Yazarlar Excel programındaki hesaplama problemi

Excel programındaki hesaplama problemi

Recep Yeter - Pazar
Recep Yeter - Pazar Gazete Yazarı
Hafta içi bir PR firmasının kahvaltı davetine iştirak ettim. Mühim bir mevzu değilse, LCV amcayı arama huyum yoktur, pat diye dalarım. Bilirim ki, ne kadar çok ''ilgili'' gazeteci gelirse o kadar sevinilir.

Tabi ki, katılım oranını kestirmeniz şart, taliplisi yoğun bir toplantıda ayazda kalırsınız.

Yakın bir tarihte, davetlilere Samsung SII telefon hediye edilen davete 300 kişinin katıldığını öğrenince şaşırıp üzülmüştüm. Böylesine önemli toplantıyı kaçırdığım için. Sonra ''iyi ki gitmemişim'' dedim, kesin yine LCV amcayı aramadan gider, yüksek yüksek yerlerde yapılan davette toplantı silüetini bozarak ayakta kalır ve üşütüverirdim.

Telefon dedim de, gazeteciliğe başladığım ve baba parasıyla geçindiğim stajyerlik günlerinde Genpa''nın toplantısında hediye edilen kayıt cihazı ilaç gibi gelmişti.

Neyse konu başka.

Excel isimli köklü bir PR şirketimiz var.

Sahibi bir mühendis. Halen, Türkiye''deki PR ajanslarının çatısı olan ida''nın dönem başkanı, Figen İşbir Hanımefendi.

Söz konusu toplantı, Excel tarafından Kalkınma Bakanlığı''nın yüzde 50 desteğiyle hayata geçirilen vakit&nakit projesinin tanıtımıyla ilgiliydi. Proje; web veya ağ üzerinden çalışan bir yazılım içeriyor. Hizmet sektöründeki firmalara, hangi müşterileri için ne kadar zaman harcadıklarını, müşterinin gözü önünde ya da ofis ortamında cereyan eden toplantı, çalışma, görüşme gibi etkinliklerin maliyet ve sürelerini raporlamaya yarıyor.

Sistem, ajans çalışanının yaptığı her etkinliği süresi, sonuçları, toplantı yapılmışsa toplantı notları, yapılan harcama miktarını vs. 1-2 dakika zaman harcayarak sisteme girmesi şeklinde işliyor. Böylece hizmet veren PR ya da reklam ajansı, müşterisine, ''senin için şu kadar zaman-şu kadar personelle çalıştım'' diyebilirken, kendisi maliyet-performans dengesini de kontrol altında tutabiliyor.

Sistem kurumsal hafızanın kayıt altında tutulmasına da imkan sağlıyor ki bu önemli.

Figen Hanım, Levent''teki Edition Otel''de (eski HSBC binası) düzenlenen kahvaltıda vakit&nakit''i özetledi. (HSBC demişken, Sedat Yeşilyurt kardeşime rahmet dilemeyi hatırlatayım... Yazıyı bitirince Sedat kardeşim için bir Fatiha lütfen...)

Söz konusu sistem, Ağustos''tan sonra ücretli olacak. Geliri ida''ya kalacak.

Figen Hanım, (nasıl yapılacağına dair hiç bir fikrim yok, kendisi de detay vermedi) bir projeden daha bahsetti. Vakit&Nakit''in ikinci adımı olan çalışma, firmalara hizmet aldıkları PR ajanslarının kendilerine ne kazandırdığını ölçümleme imkanı sunacakmış.

Bu önemli bir problem ve bahsedilen ikinci adım da (yapılabilirliğine ikna olmasam da) bu problemin bir çözümü olabilir. Çünkü PR hizmeti alan firmalar, sonucun gazetede-televizyonda çıkan haberlerden ibaret olduğunu zannediyor. İşin stratejik iletişim danışmanlığı kısmının, algı yönetiminin (büyük bütçeli, kamuoyu araştırmalarıyla yürüyen reklam çalışmaları dışında) somut bir ölçümlemesi mümkün olmuyor.

Excel vakit&nakit ile sektörün gelişmesi için ''bir şey'' yapmış. Bu açıdan güzel bir şey.

Yazılım sektöründeki arkadaşlarıma sordum, aynı sistemi 20 bin dolara yaptırmak mümkünmüş. Ben rakamı çok az buldum. Bir internet girişimcisi olarak 50 bin dolara ikna olurum. Hadi zorlayalım 100 bin lira olsun.

Gelelim probleme...

Excel''in projesinin bütçesi için ise 500 bin lira harcanmış. Yarısını, yani 250 binini İstanbul Kalkınma Ajansı vermiş. Bir projeden böylesine para kazanan yazılım sektörü adına mutlu oldum. İnşallah proje bütçesinin hazırlandığı Microsof Excel programında bir hesaplama hatası yapılmamıştır.

Toplu ulaşım acemilerine tüyolar

Malum, İstanbul''da ulaşmak istediğiniz istikametlere geçici olarak varılamıyor. Yollar servis dışı. Emniyet şeridinden mesaj yollamak yasak. İki ters şerit, ardından hafif meyilli düzlüklerde atılan boş vites kâr etmiyor.

İnsanın kontak kapatıp, bunu bir eylem, bir grev bilesi geliyor.

Ama nafile. Heveslenmeyin, bu nafile ahirette işe yaramıyor.

Mecburen, elleri açıp duaya başlıyor, şu Metrobüs''ü icad edene rahmet okuyorsunuz.

Toplu taşıma konusunda şerbetli biri olarak, bana hiç zor gelmiyor Allah için.

Felekten ''Basın'' damgalı Sarı Kart''ı yemiş, ceza sınırındaki temkinli bir oyuncu olarak, nereden inilir, nereden binilir fenabiliyorum.

Ama otobüslerimizde tramvaylarımızda gördüğüm çiçeği burnundaki bembeyaz yakalılarmıza üzülüveriyorum.

O bembeyaz yakalar sıcakta terleyince nasıl da sararıveriyor.

O, Ayşe Teyze eli değmiş yakalarının ilk kez Metrobüs görmüşlüğü yok mu...

İçimin yağları eriyor.

İşte bu sebeple geçici servislerinin dışına taşıp soluğu toplu taşıma araçlarında alan taze hemşehrilerime bir kaç tüyo pas edeyim istiyorum.

Öncelikle İstanbul''a hoşgeldiniz.

Peşinen teşekkür edeyim. Bu Metrobüs sayenizde var. Siz, yani hergün, 300-500 beygirin çektiği koca koca otomobillere tek başınıza binip trafiği felç eden İstanbullularımız olmasa, Metrobüs diye bir mevzu da ihdas edilmezdi.

Ve üzücü haber, belirteyimki Metrobüs''lerin VIP kısmı henüz mevcut değil.

Yani ön kapıyı zorlamanıza gerek yok. Binişler için de inişler için de her kapı mübah.

Henüz nasıl binilir diye beyaz beyaz düşünüyorsanız, yapmanız gereken hızlıca bir İETT bayisine uğramak ve İstanbul Kart çıkartmak. Business Card, CIP Kart, VIP kart değil. Lütfen dikkat.

Tabi, eğer ''Metrobüsü her zaman kullanan biri değilim, şu trafik olmasa işime arabamla gider gelirim'' havası verme taraftarıysanız, size tek geçişli biletlerimiz pek bir yakışabilir.

Ama iki duraklık yolu, 1.70 kuruşa gitmek varken niye 3 liraya gidesiniz değil mi? Neticede, Ayşe Teyze de sizinle aynı durakta iniyor ve daha az ödüyor.

Yani 3 TL verince otobüsümüz biraz daha eğilmiyor sizi indirmek için.

Başka bir tüyo daha. Daha az ödemek için aylık kart çıkartabilirsiniz. Ben sordum, her ay Eski Kafa''da 10 çay içilip, Nato Kafa''da üç porsiyon börek yenilebiliyor, artan parayla. Bu mekanlardan ilki tam sizlik. Şu sıralar genelde anlaşabileceğiniz insanlar gidiyor. Yaka boylarını ölçtüm, benden üç beş cm kalın.. Pardon geniş.

Unutmadan... Metrobüsteki en önemli atraksiyon, kapağı içeri atmak.

Kapı önündeki yığılmalara aldanmayın, ceketinizin kolu buruşuncaya kadar, bir boşluk bulmanız işten değil. Mübarek, at koşturmak istesen müsait, o derece... Hatta, eşofmanla yola çıkın, sabah sporunu körükler arasında yapın.

Elinizde çantanız var ise ön kapıyı öneririm. Şoförün hemen arkasındaki mahal, tam çantalık. Fakat popo kısmına dikkat. Geçiş için biraz dar.

Metrobüsü idare eden yetkililere önereceğim ama size şimdiden çıtlatayım.

Arka koltuk efsanesi diye bir şey var. Sabah toplantılarınız için randevuyu Metrobüs''te verin. Eskiden Fenerli arkadaşlar otururdu, dörtlenirdi, şimdi GS''li yolcular bile sığıyor. Anladınız. Altı koltuk var yani. İki kişi de diğer yolculara perde olsun, alın size rezidance, 63 dakikada Avcılar-Sögütlüçeşme. Bir durak erken inin, dönüşe para vermeyin etti mi 126 dakika... Haftalık değil, aylık toplantı yapsan, yeridir.

Metrobüs''te körük kısmı en havalı bölgedir. Her iki taraftan karşılıklı tam 11 koltuk size bakar. Arena''da oynasan öyle havası olmaz.

Bir de şoför muhabbeti iyidir. Dikkatlerini dağıtmadan, kendilerini gevşetecek bir kaç fıkra biliyorsanız yanaşın. Yolculuk süresince VIP havası oluşur, hem de manzara seyredersiniz.

Son olarak, bu gelip geçici sıkışıklığı saymıyor, Eylül''den sonra da bekliyoruz.

Hatta patrona da haberin. Buyursun.

Müsaadenizle...

Bugün itibariyle tam altı yıl olmuş. Ne kadar çabuk geçti. Benim gibi bir yengeç burcuna katlanmanın ne kadar zor olduğunu bilirim. Altı yıllık evliliğimiz boyunca iki tane güzel yavruyu dünyaya getiren ve benim gibi bir iş delisi gazetecinin tüm ihmaline rağmen onlara başarıyla annelik yapan sevgili eşim. Allah yokluğunu göstermesin. Amin...

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.