Yazarlar Dürüst olmak / dürüst gibi görünmek

Dürüst olmak / dürüst gibi görünmek

Rasim Özdenören
Rasim Özdenören Gazete Yazarı

Dürüst gibi görünmek isteyenlerin çoğu rolünü başarıyla yürütür. Öyle ki, o, kendini giderek dürüst sanmaya bile başlayabilir. Gündelik yaşantımızın ve siyaset dünyasının en itici tipidir bu kişi…

Dürüstlük kişinin öznel durumuyla ilgili... O, sadece kendinin bileceği bir bilgiyle yüklüdür. Ve nesnel olarak kişinin dürüst olup olmadığını ölçecek bir kıstas elde bulunmuyor.

Öznel olması yönüyle de doğruluktan farklıdır.

Bir önermenin “doğru” olup olmadığı nesnel olarak ölçülebilir, görülebilir. “Masanın üstünde kalem yok” önermesinin doğru olup olmadığını görmek için işaret edilen masaya bakmak yeterlidir. Masanın üstünde kalem yoksa, önerme doğrudur. Orada bir kalem görüyorsak bu önerme yanlıştır.

Ama “Ben siyaset ortamında görünmek istemiyorum” diyen birinin bu cümlesinin doğru olup olmadığını bilecek kişi sadece onu söyleyenin kendisidir. Bu önermenin sonradan yalanlanması bile, o cümlenin gerçekte doğru olup olmadığını tespite güç yetiremez. Çünkü kişi, “o zaman öyle düşünüyordum, şimdiki fikrim budur” dediğinde yapacak bir şey kalmaz. Meğerki konu yargılama alanına girmiş ola! O durumda kişinin dürüst olup olmadığı, başka bir ifadeyle, dediği ile iç gerçekliğinin birbiriyle tutarlı olup olmadığını kanıtlamak gerekir. Kanıtlanabilirse tabii ki…

Yaşadığımız dünyada ikiyüzlülük neredeyse doğal hale geldi demek mümkün görünüyor.

İkiyüzlülük acaba yalancılıkla örtüşüyor mu?

İçteki gerçekliği dışarıya doğru olarak yansıtmayan biri belli ki yalan da söylemiş oluyor. Ama ikiyüzlü her zaman yalancı sayılmayabilir.

İkiyüzlüde münafıklık alameti de görülebilir. Ama onu münafık olarak nitelemek de isabetli olmayabilir. Kimi halleri münafıkça görünse bile onu tam bir münafıklıkla itham etmek de isabetli görünmüyor. İkiyüzlülüğün eski dilimizdeki karşılığı riyakârlıktır. Münafık inanmadığı halde kendini inanıyormuş gibi gösteren biridir. Kuşkusuz bu da bir ikiyüzlülüktür. Ancak münafık dışarıya karşı gerçek yüzünü asla göstermez. Riyakâr ise kandırmak için yalan söyler. Riya yapmak sürekli olabilir, ama sürekli olması şart değildir. Riyakâr işine geldiği zaman riya yapar. Her şeye rağmen onu münafık ile karıştırmamak gerekiyor.

İkiyüzlü olsun, münafık olsun, ortak paydaları yalancılıktır.

Gündelik hayatımızda hukukun temel ilkelerinden olan ve bir arada yaşamamızı sağlayan bir temel esas var: hukuk usulünde bu ilkeye iddianın ve savunmanın bölünemez oluşu, deniyor... Anlamı şu: iddiada olsun savunmada olsun, onun bir kısmını kabul edip bir kısmını reddetmek kabul edilemez. Her ikisi de ya tümüyle kabul edilir veya tümüyle reddedilir.

İkiyüzlü (riyakâr) işte gündelik yaşantımızda bu ilkeyi bozuyor.

İkiyüzlü veya münafık tipinin ortak özelliği sinsi oluşlarıdır. Her iki durumda da sahtekârlık söz konusu... Dostoyevski’nin nihilist tipine benzemez o. Nihilist, inanıyorsa inandığına inanmaz, inanmıyorsa inanmadığına… Sinsi ise, inanırsa inanmıyormuş gibi görünür, inanmıyorsa inanıyormuş gibi…

Bu tip, gündelik yaşantımızda da işe yaramaz biridir.

Siyaset dünyasının en itici yüzünün sinsi tip olduğunu söyleyebilirim. Dürüst değildir, ama dürüst görünmek ister. Zarı, daima düşeş atar; kendi yüzünün tersine o zarda dubara yoktur…

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.