Yazarlar Nifak

Nifak

Rasim Özdenören
Rasim Özdenören Gazete Yazarı

Nifak, olumsuz anlamıyla ara bozmak, iki kişinin veya iki tarafın arasını açmak anlamına geliyor. Dini bağlamda dinde riya etme anlamında kullanılıyor. Yani Müslüman görünüp kâfir kalmayı ifade ediyor. Aynı kökten çıkan münafık kelimesi de ikiyüzlülüğü ifade ediyor, Müslüman görünmesine rağmen küfürde kalmış kimse...

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Rasim Özdenören : Nifak
Haber Merkezi 27 Haziran 2019, Perşembe Yeni Şafak
Nifak yazısının sesli anlatımı ve tüm Rasim Özdenören yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Aynı fikri paylaşmamak veya bir konu üzerinde farklı görüşlere sahip olmak nifak veya münafıklık değildir. Burada taraflar kendi görüşlerini açık kalplilikle ve içtenlikle karşılıklı olarak dermeyan ederler. Burada mesele yok. Ancak asal görüşünü gizleyip muhatabının hoşlanacağını düşündüğü görüşü sahipleniyormuş gibi görünmek, üstelik bu görüntüyü kötü niyetle ortaya koymak münafıklıktır...

Türkiye Tanzimat’tan bu yana münafıkların tasallutunda kaldı.

İçerideki ve dışarıdaki münafıklar ülkenin yıkılmasına neden oldu.

Bu münafıklar güruhu Osmanlı Devletini kendi özgüçleri ile yıkmayı başaramayacaklarını anlayınca, ülke tebaası arasına nifak sokmayı denedi. Esef ki bu denemede de başarılı oldular.

Bütün İslam âlemi Osmanlı yönetiminde asırlarca birlik ve bütünlük, huzur ve mutluluk içinde yaşamayı başarmışken, özellikle İkinci Meşrutiyet döneminden itibaren (İttihatçılar dönemi, 1908 sonrası) Osmanlı ülkesinin her yanına nifak tohumları ekilmiş ve Birinci Dünya Savaşı’ndan (Harb-ı Umumi) sonra bu tohumların hasadı da devşirilmeye başlanmıştır.

Osmanlı yönetiminde dillerine, dinlerine müdahale edilmemiş olan Müslüman ve gayrimüslim toplulukların dillerine ve kültürlerine müdahale edilmiş; bu ülkelerin hepsi neredeyse toptan Osmanlı düşmanı haline getirilmiştir. Kısa bir süre de olsa Avrupa’nın çeşitli ülkelerinin mandası altında yaşayan Müslüman topluluklar manda yönetiminden kurtulduktan sonra neredeyse kendi dillerini unutur hale gelmişler, resmi dil olarak mandater yönetimin, İngiliz, Fransız, İtalyan dillerini benimseyip konuşmaya başlamışlardır.

Özellikle bazı Arap toplulukları iflah olmaz bir Osmanlı düşmanı haline gelmişlerdir.

Cumhuriyet döneminde bu topluluklar sözümona diplomasi nezaketi çerçevesinde Osmanlıya (veya Türk’e) karşı husumetlerini gizleme çabası göstermiş olsalar da asal niyetlerini saklı tutma çabasından vaz geçmemişlerdir.

AK Parti iktidarı aynı bütünlüğü sağlamaya olanca gücüyle çaba gösteriyor. Bu çaba elbette desteklenmeye değer... Ancak katranı ne kadar kaynatırsan kaynat şeker olmaz fehvasınca, bu toplulukları da sonradan edindikleri önyargılarından vazgeçirmek o denli zor...

Son Libya olayında orada yaşayan Türklere karşı zorbaca tutum bunun mini bir örneği... Ama asıl Osmanlı Devletinin yıkılmasıyla altüst olan uluslararası ilişkilerde yeni dengenin kurulmasında Müslüman toplulukların ayrı baş çekmesinde ortaya çıkıyor. Müslüman toplulukların birbirlerine karşı güvensizlikleri, dahası gizli husumetleri tüm haşmetiyle ortaya çıkıyor.

Türkiye’nin bu doğrultudaki çabası ortaklaşa bir destek görmese de, uzun vadede sonuç vermesini beklememiz gerekiyor. İslam ümmetinin yanlışta ittifak etmeyeceğine ilişkin vaat bizim için güvence kabul edilmeli...

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.