Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar İlginç bir yanlış bilinç örneği (2)

İlginç bir yanlış bilinç örneği (2)

Rasim Özdenören
Rasim Özdenören Gazete Yazarı

Bundan önceki yazımızda (23 Haziran 13/Pazar) Emek ve Adalet Platformu"nun çağrısıyla 13 Haziran 2013 Perşembe akşamı Vefa"da Mazlum-Der İstanbul Şubesi"nde hazırlanarak kamuoyuna sunulan bildirinin bir yanlış bilinç örneği olarak dışa vurduğu üzerinde duruyorduk. Ancak konuyu tamamlayamamıştık. Bildirideki cümlelerden hareketle mülahazalarımızı ortaya koymayı sürdürüyoruz. Kaldığımız yerden:

* Ey Müslümanlar!

Hayatımız değişiyor. Çocuklarımıza başka bir dünya bırakacağız. Diktiğimiz AVM"ler ve tükettiklerimiz üzerinden kendini değerli bulan bir nesil inşa ediyoruz. Kibirli, bencil, ahlak ve fedakârlık duygusundan yoksun, zalim bir topluluğa dönüşmemek için sadece güç, statü ve paraya önem veren yaşam idealinden sıyrılmalıyız. Mahallemiz parçalanıyor. Artık zenginlerle fakirlerin ayrı camilerde namaz kıldığı bir topluma doğru gidiyoruz. Çocuklarınızın bir yoksula, düşküne dost ve komşu olmasını istemiyor musunuz? AVM"ler ile simgeleşen bu tüketim kültürü hepimizi, yaralarını saramayacağımız günlere sürüklüyor.

- Müslümanlara yapılan bu çağrı isabetlidir. Ancak buradaki yanlışlık şu noktada tecelli ediyor: Sen, AVM"leri ortaya çıkaran toplumsal/iktisadî düzeni bertaraf etmedikçe onun sonuçlarıyla etkili bir mücadeleyi sürdüremezsin. Bu cümlelerde yakınma konusu edilen hususların tümü dünya sisteminin bu ülkenin kurulu düzeninde yansımasını bulan mazarratlardır. O düzen öyle kalsın, fakat sen onun sonuçlarıyla, semptomlarıyla uğraşmayı iş edin! İşte, yanlış bilinç dediğim husus burada ortaya çıkıyor.

Elbette şu durumu karıştırmamak lazım: Bir Müslüman, kötü bir dünyada da iyi bir Müslüman olmanın üstesinden gelebilir. Gelmelidir. Fakat burada söz konusu olan husus bu değil. Olayı, kökünden, en dibinde ele almadıkça, bireysel bilincimizi bu istikamette keskinleştirmedikçe, bildiride öngörülen hususların kuvveden fiile aktarılması palyatif tedbir olarak salon oyunu düzleminde insanlara hoşça vakit geçirtebilir, ama bundan beklenen maksat hasıl olmaz. Taksim"de açılması önlenen AVM başka yerlerde açılmaya devam eder, maksat bu mudur?

*15 yıl önce polis gücüyle çocuklarımıza ne yapıldığını unuttuk mu? Bugün aynı polis gücü bize benzemeyen insanlara gözlerimiz önünde zulmettiğinde niçin haklı olsun? Adalet her zaman nefrete karşı ayakta tutulması gereken ilahi bir emir değil mi?

- 15 yıl önceki düzen değişmiş değil arkadaşlar. Aynı kurulu düzenin zemininde oyun devam ediyor. Kaldı ki, bir kez daha vurgulayalım: Polis, bir iki gün gecikmeyle de olsa masum protestocularla "çapulcuları" birbirinden ayırarak hareket etmiştir. Polise karşı yapılan tahrik edici, mütecaviz davranışları da hiç kale almayalım... Kaldı ki, bu gün polise karşı direnenlerin durumu yavuz hırsızın ev sahibine baskın çıkması örneğine daha yakın duruyor.

???

Buna benzer bir olayı biz bundan 105 yıl önce, 1908"de, 31 Mart vakasında da yaşadık. Sultan Abdülhamid Han"ı devirmek üzere Selanik"ten İstanbul"a intikal eden "Hareket Ordusu" ellerinde "Şeriat İsterük" pankartlarıyla İstanbul sokaklarında başkaldırı gösterilerine girişmişlerdi. Kendisinden şeriat talep ettikleri kişi kimdi, biliyorsunuz. İslam tarihinde ilk kez İslam"ın medeni hukuk hükümlerini Mecelle adı altında tedvin etmeye başlamış olan Sultan... Yüzyıllardır atıl kalan Hilafet kurumunu siyasal alanda yeniden işlevsel hale sokan Sultan... Sultan Abdülhamit Han... İşte ona karşı yürütülen başkaldırı hareketine, salt taleplerin cazibesine kapılarak katılan Müslümanlar da olmuştu. Bunlardan biri Bediüzzaman Saidi Nursi, diğeri şair Mehmet Akif (Ersoy) ve belki daha başkaları... Üstat Bediüzzaman daha sonra yanılgısının farkına varma erdemini ve meziyetini göstererek o dönemini "Eski Said" olarak tesmiye etmiştir. Akif ise ölünceye kadar hatasında sabit kalmıştır.

İşte "Şeriat İsterük" diye "Hareket Ordusu"nun arkasına takılarak yürümek de bir yanlış bilinç örneğiydi.

Yanlış bilinç taşıyan, hedefi yıkmakta işbirliği ettiği güçlerle bir yere kadar yürüyebilir, fakat yeni bir hedef inşa etmeye girişildiğinde, işbirliği halinde bulunduğu kimselerle hiç de aynı hedeflere sahip çıkmadığını fark eder. Fakat o zaman çoktan iş işten geçmiş olur.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.