarak kaydetmelidir.. bu şekilde davranmak, esere ilmi, hayati ve pratik vasıflar kazandıracak ve okuyuculara daha çok hizmet etme imkanı sağlayacaktır..

sözümüzü bazı gerçekleri dile getirerek bitirmek maksadımızı iyi anlatmaya yarayacaktır..

avusturyalı ludving vitgenştayn adındaki meşhur dil bilimci ve dil filozofunun meşhur olmuş şöyle bir cümlesi vardır (dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır..)

cümleyi yorumlayalım:

dilimin sınırları derken, bildiğimiz kelime tabir, terim ve kavramların miktarı ayrıca kullanabildiğimiz cümle, ibare, cümlecik çeşitleri ve tiplerinin toplamını kastediyoruz..

dünyamın sınırları derken de, zekamız, muhakeme kudretimiz, hayal etme gücümüz, hafızamız ve çağrışım yeteneğimiz.. hayattaki başarılarımız, yaptığımız işler.. vücuda getirdiğimiz eserlerimiz.. bunları anlamaktayız..

demek ki bildiğimiz türkçe deyince eski ve yeni bütün kullandığımız yahut kullanmamız gereken kelime, kavram, cümle çeşitleri ve tiplerini toplu halde murad ediyoruz..

kelime hazinemizi gün geçtikçe zenginleştirmeliyiz.. dilimize karışmış, konuşma, yazma ve düşünmemizi kolaylaştıran (arapçadan, farsçadan, ingilizce, fransızca, latince, rumca ve ermeniceden, almancadan gelme, geçme) kelime ve kavramları da kullanarak ifade kudretimizi artırmalıyız..

konuşma ve yazmamıza hizmet eden bütün kelimeler dilimize ait sayılır…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.