Yazarlar Muhalefeti kıskandıran tablo

Muhalefeti kıskandıran tablo…

Osman Özsoy
Osman Özsoy Gazete Yazarı

Taksim Gezi Parkı eksenli olaylarda aslında en büyük mesaj muhalefete verildi.

AK Parti iktidara geldiğinden bu yana yokluğu derinden hissedilen muhalefet boşluğunu Taksim Gezi Parkı eylemcileri 3 günde doldurdu.

Hem öyle doldurdular ki, gündem belirlemekle kalmadılar, hükümete bir bakıma geri adım da attırdılar.

Ülkenin dört bir yanında gösterilere katılanların sayısı, iktidarı rüyalarında bile görmekte zorlanan muhalefet partilerinin gıpta edeceği boyuta ulaştı.

Üstelik sadece muhalefete mesaj vermekle kalmadılar, hükümeti de ilk kez bu ölçüde harekete geçiren ve "hele bir de şunlara kulak verelim" diye kendilerine baktıracak bir görüntü ortaya koydular.

Eylemlerin başladığı daha ilk günlerde orta yolu tutturan bir açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, olayların giderek tırmandığı ve çığırından çıkma eğilimi gösterdiği günlerde Başbakan Vekili sıfatıyla kameraların karşısına geçtiğinde toplantıya 1-0 önde başlayabildi.

Dilediği "özür" ve yaptığı açıklamalardaki üslup kendi adına bir geri adım atma sayılmazdı. Zaten daha en baştan polislerin orantısız güç kullanımı ve çevre konusunda duyarlı kesimlerin demokratik tepkilerini dile getirme hakkını kamuoyuna deklare etmişti. Bu durum kendisi için büyük bir avantaj oldu. Bu nedenle kameraların karşısına geçtiğinde bu fırsatı iyi kullandı. Hükümeti de toplumu da rahatlattı.

Ülke geneline yayılan Taksim Gezi Parkı eylemlerini böylesine heyecan ve organizasyonla bir muhalefet partisi tertip edebilmiş olsa, iktidarın en güçlü alternatiflerinden biri olabilirdi...

Taşkınlıkları bir kenara bırakacak olursak, AK Parti hükümetine muhalefet partilerinden herhangi birinin alternatif olması yönünde bir seçeneğin ufukta görünmediği, askerin de artık tahrik edilme oyunlarına gelmediği ülkemizde, toplumun belli kesimlerinde rahatsızlık oluşturan kimi icraatlar konusunda hükümete nasıl mesaj verilebileceğinin ilk kez bu çapta bir örneği sergilendi...

Bazen toplumlarda birikmiş gazları boşaltmak için de sosyal tahliye kanalları gerekir...

Eğer olaylar bu haliyle yatışır ve kitlesel olaylar tırmanmazsa, uzun zamandır toplumun muhalif kesimlerinde sıkışan enerjinin boşalması az da olsa terapik bir rahatlamaya, siyasetteki gergin dilin kısmen de olsa azalmasına vesile olabilir.

Muhalefet partilerinin başarısızlığı ve etkisizliği, Başbakan Erdoğan"ı dengeleyebilecek ve yükünü hafifletebilecek bir çapta değildi. Gösterilerin belki de en çarpıcı boyutu AK Parti"yi, hatta hükümeti değil, doğrudan Başbakan Erdoğan"ı hedef alması oldu. Toplum bir bakıma Başbakan Erdoğan"ı dengeleme misyonunu üstlendi. Eğer hükümet genel olarak başarısız bulunsaydı tepkilerin odağına yerleşmesi işten bile değildi.

Ortaya çıkan tablo, iktidardan memnun, halka rağmen atılan adımlardan ise memnun olmayan bir kitle gerçeğini ortaya koydu.

Sözün kısası; ülke geneline yayılan Taksim Gezi Parkı eylemlerinden hükümete bir uyarı, bir kulak çekme mesajı çıkar ama, mevcut haliyle bu muhalefete iktidar yolu yine de çıkmaz.

Başbakan Erdoğan eğer gerekli mesajı alır ve bir özeleştiri sürecine girerse, yaşadığımız olaylar, Cumhuriyet Tarihinin en çalışkan başbakanını yeniden geriye kazanma ve herkesi kucaklayacak şekilde aynı tempo ile yeniden çalışmalarını sürdürme konusunda vesile de oluşturabilir.

Tekrar ediyorum; Vardır bu işte de bir hayır…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.