Yazarlar Bir işin suyu çıkmaya görsün

Bir işin suyu çıkmaya görsün…

Osman Özsoy
Osman Özsoy Gazete Yazarı

Taksim Gezi Parkı eksenli olaylar, "bu ülkede böyle bir muhalefet ve insaf ölçülerini aşan böylesine bir karşıtlık zihniyeti olduğu sürece, Başbakan Erdoğan son nefesine kadar girdiği her seçimde birinci olur" şeklindeki düşüncemi iyice pekiştirdi.

Taksim Gezi Parkı"ndaki 13 ağacın sökülüp başka yere taşınacağı tepkisi ile başlayıp giderek büyüyen ve genişleyen eylemlerin geldiği noktaya bakın...

Eylem diye başlayan gösteriler ücretsiz nevale servisinin yapıldığı hemşehri derneklerinin düzenlediği türden pikniğe, şehrin göbeğinde izci çadırı kurma keyfinin yaşandığı fantastik eğlenceye dönüştü. Canları sıkıldıkça Taksim Gezi Parkı"nda yakartop oynuyor gençler. Kale niyetine iki taş dikip penaltı atışları yapıyorlar.

Hükümetin sağladığı huzur ve güven ortamında karınları tok, sırtları pek bir şekilde şehrin göbeğinde eğleniyorlar...

Kitlelerin kimi konularda rahatsızlıkları, seslerini duyurmak istedikleri haklı sorunları yok mu?

Hangi ülkede yok ki?

Şu nokta unutulmamalı…

Bir işin ciddiyetinin kaybettiği an, suyunun çıktığı andır...

Bir iş sulanmaya görsün, tüm ciddiyetini kaybeder.

Cumhuriyet tarihinde güçlü hükümetlerde görev yapan bakanlardan görevden alınanlara bir bakınız… Medyada hangi bakan hakkında espriler üretilmeye başlanmışsa, adı geçtiğinde kitlelerin yüzüne tebessüm yayılıyorsa, ilgili bakan ciddiyetini ve saygınlığını kaybetmiştir. Çok geçmeden de görevden alındıklarını görülmüştür.

Ekranda gördüm...

Kendisi ile yapılan bir röportajda 20 yaşındaki bir genç, "Taksim"de gecelemek ve banka uzanıp yatmak benim için bir macera... Rüyamda görsem, burada çimlere uzanıp günlerce eğleneceğim aklıma gelmezdi..." dedi...

"Wall Street"i İşgal Et" sloganıyla Amerika"da başlayan ve ardından küresel krizin vurduğu diğer ülkelere de sıçrayan eylemlerde gençler, "açız, işsisiz, yüzde 99"ının hakkının faiz ve rant lobisi olan yüzde 1"e peşkes çekilmesine razı değiliz" diye haykırıyorlardı. Dar gelirli kesimler batarken bir avuç banka sahibinin kurtartılması için hazine kaynaklarının pompalanmasına itiraz ediyorlardı. Adalet istiyorlardı.

Şu çelişkiye bakın ki; Taksim Gezi Parkı eylemlerine ülkemizden en ilginç destek önemli bir bankanın genel müdüründen geldi. Hükümetin icraatlarından bir banka genel müdürünün rahatsız olması ne ilginç değil mi?

Halbuki aynı banka, ödediği 1 milyar 180 milyon (eski parayla 1.2 katrilyon) lira ile 2012 yılında en fazla kurumlar vergisi ödeyen kurum oldu. Dünyanın en yüksek faiz gelirleri ile zenginleştikleri yetmiyormuş gibi, tüketiciye çıkardıkları akıl almaz bankacılık işlem ücretleri ile servetlerini katladıkça katladılar.

Yine de yetmemiş demek ki...

Eski düzen gelsin istiyorlar...

Nitekim Başbakan Erdoğan son olaylar üzerine yaptığı açıklamada, "Faiz lobisi yıllarca benim milletimin alın terini sömürdü. Bundan sonra sömüremeyeceksin. Çok sabrettik. Bu lobiyi oluşturan bir banka, iki banka kim varsa hepsi için aynı şeyi söylüyorum. Siz ki bize karşı böyle bir mücadeleyi başlattınız. Bunun bedelini ağır ödeyeceksiniz" dedi.

Hiç kuşkusuz sert sözler bunlar…

AK Parti"nin iktidar yıllarında fakir fukaranın durumu 3 kat iyileşmişse, oluşan istikrar, güven ve huzur ikliminde zengin 10 kat zenginleşti. Fakat faizden zengin olmaya alışkın olanlara üretim ve hizmet sektöründen para kazanmak biraz ağır gelmiş gibi görünüyor.

Taksim Gezi Parkı"ndaki 13 ağaç için başlatılan ve giderek ülke geneline yayılan eylemler eğer bugüne kadar "ülkenin en köklü meselelerinde tavır alma" konusunda da gösterilebilseydi, ülke olarak geldiğimiz nokta da, hatta demokrasimiz de bugünkünden çok daha ileride olurdu.

Alınmak gücenmek yok. Son eylemler bende, "dünya bu kadar karışıkken, ülkemiz neden bu kadar iyi?" şeklindeki bir kafa karışıklığından, ya da "Türkler de çok oluyor, bu kadar iyi olmamalılar ve frenlenmeliler" şeklindeki bir ayağı dışarıda küresel boyutlu bir hasetten kaynaklanmış olabileceğini düşündürtüyor.

Yoksa sadece yeri değiştirilen 13 ağaç için ortalığın bu kadar velveleye verilmesinin pire için yorgan yakmaktan ne farkı kalır ki?

Haydi gençler, şimdi eve dönme vakti. Her şeyi tadında bırakmak ve tavında tutmak gerekiyor. Mesaj alındı diye düşünüyorum…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.